CEMAZİYEL -EVVEL HAKİKAT DAMLASI
HADİS-İ ŞERİF IŞIĞINDA AHİRZAMAN “Siz öyle bir zamanda yaşıyorsunuz ki sizden biriniz emrolunduğu şeylerin onda birini terk etse helâk olur. Sonra öyle bir zaman gelecek ki sizden kim emrolunduğu şeyin onda birini yapsa kurtulur.” (Tirmizî, Fiten, 79/2267) “Öyle bir zaman gelecek ki o zaman şu üç şeyden daha kıymetli birşey olmayacaktır: Helal para, can u gönülden arkadaşlık yapılacak bir kardeş ve kendisiyle amel edilecek bir sünnet.” (Heysemî, I, 172) “Öyle bir zaman gelecek ki, kişi helâlden mi haramdan mı kazandığına aldırmayacak!” (Buharî, Büyû; 7) Ebu Said el-Hudrî’den rivayet edildiğine göre Rasûlullâh -sallallâhu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: “Aranızda öyle bir grup ortaya çıkacaktır ki, namazınızı onların namazları, oruçlarınızı onların oruçları ve diğer amellerinizi de onların amelleri yanında az göreceksiniz. onlar Kur’ân okurlar, fakat okudukları boğazlarından aşağı geçmez. onlar okun yaydan çıktığı gibi dinden çıkarlar...” (Buhârî, Fedâilü’l-Kur’ân, 36) “Öyle bir zaman gelecek ki okuma meraklı kurrâ çoğalacak; fakîhler ise azalacak ve bu sûretle ilim çekilip alınacak. Daha sonra öyle bir zaman gelecek ki insanların okudukları boğazlarından aşağı geçmeyecek.” (Hakim, Müstedrek, V, 504) “Şiddetli bir şekilde yaklaşan fitne sebebiyle vay insanların hâline. İnsanlar mü’min olarak sabahlar da akşam kâfir oluverirler. İnsanlar dinlerini küçük dünya menfaati karşılığı değiştiriverirler. İşte öyle zamanda dinlerinde sâbit kalabilenler ellerinde kor ateşi tutanlar gibidirler.” (Ahmed İbn Hanbel, Müsned, II, 390; Ayrıca bkz. Müslim, İman 186; Tirmizi, Fiten 30, (2196) “Öyle bir zaman gelecek ki bütün insanlar ribâ ile iş yapacak. Ondan sakınanlar dahi tozuna bulaşmak durumunda kalacaklar.” (Nesâî, Büyû 2; İbnu Mâce, Ticârât 58; İbn Hanbel, Müsned, IV, 494; Beyhakî Sünen, IV, 275) “Öyle bir zaman gelecek ki doğru söyleyenler yalanlanacak, yalancılar ise doğrulanacak. Güvenilir kimseler hain sayılacak, hâinlere güvenilecek. İnsanlardan şâhidlik etmeleri istenmediği halde şâhidlik edecekler, yemin etmeleri istenmediği halde yemin edecekler,” (Taberâni, XXIII, 314) “Öyle bir zaman gelecek ki insanlar iyiliği özendirmeyecek, kötülükten de sakındırmayacaklar.” (Heysemî, Mecmauz-zevâid, VII, 280) Rasûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem- buyurdular ki: “Muhakkak ki insanlar üzerine öyle bir zaman gelecek ki, o vakit kişi altından sadaka ile (çarşı Pazar) dolaşır da bunu kendisinden sadaka olarak kabul edecek tek kişi bulamaz. O zaman, tek bir erkeğe kırk tane kadının tâbi olduğunu ve kadınların çokluğu ve erkeklerin azlığı sebebiyle ona sığındıklarını görürsün.” (Buhari, Zekât 9; MüsIim, Zekat 59) “Ben sizin dünya hırsıyla birbirinizle kapışmanızdan, birbirinizi katletmenizden ve sizden öncekiler gibi helâk olup gitmenizden korkuyorum.” (Müslim, Fezâil 31) “…Ben asıl sizin dünyayı elde etmek için birbirinizle kapışıp kavga etmenizden korkuyorum.” (Buhârî, Cenâiz 71, Menâkıb 25, Megâzî 27, Rikâk 7, 53; Müslim, Fezâil 30) Hz. Sevban radıyallahu anh anlatıyor: “Rasûlullâh -sallallâhu aleyhi ve sellem- buyurdular ki: “–Size çullanmak üzere, yabancı kavimlerin, tıpkı sofraya çağrışan yiyiciler gibi, birbirlerini çağıracakları zaman yakındır.” Orada bulunanlardan biri: “–O gün sayıca azlığımızdan mı bu durum başımıza gelecek?” diye sordu. “–Hayır, bilakis o gün siz çok olacaksınız. Lakin sizler bir selin getirip yığdığı çer-çöpler gibi hiçbir ağırlığı olmayan kimseler durumunda olacaksınız. Allah, düşmanlarınızın kalbinden size karşı korku duygusunu çıkaracak ve sizin kalplerinize zaafı atacak!” buyurdular. “–Zaaf da nedir ey Allah’ın Rasûlü?” denildi. “–Dünya sevgisi ve ölüm korkusu!” buyurdular.” (Ebu Davud, Melahim 5/4297) Ebu Ümeyye eş-Şa’bani anlatıyor: “Ey Ebu Sa’lebe dedim, şu ayet hakkında ne dersin?” (Mealen): “Ey iman edenler! Siz kendinize bakın. Siz doğru yolda oldukça, sapıtmış olanlar size zarar vermez.” (Maide 105) Bana şu cevabı verdi: “Gerçekten bunu, iyi bilen birine sordun. Zira ben aynı şeyi Rasûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem-’a sormuştum. Demişti ki: “Ma’rufa sarılın, münkerden de kaçının! Ne zaman uyulan bir cimrilik, takip edilen bir hevâ, (dine, ahirete) tercih edilen dünyalık görür, rey sahiplerinin (selefi dinlemeden) kendi reylerini beğendiklerini müşahade edersen, o zaman kendine bak. İnsanlarla uğraşmayı bırak. Zira (bu safhaya gelince) arkanızda sabır günleri var demektir. O günler avuçta ateş tutmak gibi (sıkıntılı)dır. O günlerde, sizin kadar amel yapabilen bir kimseye elli kişinin ecri verilecektir.” (Ebu Davud, Melahim 17/4341); Tirmizi, Tefsir, 5/3060); İbnu Mace, Fiten 21) Rasûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem- buyurdular ki: “-İnsanlar öyle günler görecek ki, katil niçin öldürdüğünü, maktul de niçin öldürüldüğünü bilemeyecek.” “-Bu nasıl olur?” diye soruldu. Şu cevabı verdi: “-Herçtir! Öldüren de ölen de ateştedir.” (Müslim, Fiten 56) Zübeyr İbnu Adiy rahimehullah anlatıyor: “Hz. Enes İbnu Mâlik radıyallahu anh’ın yanına girdik. Haccâc’ın bize yaptıklarını şikayet ettik. “-Sabredin, buyurdu. Zira öyle günlerle karşılaşacaksınız ki, her yeni gün, gidenden daha kötü olacak. Bu hal Rabbinize kavuşuncaya kadar devam edecek. Ben bunu, Rasûlunüz -sallallâhu aleyhi ve sellem-’den işittim.” (Buhari, Fiten 6; Tirmizi, Fiten 35/2206) Hz. Huzeyfe radıyallahu anh anlatıyor: “Rasûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem- birgün: “-Bana kaç müslüman olduğunu sayıverin” buyurdular. Biz: “-Ey Allah’ın Rasûlü! Bizim sayımız altı-yediyüze ulaşmış olduğu halde, hakkımızda korku mu taşıyorsunuz?” dedik. “-Siz bilemezsiniz, (çokluğunuza rağmen) imtihan olunabilirsiniz!” . Gerçekten öyle (belaya maruz kalıp) imtihan olunduk ki, içimizden namazını gizlice kılanlar oldu.” (Buhari, Cihad 181; Müslim, İman 235) Abdullah ibn-i Ömer -radıyallâhu anh- tarafından rivayet edilmiştir. Rasûlullâh –sallâllâhu aleyhi ve elem- bize yönelerek şöyle buyurdu: “Ey Muhacirler cemâati! Beş şey vardır ki, onlarla mübtelâ olacağınız zaman Ben sizlerin o şeylere erişmenizden Allâh’a sığınırım. Onlar şunlardır: 1- Bir milletin içinde zina, fuhuş ortaya çıkıp nihayet o millet bu suçu alenî olarak işlediğinde, mutlaka içlerinde taun hastalığı ve onlardan önce gelip-geçmiş milletlerde vuku bulmamış hastalıklar yayılır. 2- Ölçü ve tartıyı eksik yapan her millet mutlaka kıtlık, geçim sıkıntısı ve başlarındaki hükümdarların zulmü ile cezalandırılırlar. 3- Mallarının zekâtını vermekten kaçan her millet mutlaka yağmurdan menedilir (kuraklık cezası ile cezalandırılır) ve hayvanları olmasa (Allâh hayvanlara acımasa) onlara yağmur yağdırmaz. 4- Allâh’ın ahdini (emirlerini) ve Rasûlün sünnetini terk eden her milletin başına mutlaka Allâh kendilerinden olmayan düşmanı musallat eder ve düşman o milletin elindeki-avucundakilerin bir kısmını alır. 5- İmamları (yâni devlet adamları) Allâh’ın Kitabı ile amel etmeyip Allâh’ın indirdiği hükümlerden işlerine geleni seçtikçe Allâh onların hesabını kendi aralarında görür.” (İbn-i Mâce, Fiten, 22) Rasûlullah sallallahu aleyhi veselem şöyle buyurdu: “Fırat nehrinin suyu çekilip, aktığı yatakta bulunan bir altın dağı meydana çıkmadıkça ve kurtulup kazanan ben olayım diye birbiriyle çarpışan her yüz kişiden doksan dokuzu ölmedikçe kıyamet kopmaz.” (Buhârî, Fiten 24; Müslim, Fiten 29. Ayrıca bk. İbni Mâce, Fiten 25) Diğer bir rivayet ise şöyledir: “Pek yakında Fırat nehrinin suyu çekilerek aktığı yatakta bir altın hazinesi meydana çıkacaktır. O günü gören kimse, o hazineden kesinlikle bir şey almasın.” (Buhârî, Fiten 24; Müslim, Fiten 29-32. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Melâhim 13; Tirmizî, Sıfatü’l-cenne 26) “Nefsim kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki kişi bir kabre uğrayıp üzerine abanarak: ‘Keşke bu kabrin içinde ben olsaydım’ demedikçe kıyamet kopmaz. Hâlbuki bu sözü ona söyleten din değil, belâ olacaktır.” (Buhârî, Fiten, 22; Müslim, Fiten, 53-54) Öyle bir zamanın geleceği, insanların kalblerinin dünya sevgisi ile dolacağı, cihadı zarar olarak görüp zekat vermeyi altından kalkılması zor bir borç olarak görecekleri bildirilir. (Ali el-Müttaki, Kenz, III, 236/6322) Rasûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem- buyurdular ki: “-Beni İsrail üzerine gelen şeyler, aynıyla ümmetimin üzerine de gelecektir. Öyle ki onlardan aleni olarak annesine gelen olmuşsa, ümmetimden de bu çirkin işi mutlaka yapan olacaktır. Nitekim, Beni İsrail yetmişiki millete (dine, fırkaya) bölünmüştü. Benim ümmetim de yetmişüç millete bölünecektir. Bunlardan bir tanesi hariç hepsi ateştedir.” “-Bu fırka hangisidir?” diye soruldu. “-Benim ve ashabımın üzerinde olduğu şeyden ayrılmayanlardır!” buyurdular.” (Tirmizi, İman 18/2641) Rasûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem- buyurdular ki: “Ümeranız hayırlı olanlarınızdan iseler, zenginleriniz sehâvetkâr kimselerse, işlerinizi aranızda müşavere ile hallediyorsanız, bu durumda yerin üstü (hayat), altından (ölümden) hayırlıdır. Eğer ümeranız şerirlerinizden, zenginleriniz cimri ve işleriniz kadınların elinde ise, yerin altı üstünden, (ölmek yaşamaktan) daha hayırlıdır. (Çünkü artık dini ikame imkanı kalmaz).” (Tirmizi, Fiten 78/2266) Rasûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem- birgün: “-Gençlerinizin fıska düştüğü, kadınlarınızın azdığı zaman haliniz ne olur?” diye sormuştu. (Yanındakiler hayretle): “-Ey Allah’ın Rasûlü, yani böyle bir hal mi gelecek?” dediler. “-Evet, hatta daha beteri!” buyurdu ve devam etti: “-Emr-i bi’l-ma’rufta bulunmadığınız, nehy-i ani’l-münker yapmadığınız vakit haliniz ne olur?” diye sordu. (Yanındakiler hayretle:) “-Yani bu olacak mı?” dediler. “-Evet, hatta daha beteri!” buyurdular ve sormaya devam ettiler: “-Münkeri emredip, ma’rufu yasakladığınız zaman haliniz ne olur?” (Yanında bulunanlar iyice hayrete düşerek): “-Ey Allah’ın Rasûlü! Bu mutlaka olacak mı?” dediler. “-Evet, hatta daha beteri!” buyurdular ve devam ettiler: “-Ma’rufu münker, münkeri de ma’ruf addettiğiniz zaman haliniz ne olur?” (yanindeki Ashab:) “-Ey Allah’ın Rasûlü! Bu mutlaka olacak mı?” diye sordular. “-Evet, olacak!” buyurdular.” (Heysemi, Mecma’u’z-Zevaid, VII, 281) Rasûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem- buyurdular ki: “İnsanların dünyaca en bahtiyarını âdi oğlu âdiler teşkil etmedikçe Kıyamet kopmaz.” (Tirmizi, Fiten 37/2209) Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: “Rasûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem-, yanındaki cemaate konuşurken, bir adam gelerek: “-Ey Allah’ın Rasûlü! Kıyamet ne zaman kopacak?” dedi. Sallallâhu aleyhi ve sellem- konuşmasına devam etti, sözlerini bitirdiği vakit: “-Sual sâhibi nerede?” buyurdular. Adam: “-İşte buradayım ey Allah’ın Rasûlü!” dedi. Sallallâhu aleyhi ve sellem-: “-Emanet zâyi edildiği vakit Kıyameti bekleyin!” buyurdular. Adam: “-Emanet nasıl zâyi edilir?” diye sordu. Efendimiz: “-İş, ehil olmayana tevdi edildi mi Kıyamet’i bekleyin!” buyurdular.” (Buhari, İlm 2, Rikâk 35) Hz. Ali radıyallahu anh anlatıyor: “Rasûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem- birgün: “Ümmetim onbeş şeyi yapmaya başlayınca ona büyük belanın gelmesi vâcip olur!” buyurmuşlardı. (Yanındakiler:) “Ey Allah’ın Rasûlü! Bunlar nelerdir?” diye sordular. Sallallâhu aleyhi ve sellem- saydı: -Ganimet (yani milli servet, fakir fukaraya uğramadan sadece zengin ve mevki sahibi kimseler arasında) tedavül eden bir metâ haline gelirse, -Emanet (edilen şeyleri emânet alan kimseler, sorumlu ve yetkililer, memurlar) ganimet (malı yerini tutup, yağmalayıp nefislerine helal) kıldıkları zaman, -Zekât (ödemeyi ibadet bilmeyip bir angarya ve) ceza telâkki ettikleri zaman. -Kişi annesinin hukukuna riayet etmeyip, kadınına itaat ettiği; -Babasından uzaklaşıp ahbabına yaklaştığı; -Mescidlerde (rıza-yı ilâhi gözetmeyen husûmet, alış-veriş, eğlence ve siyâsiyâta vs. müteallik) sesler yükseldiği zaman. -Kavme, onların en alçağı (erzel) reis olduğu; -(Devlet otoritesinin yetersizliği sebebiyle tedhiş ve zulümle insanları sindiren zorba) kişiye zararı dokunmasın diye hürmet edildiği; -(Çeşitli adlarla imal edilen) içkiler (serbestçe) içildiği; -İpek (haram bilinmeyip erkekler tarafından) giyildiği; -Çeşitli adlar altında şarkıcı kadınlar ve çalgı aletleri edinildiği; -Bu ümmetin sonradan gelen nesilleri, önceden gelip geçenlere (çeşitli ithamlar ve bahanelerle) hakâret ettiği zaman artık kızıl rüzgârı, (zelzeleyi), yere batışı (hasfı) veya suret değiştirmeyi (meshi) (veya gökten taş yağmasını, (kazfi) bekleyin.” (Tirmizi, Fiten 38/2210) Mikdam bin Ma’dikerb’in bir hizmetçisi vardı, süt satardı, Mikdam da karşılığında para alırdı. Ona: “-Sübhanallah, süt satıp para mı alıyorsun?” dediler. O da: “¬-Evet, bunda ne var ki? Ben Rasûlullâh -sallallâhu aleyhi ve sellem-’in şöyle dediğini duydum: “-İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelecek ki o vakit dinar ve dirhemden başka bir şey fayda vermeyecek!” dedi. (Ahmed bin Hanbel, IV, 133) “Sizin üzerinize öyle bir zaman gelecek ki o vakit siz, iyilikleri emretmeyen ve kötülükleri yasaklamayan kimselerin en hayırlı kişiler olduğunu düşünürsünüz.” (Ali el-Müttaki, Kenz, III, 686/8462) Rasûlullâh -sallallâhu aleyhi ve sellem-: “-İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelecek ki o vakit müminin kalbi tuzun suda eridiği gibi eriyecek!” buyurdu. “-Niçin eriyecek yâ Rasûlallah?” diye sorulduğunda: “-Kötülükleri görüp de onları değiştirmeye güç yetiremediği için” buyurdu. (Ali el-Müttaki, Kenz, III, 686/8463) Rabbim Bizleri Uyananlardan Eylesin İnşAllah.

ANASAYFA

Şeyh Muhammed Nazım el-Hakkani en-Nakşibendi Hazretlerinin 2015 Sohbeti...... Allah'a açılan pek çok kapı vardır. Ama çok önemli olan 4 kapı vardır. İlk kapı şeriattır. Şeriattan sonra tarikat. Sonra marifet ve hakikat gelir......DEVAMINI OKU.....
Türkiyenin merkezi konumu Eskişehirde milli kültürümüz olan atlı okçuluk da yıldızı parlayan bir mutavazi kişilik olan sn. Cüneyt BUZLU kendi maddi imkanları ve birbirlerine sevgi saygıyla yoğrulmuş kardeş kimlikler ile kurmuş olduğu, “ SULTAN ATLI OKÇULUK “....DEVAMINI OKU.......
AVRUPANIN TAM ORTASINDA ALMANYA,DA 20 YILI AŞAN BİR ZAMANDIR, AVRUPA YENİ OSMANLILAR DERNEĞİ YAPMIŞ OLDUĞU HİZMETLER İLE HER GEÇEN GÜN DÜNYAYA İMKANLARI DAHİLİNDE İLAHİ KELİMATULLAH I YAYMAYA ÇALIŞIYOR. .ALLAHIN HÜKMÜ-NİZAM İRADESİNİ İNSANLARA YAŞAYARAK VE YAŞATARAK ÖĞRETEN ŞEREFLİ ECDADIMIZIN YOLUNDA AŞK İLE İSLAMIN İLELEBET SÖNMEYECEK NURU ALA NUR MEŞALESİNİN GÖNÜL SICAKLIĞINI TEKRAR HİSSETTİRME GAYESİ İLE ÇALIŞMALARINA HER PLATFORMDA DEVAM ETTİRMEKTE OLUP........DEVAMINI OKU...........
Hz Muhammed (s.a.v)'in Şam ile ilgili hadisleri, 1- Zeyd bin Sabit (r.a) şöyle rivayet etmiştir: “Rasulullah (s.a.v)’ın yanında otururken bir gün: -Ne mutlu Şam’a! Ne mutlu Şam’a! buyurdu. Ben: -Şam’ın durumu nedir? Diye sordum. Rasulullah (s.a.v) da: -Melekler Şam'ı kanatlarının üzerine germişlerdir, buyurdu....DEVAMINI OKU...........
Şeyh Mehmet Efendi’nin 28 Ekim 2014 Sohbeti, Euzu billahi mineş şeytanirracim. Bismillahi r-Rahmani r-Rahim. Es-selatu ves-selamu ala Resulina Muhammed Seyyidi l-Evvelina vel-Ahirin. Misafirperverliğiniz için teşekkür ederiz. Elhamdulillah sanki evimizdeymiş, kardeşlerimiz, kızkardeşlerimizle birlikte gibi hissediyoruz. Aramızda yabancı yok.MaşaAllah 14 yıl sonra geldik, bir sürü büyük cami yapılmış. Allah yapılmasına yardım etmiş. Çok güzel bir şey.Hintli ve Pakistanlı insanlar, maşaAllah dindar insanlar. Ama şeytan, kolaylaştırmak istemiyor. Pek çok insanı etrafta dolaştırıp, şunu söyletiyor, bunu söyletiyor. Bu... Bilmelisiniz, Ehli Sünnet ve Cemaat, doğrudan Peygamber (sav)'den gelir. Onlar Peygamber (sav)'i takip ederler, onlar her devirde İnşaAllah, çoğunluktadır. Ehli sünnet ve cemaat ne demektir? Mezhebi takip etmek zorundasınız demektir. 4 mezheb. 4 hak mezheb vardır.....DEVAMINI OKU.................
Ebu Saîd el-Hudri (Radiyallahu Anh) şöyle anlatıyor: “Bir gün ibni Sâid’le baş başa kaldım. Ben onunla yalnız kalmaktan ürperti duymuştum. İbni Sâid şöyle dedi: İnsanları, benim hakkımda söyledikleri sözlerden dolayı mazur görüyorum. Bana ve size ne oluyor ey Muhammed’in ashabı! Allah’ın Nebisi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): −‘Deccal Yahudi’dir’ demedi mi? Hâlbuki ben ......DEVAMINI OKU........
Medine Ahalisinin Boşalması Burada kişinin aklına şöyle bir soru gelebilir: Deccal’in çıkmasından önce yakın olduğuna işaret eden alametler var mıdır? Cevap: Evet, vardır. Ebu Ümame (Radiyallahu Anh) şöyle dedi: .....DEVAMINI OKU.....
Hal' fetvasının ilk metnini Elmalılı Hamdi(Yazır)Hoca kaleme almıştı. Fetva Emini Hacı Nuri Efendi, Meclis'e davet edilmiş ve onayı istenmişti.....DEVAMINI OKU ........
İçinde bulunduğumuz ay Safer ayıdır. En ağır olan aydır. Bu ayın içerisinde çok belalar nazil olur da Safer'dir bu. Safer ayının içerisinde çok belalar iner. Yedi yüz bin belalar iner diyor. Allah kafirlerin üzerine döndürsün. Onu bizim üzerimize indirmesin. Üç kelime-i şehadet her gün, 300 Estağfirullah. Onu her gün devam ediniz bu ay çıkıncaya kadar...........DEVAMINI OKU............Şeyh Muhammed Nazım El-Hakkani En-Nakşibendi Hazretlerinin 1988 Sohbeti,
Euzubillahimineşşeytanirracim. Peygamber Efendimiz Hadis-i Şerif'te ahir zamanı tarif eder, deccal çıkacak der. Sahabelerine de demiş siz bu Hint denizinde, Hint okyanusunda yolculuğa çıkacaksınız, yolculuğa çıktığınız vakit bir adaya çıkarsınız. O adada zincirlenmiş bir adam var, kördür o, bir gözü kör.Sorarsa Muhammed çıktı mı, çıktı deyin.O vakit başlayacak ağlamaya. Yaşıyor mu,yaşıyor deyin. Daha fazla ağlar.O kim dediler ya RasulAllah dedi Deccal'dır.
Eûzübillâhimine’ş-şeytâni’r-racim Bismillâhirrahmânirrahim “Ve le nebluvennekum bi şey’in minel havfi vel cûi ve naksın minel emvâli vel enfusi ves semerât, ve beşşiris sâbirîn” diyor Allah Azze ve Celle. “Andolsun ki sizi biraz korku ve açlıkla, bir de mallar, canlar ve ürünlerden eksilterek deneriz. Sabredenleri müjdele.” (Bakara Suresi-155) İnsanlar rahatlığa alışmışlardı, şimdi sıkıntı olunca ne yapacaklarını şaşırıyorlar. Allah Azze ve Celle; “Bazen sıkıntı oluyor, rızıkları azalıyor, hatta sıhhat, afiyette de sıkıntı oluyor, her türlü sıkıntı oluyor, onlara sabredenlere müjdeleyin.” diyor.Bu günlerde, bu memlekette herkese sıkıntı var, herkes endişe içinde. Endişe etmeye gerek yok, sabredeceğiz. “Sabrın sonu selamettir. Müjdeleyin onlara.” diyor Allah Azze ve Celle.......DEVAMINI OKU.........
" TÜM ŞEHİTLERİMİZİN ALLAH C.C KATINDA MAKAMLARI ALA OLSUN ,ŞEFAAT SAHİBİ OLAN EVLATLARININ ŞEREFLİ AİLELERİNEDE SABIRLAR DİLERİZ," BU VATAN TOPRAKLARINA DÜŞEN HER DAMLA ŞEHADET KANI,TOPRAKTAN CAN SUYUNU ALAN ULU ÇINAR GİBİ GÖKYÜZÜNE ULAŞMAK İSTER, GÖVDESİNDEN YAYILARAK DALGALANAN DALLARINDAKİ IŞIL IŞIL YAPRAKLARI GİBİ, YANİ GÖVDE MİSALİ O DİREKLERDEN DAİMA MAVİ SONSUZ GÖKYÜZÜNDE HEYBETLE DALGALANAN TÜRK BAYRAĞININ RENGİNİ SULAR SONSUZA KADAR VE İLELEBET SOLDURMAZ TÜM HAİNLERE İSE DAİMA BİR KELAM SUNAR BİZDE ŞEHADET KANI VATANA CANDIR ,İMANDIR,AŞIKIN MAŞUKUNA GİDEN YOLUDUR BU YOLDAN DÖNÜLMEZ VE BUNU KAHPELERİN ANLAMASI BEKLENMEZ ONLARIN ANLADIĞI O BAYRAĞIN OLDUĞU YERDE ONLARA SADECE ECEL VE KORKU VARDIR BU YAŞADIKLARI LEŞ HAYATLARINDA İNLERİNDEN ÇIKTIKLARI ZAMAN GÖRECEKLERİ EN SON NOKTADA İSE .... ALLAHIN İZNİYLE DAİMA ASİL ŞANLI TÜRK BAYRAĞIDIR,HER TÜRK BAYRAĞININ RENGİNİ CANLI TUTMAK İÇİN ŞAHADET ŞERBETİNİ KENDİSİNE ŞEREF SAYAR ....ERCAN KARA ,YENİ OSMANLILAR EVLAD-I ECDAD DERNEĞİ YÖN.KRL.BŞK
İSRAF HARAMDIR . ….( ARAF SURESİ 31. AYET ).BU AYETİ KERİME BUGÜNKÜ ZAMAN İÇİN MUTEBER BİR EMİR DEĞİLDİR ÇÜNKÜ MÜSLÜMAN KİSVESİNDEKİ KİŞİLER HANGİ DİNİN KİTABINA VE TEBLİĞ EDEN PEYGAMBERİNE İNANIYOR BELLİ DEĞİL , EL İNSAF ARTIK DEMEK GEREKİYOR BU KADAR DELİCE İSRAF,,EMANETE İHANET .......DEVAMINI OKU............
Şeyh Muhammed Mehmet Adil Hazretleri’nin14 Temmuz 2017/20 Şevval 1438 Tarihli Sohbeti Allah’a şükür bizim tarikatımız, Nakşibendi tarikatı Ehl-i Sünnet Vel Cemaat’tir. Hanefi, Şafii, Hanbeli, Maliki, hepsinden ihvanlarımız var. Başkalarından, bu tarikata giren,bunlara tabi oluyor. Allah’a şükür Müslümanız. Allah (c.c.) ne diyor? “İnnemâl mu'minûne ihvetun fe aslihû beyne ehaveykum vettekûllâhe leallekum turhamûn.” (Hucurat Suresi - 10) “Müminler kardeştir. ..DEVAMINI OKU............
Allah nelerin olacağını biliyor ve Allah öğretirse veya sırlı ilminden birine verirse o zaman bu tamamdır. Kimse "Neden bazı insanlara gizli ilmi öğretiyorsun" diye soramaz. Allah herhangi bir kuluna gelecekten haber verebilir, gelecek olan günlerden. Bu hiç bir zaman yasak değildir. Allah gelecekte ne olacağını biliyor ve bu haberleri vermek isterse kimse "Neden?" diye soramaz. Hiç kimse! Bütün Peygamberler gelecek olan hadiseleri biliyorlardı, özellikle Peygamberlerin mührü olan efendimiz Muhammed sav. Kendisine kıyamet gününe kadar nelerin olacağının tüm bilgisi verildi...DEVAMINI OKU.............
 3  ...

      Cenab-ı Zülcelal Hazretleri 2019/2020 öğretim yılını devletimizin asil milletinin ilim tahsil edecek her evladına zihin açıklığıyla muvaffak olmayı nasip etsin inşallah. 


Peygamber Efendimiz SAV. ilim Çin’de de olsa gidiniz, öğreniniz ve öğretiniz demiştir. İslam dini ilme çok değer vermiştir., çünkü Allah CC.’ün tüm isimleri bir ilimdir anlayana?
Anlayıpta anlatan Allah dostları Adem AS’dan günümüze kadar hep insanlara faydalı şeyleri öğretmek için yazmışlar, sözleriyle ifade etmişler, deneyler ile ispat etmişlerdir.
Allah CC. hazinesinden çıkartılıp bir zamanlar saltanat sürdüğü ve hükmettiği Allah'a ibadet edip secde yaptığı dünyaya posa gibi atılan şeytan sebep olarak gördüğü bütün Âdemoğullarını faydasız ilimle gözlerini boyayarak dünyayı güzel gösterip ölümün ve sonrasının hakikatten uzak tutmaya çalışmıştır. Maalesef bu yaşadığımız zamanda şeytanın ilmi Hakkın ilminden daha muteber tutulup insanlar hakikatten uzak gününü en güzel şekilde nefsanî olarak Allah'tan korkmadan, Peygamberden utanmadan, ecdadından büyüklerinden sıkılmadan çılgınca yaşamaktadırlar. Bu dünyaya bir daha mı geleceğiz canımızın istediğini yaparda yaşarız da derler.
 
Maalesef günümüz insanı şeytana ve nefsine köle olup hakikat köprüsünden geçip cehennemin koruna odun olmayı en muteber kimlik sayıyorlar. Tamam, bunu anladık be edepsiz hayâsız sen ne istiyorsan yap bari taze fidanları kırma çiçeklere basma başkalarının bahçelerinde özenle büyüttüklerini ve değerler bildiklerini yok edip öldürme, canlarını yakma sen ne halt ediyorsan et başta dediğimiz gibi okul dönemi başladı. Allah kötülere aman vermesin demek istiyorum şimdi mektep önlerinde esrar, eroin,  hap ve satıp zehir tacirliği yapanlarında dönemi başladı. Bahçelere girip güzel fidanlara zehir aşılayıp baharında çiçek açmadan soldurmak ve köklerine asit dökerek öldürmek isteyenler ki onlar dünyada nefis ve arzularına birkaç saat veya gün satın almak için maddi kuvvet elde etmek isterken şeytanın tayfası olan bu kişiler pisliklerini yapmaya başlayacaklar. Temennimiz Allah onlara fırsat vermesin demek ile maalesef yeterli olunmuyor. Başta mahalli idareciler,  vali, kaymakam, belediye başkanı, Milli Eğitim müdürü ve öğretmenler, sivil toplum kuruluşları, kolluk kuvvetleri, Emniyet müdürü, komiserler, polisler, Jandarma personeli ve devamlı kontroller ile okul denetlemeleri yapacak sağlık personeli, doktorlar, hemşireler ve uzmanlar o şeytanın askerleri bizim değerlerimize saldıracak ve yok edebilecek imkânları ellerinden alabilecek muhakkak kuvvetlerimiz vardır. Önemli olan inanmak ve mücadele edip sevdiklerimizle devamlı sıkı temas sağlayarak onların yaşama alanlarını yok etmektir.  Mümkünse kanuni yaptırımlar ile gerekirse diğer kanunlar ile gerekli tavır konulmalıdır. Yani Müslüman mahallesinde salyangoz satılmayacağını bildirmek gerekir ve bir diğer husus erkek ve kız öğrencilerimizin ecdadımızın bize mirası olan hal ve tavırlarıyla hareket etmeleridir. Gençlerimiz bilmelidir ki sigara içmek, bira içmek, rakı içmek büyümek değil, bir şeref ve liyakat hali kesinlikle hiç değildir. Zelilliktir, zayıflıktır, aciziyetliktir.
Adamın biri meyhanede içip sarhoş olduktan sonra evine giderken sokakta ayağına takılan bir sebepten dolayı yere düşüyor. Kalkmak için çabalıyor ve kalkacak hali olmadığı için olduğu yere yığılıyor ve istifra ediyor. Biraz sonra bir köpek gelip sarhoşun yüzündeki kusmuğu diliyle yalayarak siliyor ve peşinden ayağını kaldırıyor ve suratına işiyor. Sarhoş gözlerini açacak hali yok ama yapılan muameleden çok hoşnut olup teşekkür edip neden zahmet ettiniz yumuşacık havluyla yüzümü sildiniz, sıcacık suyla yüzümü yıkadınız diyerek minnetini beyan ediyor. Bu bir hakikattir, sarhoş olup aklını şeytana veren kişi insanların soytarısı maymunu olup şebeklik yapmaktan başka bir şey yapmıyor. Onların halini herkes görüyor ama ne gariptir ki gençlerimiz idealist olmaktan daha ziyade iadesiz boş şişe olmak için sıraya girmiş durumdalar, sebep ise ailelerin çocuklarıyla beşeri ilişkilerden uzak yaşamalarıdır. Bu sebep ile konu geniş ve detaylıdır. Bu an için kısa keserek şu kelamı etmek isterim. Her doğan ve nefes alıp soluyan ve büyüyen çocuklar bizimdir, geleceğimizdir, heybetimizdir, şerefimizdir, edebimizdir, sevgimiz kısaca her şeyimizdir. Onları koruyalım, her bir ciğer yangını ormandaki bir ağacın yangınıyla başlayıp sıçrayan yok edip kül eden görüntüsü gibidir. Bu sebeple çocuklarımızı gözlerimizle değil kalbimizle sevelim. Saygılarımla ..YENİ OSMANLILAR EVLAD-I ECDAD DERNEĞİ YÖN.KRL.BŞK. Ercan KARA 
MEHTER / TASAVVUF MÜZİK
SİTE HARİTASI
SAAT
TAKVİM
Üyelik Girişi