CEMAZİYEL -EVVEL HAKİKAT DAMLASI
HADİS-İ ŞERİF IŞIĞINDA AHİRZAMAN “Siz öyle bir zamanda yaşıyorsunuz ki sizden biriniz emrolunduğu şeylerin onda birini terk etse helâk olur. Sonra öyle bir zaman gelecek ki sizden kim emrolunduğu şeyin onda birini yapsa kurtulur.” (Tirmizî, Fiten, 79/2267) “Öyle bir zaman gelecek ki o zaman şu üç şeyden daha kıymetli birşey olmayacaktır: Helal para, can u gönülden arkadaşlık yapılacak bir kardeş ve kendisiyle amel edilecek bir sünnet.” (Heysemî, I, 172) “Öyle bir zaman gelecek ki, kişi helâlden mi haramdan mı kazandığına aldırmayacak!” (Buharî, Büyû; 7) Ebu Said el-Hudrî’den rivayet edildiğine göre Rasûlullâh -sallallâhu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: “Aranızda öyle bir grup ortaya çıkacaktır ki, namazınızı onların namazları, oruçlarınızı onların oruçları ve diğer amellerinizi de onların amelleri yanında az göreceksiniz. onlar Kur’ân okurlar, fakat okudukları boğazlarından aşağı geçmez. onlar okun yaydan çıktığı gibi dinden çıkarlar...” (Buhârî, Fedâilü’l-Kur’ân, 36) “Öyle bir zaman gelecek ki okuma meraklı kurrâ çoğalacak; fakîhler ise azalacak ve bu sûretle ilim çekilip alınacak. Daha sonra öyle bir zaman gelecek ki insanların okudukları boğazlarından aşağı geçmeyecek.” (Hakim, Müstedrek, V, 504) “Şiddetli bir şekilde yaklaşan fitne sebebiyle vay insanların hâline. İnsanlar mü’min olarak sabahlar da akşam kâfir oluverirler. İnsanlar dinlerini küçük dünya menfaati karşılığı değiştiriverirler. İşte öyle zamanda dinlerinde sâbit kalabilenler ellerinde kor ateşi tutanlar gibidirler.” (Ahmed İbn Hanbel, Müsned, II, 390; Ayrıca bkz. Müslim, İman 186; Tirmizi, Fiten 30, (2196) “Öyle bir zaman gelecek ki bütün insanlar ribâ ile iş yapacak. Ondan sakınanlar dahi tozuna bulaşmak durumunda kalacaklar.” (Nesâî, Büyû 2; İbnu Mâce, Ticârât 58; İbn Hanbel, Müsned, IV, 494; Beyhakî Sünen, IV, 275) “Öyle bir zaman gelecek ki doğru söyleyenler yalanlanacak, yalancılar ise doğrulanacak. Güvenilir kimseler hain sayılacak, hâinlere güvenilecek. İnsanlardan şâhidlik etmeleri istenmediği halde şâhidlik edecekler, yemin etmeleri istenmediği halde yemin edecekler,” (Taberâni, XXIII, 314) “Öyle bir zaman gelecek ki insanlar iyiliği özendirmeyecek, kötülükten de sakındırmayacaklar.” (Heysemî, Mecmauz-zevâid, VII, 280) Rasûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem- buyurdular ki: “Muhakkak ki insanlar üzerine öyle bir zaman gelecek ki, o vakit kişi altından sadaka ile (çarşı Pazar) dolaşır da bunu kendisinden sadaka olarak kabul edecek tek kişi bulamaz. O zaman, tek bir erkeğe kırk tane kadının tâbi olduğunu ve kadınların çokluğu ve erkeklerin azlığı sebebiyle ona sığındıklarını görürsün.” (Buhari, Zekât 9; MüsIim, Zekat 59) “Ben sizin dünya hırsıyla birbirinizle kapışmanızdan, birbirinizi katletmenizden ve sizden öncekiler gibi helâk olup gitmenizden korkuyorum.” (Müslim, Fezâil 31) “…Ben asıl sizin dünyayı elde etmek için birbirinizle kapışıp kavga etmenizden korkuyorum.” (Buhârî, Cenâiz 71, Menâkıb 25, Megâzî 27, Rikâk 7, 53; Müslim, Fezâil 30) Hz. Sevban radıyallahu anh anlatıyor: “Rasûlullâh -sallallâhu aleyhi ve sellem- buyurdular ki: “–Size çullanmak üzere, yabancı kavimlerin, tıpkı sofraya çağrışan yiyiciler gibi, birbirlerini çağıracakları zaman yakındır.” Orada bulunanlardan biri: “–O gün sayıca azlığımızdan mı bu durum başımıza gelecek?” diye sordu. “–Hayır, bilakis o gün siz çok olacaksınız. Lakin sizler bir selin getirip yığdığı çer-çöpler gibi hiçbir ağırlığı olmayan kimseler durumunda olacaksınız. Allah, düşmanlarınızın kalbinden size karşı korku duygusunu çıkaracak ve sizin kalplerinize zaafı atacak!” buyurdular. “–Zaaf da nedir ey Allah’ın Rasûlü?” denildi. “–Dünya sevgisi ve ölüm korkusu!” buyurdular.” (Ebu Davud, Melahim 5/4297) Ebu Ümeyye eş-Şa’bani anlatıyor: “Ey Ebu Sa’lebe dedim, şu ayet hakkında ne dersin?” (Mealen): “Ey iman edenler! Siz kendinize bakın. Siz doğru yolda oldukça, sapıtmış olanlar size zarar vermez.” (Maide 105) Bana şu cevabı verdi: “Gerçekten bunu, iyi bilen birine sordun. Zira ben aynı şeyi Rasûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem-’a sormuştum. Demişti ki: “Ma’rufa sarılın, münkerden de kaçının! Ne zaman uyulan bir cimrilik, takip edilen bir hevâ, (dine, ahirete) tercih edilen dünyalık görür, rey sahiplerinin (selefi dinlemeden) kendi reylerini beğendiklerini müşahade edersen, o zaman kendine bak. İnsanlarla uğraşmayı bırak. Zira (bu safhaya gelince) arkanızda sabır günleri var demektir. O günler avuçta ateş tutmak gibi (sıkıntılı)dır. O günlerde, sizin kadar amel yapabilen bir kimseye elli kişinin ecri verilecektir.” (Ebu Davud, Melahim 17/4341); Tirmizi, Tefsir, 5/3060); İbnu Mace, Fiten 21) Rasûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem- buyurdular ki: “-İnsanlar öyle günler görecek ki, katil niçin öldürdüğünü, maktul de niçin öldürüldüğünü bilemeyecek.” “-Bu nasıl olur?” diye soruldu. Şu cevabı verdi: “-Herçtir! Öldüren de ölen de ateştedir.” (Müslim, Fiten 56) Zübeyr İbnu Adiy rahimehullah anlatıyor: “Hz. Enes İbnu Mâlik radıyallahu anh’ın yanına girdik. Haccâc’ın bize yaptıklarını şikayet ettik. “-Sabredin, buyurdu. Zira öyle günlerle karşılaşacaksınız ki, her yeni gün, gidenden daha kötü olacak. Bu hal Rabbinize kavuşuncaya kadar devam edecek. Ben bunu, Rasûlunüz -sallallâhu aleyhi ve sellem-’den işittim.” (Buhari, Fiten 6; Tirmizi, Fiten 35/2206) Hz. Huzeyfe radıyallahu anh anlatıyor: “Rasûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem- birgün: “-Bana kaç müslüman olduğunu sayıverin” buyurdular. Biz: “-Ey Allah’ın Rasûlü! Bizim sayımız altı-yediyüze ulaşmış olduğu halde, hakkımızda korku mu taşıyorsunuz?” dedik. “-Siz bilemezsiniz, (çokluğunuza rağmen) imtihan olunabilirsiniz!” . Gerçekten öyle (belaya maruz kalıp) imtihan olunduk ki, içimizden namazını gizlice kılanlar oldu.” (Buhari, Cihad 181; Müslim, İman 235) Abdullah ibn-i Ömer -radıyallâhu anh- tarafından rivayet edilmiştir. Rasûlullâh –sallâllâhu aleyhi ve elem- bize yönelerek şöyle buyurdu: “Ey Muhacirler cemâati! Beş şey vardır ki, onlarla mübtelâ olacağınız zaman Ben sizlerin o şeylere erişmenizden Allâh’a sığınırım. Onlar şunlardır: 1- Bir milletin içinde zina, fuhuş ortaya çıkıp nihayet o millet bu suçu alenî olarak işlediğinde, mutlaka içlerinde taun hastalığı ve onlardan önce gelip-geçmiş milletlerde vuku bulmamış hastalıklar yayılır. 2- Ölçü ve tartıyı eksik yapan her millet mutlaka kıtlık, geçim sıkıntısı ve başlarındaki hükümdarların zulmü ile cezalandırılırlar. 3- Mallarının zekâtını vermekten kaçan her millet mutlaka yağmurdan menedilir (kuraklık cezası ile cezalandırılır) ve hayvanları olmasa (Allâh hayvanlara acımasa) onlara yağmur yağdırmaz. 4- Allâh’ın ahdini (emirlerini) ve Rasûlün sünnetini terk eden her milletin başına mutlaka Allâh kendilerinden olmayan düşmanı musallat eder ve düşman o milletin elindeki-avucundakilerin bir kısmını alır. 5- İmamları (yâni devlet adamları) Allâh’ın Kitabı ile amel etmeyip Allâh’ın indirdiği hükümlerden işlerine geleni seçtikçe Allâh onların hesabını kendi aralarında görür.” (İbn-i Mâce, Fiten, 22) Rasûlullah sallallahu aleyhi veselem şöyle buyurdu: “Fırat nehrinin suyu çekilip, aktığı yatakta bulunan bir altın dağı meydana çıkmadıkça ve kurtulup kazanan ben olayım diye birbiriyle çarpışan her yüz kişiden doksan dokuzu ölmedikçe kıyamet kopmaz.” (Buhârî, Fiten 24; Müslim, Fiten 29. Ayrıca bk. İbni Mâce, Fiten 25) Diğer bir rivayet ise şöyledir: “Pek yakında Fırat nehrinin suyu çekilerek aktığı yatakta bir altın hazinesi meydana çıkacaktır. O günü gören kimse, o hazineden kesinlikle bir şey almasın.” (Buhârî, Fiten 24; Müslim, Fiten 29-32. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Melâhim 13; Tirmizî, Sıfatü’l-cenne 26) “Nefsim kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki kişi bir kabre uğrayıp üzerine abanarak: ‘Keşke bu kabrin içinde ben olsaydım’ demedikçe kıyamet kopmaz. Hâlbuki bu sözü ona söyleten din değil, belâ olacaktır.” (Buhârî, Fiten, 22; Müslim, Fiten, 53-54) Öyle bir zamanın geleceği, insanların kalblerinin dünya sevgisi ile dolacağı, cihadı zarar olarak görüp zekat vermeyi altından kalkılması zor bir borç olarak görecekleri bildirilir. (Ali el-Müttaki, Kenz, III, 236/6322) Rasûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem- buyurdular ki: “-Beni İsrail üzerine gelen şeyler, aynıyla ümmetimin üzerine de gelecektir. Öyle ki onlardan aleni olarak annesine gelen olmuşsa, ümmetimden de bu çirkin işi mutlaka yapan olacaktır. Nitekim, Beni İsrail yetmişiki millete (dine, fırkaya) bölünmüştü. Benim ümmetim de yetmişüç millete bölünecektir. Bunlardan bir tanesi hariç hepsi ateştedir.” “-Bu fırka hangisidir?” diye soruldu. “-Benim ve ashabımın üzerinde olduğu şeyden ayrılmayanlardır!” buyurdular.” (Tirmizi, İman 18/2641) Rasûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem- buyurdular ki: “Ümeranız hayırlı olanlarınızdan iseler, zenginleriniz sehâvetkâr kimselerse, işlerinizi aranızda müşavere ile hallediyorsanız, bu durumda yerin üstü (hayat), altından (ölümden) hayırlıdır. Eğer ümeranız şerirlerinizden, zenginleriniz cimri ve işleriniz kadınların elinde ise, yerin altı üstünden, (ölmek yaşamaktan) daha hayırlıdır. (Çünkü artık dini ikame imkanı kalmaz).” (Tirmizi, Fiten 78/2266) Rasûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem- birgün: “-Gençlerinizin fıska düştüğü, kadınlarınızın azdığı zaman haliniz ne olur?” diye sormuştu. (Yanındakiler hayretle): “-Ey Allah’ın Rasûlü, yani böyle bir hal mi gelecek?” dediler. “-Evet, hatta daha beteri!” buyurdu ve devam etti: “-Emr-i bi’l-ma’rufta bulunmadığınız, nehy-i ani’l-münker yapmadığınız vakit haliniz ne olur?” diye sordu. (Yanındakiler hayretle:) “-Yani bu olacak mı?” dediler. “-Evet, hatta daha beteri!” buyurdular ve sormaya devam ettiler: “-Münkeri emredip, ma’rufu yasakladığınız zaman haliniz ne olur?” (Yanında bulunanlar iyice hayrete düşerek): “-Ey Allah’ın Rasûlü! Bu mutlaka olacak mı?” dediler. “-Evet, hatta daha beteri!” buyurdular ve devam ettiler: “-Ma’rufu münker, münkeri de ma’ruf addettiğiniz zaman haliniz ne olur?” (yanindeki Ashab:) “-Ey Allah’ın Rasûlü! Bu mutlaka olacak mı?” diye sordular. “-Evet, olacak!” buyurdular.” (Heysemi, Mecma’u’z-Zevaid, VII, 281) Rasûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem- buyurdular ki: “İnsanların dünyaca en bahtiyarını âdi oğlu âdiler teşkil etmedikçe Kıyamet kopmaz.” (Tirmizi, Fiten 37/2209) Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: “Rasûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem-, yanındaki cemaate konuşurken, bir adam gelerek: “-Ey Allah’ın Rasûlü! Kıyamet ne zaman kopacak?” dedi. Sallallâhu aleyhi ve sellem- konuşmasına devam etti, sözlerini bitirdiği vakit: “-Sual sâhibi nerede?” buyurdular. Adam: “-İşte buradayım ey Allah’ın Rasûlü!” dedi. Sallallâhu aleyhi ve sellem-: “-Emanet zâyi edildiği vakit Kıyameti bekleyin!” buyurdular. Adam: “-Emanet nasıl zâyi edilir?” diye sordu. Efendimiz: “-İş, ehil olmayana tevdi edildi mi Kıyamet’i bekleyin!” buyurdular.” (Buhari, İlm 2, Rikâk 35) Hz. Ali radıyallahu anh anlatıyor: “Rasûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem- birgün: “Ümmetim onbeş şeyi yapmaya başlayınca ona büyük belanın gelmesi vâcip olur!” buyurmuşlardı. (Yanındakiler:) “Ey Allah’ın Rasûlü! Bunlar nelerdir?” diye sordular. Sallallâhu aleyhi ve sellem- saydı: -Ganimet (yani milli servet, fakir fukaraya uğramadan sadece zengin ve mevki sahibi kimseler arasında) tedavül eden bir metâ haline gelirse, -Emanet (edilen şeyleri emânet alan kimseler, sorumlu ve yetkililer, memurlar) ganimet (malı yerini tutup, yağmalayıp nefislerine helal) kıldıkları zaman, -Zekât (ödemeyi ibadet bilmeyip bir angarya ve) ceza telâkki ettikleri zaman. -Kişi annesinin hukukuna riayet etmeyip, kadınına itaat ettiği; -Babasından uzaklaşıp ahbabına yaklaştığı; -Mescidlerde (rıza-yı ilâhi gözetmeyen husûmet, alış-veriş, eğlence ve siyâsiyâta vs. müteallik) sesler yükseldiği zaman. -Kavme, onların en alçağı (erzel) reis olduğu; -(Devlet otoritesinin yetersizliği sebebiyle tedhiş ve zulümle insanları sindiren zorba) kişiye zararı dokunmasın diye hürmet edildiği; -(Çeşitli adlarla imal edilen) içkiler (serbestçe) içildiği; -İpek (haram bilinmeyip erkekler tarafından) giyildiği; -Çeşitli adlar altında şarkıcı kadınlar ve çalgı aletleri edinildiği; -Bu ümmetin sonradan gelen nesilleri, önceden gelip geçenlere (çeşitli ithamlar ve bahanelerle) hakâret ettiği zaman artık kızıl rüzgârı, (zelzeleyi), yere batışı (hasfı) veya suret değiştirmeyi (meshi) (veya gökten taş yağmasını, (kazfi) bekleyin.” (Tirmizi, Fiten 38/2210) Mikdam bin Ma’dikerb’in bir hizmetçisi vardı, süt satardı, Mikdam da karşılığında para alırdı. Ona: “-Sübhanallah, süt satıp para mı alıyorsun?” dediler. O da: “¬-Evet, bunda ne var ki? Ben Rasûlullâh -sallallâhu aleyhi ve sellem-’in şöyle dediğini duydum: “-İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelecek ki o vakit dinar ve dirhemden başka bir şey fayda vermeyecek!” dedi. (Ahmed bin Hanbel, IV, 133) “Sizin üzerinize öyle bir zaman gelecek ki o vakit siz, iyilikleri emretmeyen ve kötülükleri yasaklamayan kimselerin en hayırlı kişiler olduğunu düşünürsünüz.” (Ali el-Müttaki, Kenz, III, 686/8462) Rasûlullâh -sallallâhu aleyhi ve sellem-: “-İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelecek ki o vakit müminin kalbi tuzun suda eridiği gibi eriyecek!” buyurdu. “-Niçin eriyecek yâ Rasûlallah?” diye sorulduğunda: “-Kötülükleri görüp de onları değiştirmeye güç yetiremediği için” buyurdu. (Ali el-Müttaki, Kenz, III, 686/8463) Rabbim Bizleri Uyananlardan Eylesin İnşAllah.

KARA BULUT GELİYOR! Cuma, Ekim 16, 2009|Lefke,

  Mevlana Șeyh Nazım Adil El-Hakkani Sultanul Evliya | Cuma, Ekim 16, 2009|Lefke, Kıbrıs KARA BULUT GELİYOR!! Meded. Meded. Meded. Meded. Meded. Meded. Meded. Meded, Ya Sahibul Meded! Allahu Ekber Vellillahil hamd! Subhanallahil Aliyul Aziym. Esselamun Aleyküm, Ya Hazırin. Ey dinleyicilerimiz. Son günler yaklaşıyor ve insanlar kaçıyorlar. Ama biz son güne inananlarız onun için kıyamet gününe hazır olun. Esselamun Aleyküm. Hoşgeldiniz, Rabbimizin rahmetini isteyenler. Doğru yolda kalırsanız rahmet, şüphesiz rahmet okyanuslarına ulaşırsınız! Gün be gün zayıf, zayıf oluyoruz... Ey insanlar, dinleyin ve itaat edin ve itaatkâr kul olmaya çalışın. Ey Rabbimiz, bizi affeyle! Ey Rabbim, bize en Sevgilini gönderdin, âlemlerin en Sevgili ve en Şerefli ve en Şanlı kulu. O sadece insanoğlu için var olmadı, bütün âlemler için vardır. O olmasaydı hiçbir şey var olmazdı. Her varlık Seyyidina Muhammed (s.a.v.)’in hürmetine var olmuştur. (Şeyhimiz ayağa kalkıyor) İlahi kitaplarda yazdığı gibi, Âlemlerin Rabbi, her varlığın Rabbi, buyurmuştur ki; (arapça)... “Ey benim en Sevgilim ve Şereflim ve Şanlım! Seni yaratmasaydım, hiçbir şeyi var etmezdim!” Biz Müslüman’ız, Ehli sünnet vel cemaat, Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurmuştur ki; “Kıyamet yaklaştığı zaman, benim ümmetim 72 fırkaya ayrılacaktır. 72 farklı fikirler taşıyacaklar ve şunu söyleyecekler; bizim fikirlerimiz ve ilmimiz doğrudur ve öbürleri yanlış yoldalardır. Bunu iddia ediyorlar. Bu iddiaların yargısı kıyamet gününde olacaktır, hesap gününde. Evet! Şimdi insanlara sadece çeyrek asırdır son günlerin geldiğini hatırlatıyorlar, kıyamet günü geldiğini, Yevmel kiyame... O zaman bu dünyadaki kişilerin kitaplar kapanacak, bitecek. Sadece son kişinin Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ismi yazılı kalacak; sadece O var olacak, başka bir isim olmayacak; bu son olacak. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurmuştur ki, Peygamberlerin Mührü; Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in ümmetine getirdiği ve öğrettiğine karşı ümmeti 72 farklı fikirlere, farklı düşüncelere, farklı amellere ayrılacaktır. Şimdi bu dünyada sadece tek bir ümmet vardır, İbrahim a.s. Nuh a.s. Isa a.s. ve Musa a.s. ve başkaları için bir ümmet kalmadı. Hayır, hayır. Şimdi bu dünyada ancak ümmeti Muhammed (s.a.v.) var. ( Şeyhimiz ayağa kalkıyor) Ve o bitecektir, Sur’a üflenince bitecektir. Okuldayken bir tane kapıcı vardı...(Şeyhimiz avucuna ufluyor)...bu demektir: okul bitti... O Sur’a üflenince herşey bitecektir. Şimdi bazı küçük alametler gözükmüştür, bunun gibi...(Şeyhimiz avucuna zayıf bir şekilde ufluyor)... Ama büyük Sur’a üflenince bu demektir ki: Yallah! Tövbe, Estaĝfirullah... Hepimiz şimdi yoldayız, hepimiz yoldayız... Herkese Azrail a.s.’ın adına özel bir melek gelecektir. Onun sayısız yardımcıları vardır. Kendisi (Azrail a.s.) sadece özel, doğru insanlar için gelecektir, ama bizim gibi insanlar için bazı yardımcılarını gönderecektir, böyle yapacaklar... Ve onlar ölecektir. Şimdi bu dünya sonuna gidiyor; hayat bitecektir. Kim hayatında elinde gelen en iyisini yaptıysa, onlara iyi haberler ve mutluluk vardır. "Onların ruhları bedenlerinden merhametli bir şekilde alınacaktır:” Lütfen Rabbinizin ilahi huzuruna gelin. İlahi huzurda kimler olacak? Seyyidil Evveline Vel Ahiriyn, Peygamber Efendimiz (s.a.v.) seni bekliyor! Ve o insanlar onun ilahi huzurunda olacaklar. Doğru yolda olanlar, Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’i takip edenlere söyleyecekler; “Siz lütfedilen kişilersiniz, şimdi gidin ve kendi seviyenizde en rahmet dolu olan kişiye ulaşın. Tuba Lehum, en büyük iyi haber! Ey insanlar, gün be gün eriyoruz. Bir zaman bir gemideydim, bir turist gemisi. Büyüklerim beni oraya gönderdi. Orada Şeyh Hişam’la beraberdim, o beni oraya götürmüştü. Bu büyük bir gemiydi, o insanların en genci benim gibi... 30 yaşında veya 40 yaşında... Çift 50... “ Ey sevgilim, nereye bakıyorsun?” “ Ey sevgilim, karşıda bir havuz var ve orada acayip bir güzel var ve dans ediyor. Merak ediyorum bende o genç gibi olabilir miyim? Şimdi 90 yaşındayım, hayatim çok çabuk geçti, yıllarım. Bakıp gördüğüm o kadar güzel ki, ama ben ona ulaşamam... “ “ Nerede, ey sevgilim? “ “ Orada!” “ Benim o kişinin nerde olduğunu görmek için bir teleskopa ihtiyacım var.” “ Tam önünde!” “ Gözlüklerimi değiştirmem gerekiyor çünkü hiçbir zaman görmüyorum?” “ Önemli değil.” O zaman sabah erkendi, o gemi bir tur atıyordu ve akşam geri geliyordu. O yaşlı kişi bir daha bakıp görmek için geri döndü. Ve baktı: “Onu nereye götürdüler? “ “ Belki o reis götürmüştür onu, ondan başkası onu taşıyamaz. “ Ona sordu: “ Ey dostum, sabahleyin burada çok güzel bir görüntü vardı, işitiyor musun?” “ Bir parça işitiyorum.” “ Ne oldu ona? Birisi onu alıp götürdü mü? “ Reis sordu; “Kaç yaşındasın? “ “ 99 yaşına ulaşıyorum, sen kaç yaşındasın? “ “ Ben daha 97 yaşındayım.” “ Önemli değil. Kim onu götürdü? “ “ Ey benim zeki dostum! O buzdandı: buzdu, sizin ve bizim gibi insanlar zevk alsınlar diye buzdan güzel bir (bayan) şekli yaptılar.” “Ne oldu ona? “ “ O az once eridi!” O insan ağlamaya başladı. “ Ahhh, o kadar güzeldi ve şimdi eridi...” Ey insanlar, demek istediğim şudur; Gün be gün biz de eriyoruz. Eriyoruz. Biz dün gibi değiliz ve yârinde bugün gibi olmayacak. Eriyoruz ve bir gün... Allah... Allah... Allah...! İnsanlar hiçbir zaman böyle şeyleri düşünmezler. Bütün insanlar buna ulaşmak isterler, şuna ulaşmak isterler, bunu öldürmek isterler, onu yıkmak isterler, şunu yakmak isterler... Bunlar insan özellikleri değildir, bunlar hayvan özellikleridir. Ama ne söylüyoruz? Bütün milletler, Müslüman dünyası dâhil, Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in günlük nasihatlerini ve tavsiyelerini dinlemezler. Asla dinlemezler! Ve şimdi bu dünyaya şiddetli bir bulut geliyor. SubhanAllah... Kur'an-ı Kerim herşeyden bahsetmiştir. Herşeye kadir olan Allah (cc) İsrail oğullarını cezalamak istedi çünkü onlar (altın) ineğe secde ediyorlardı. Onların öldürülmesi için emir verildi. O masumların ve suçluların. Baktıkları zaman öldürülecek olan aileleri olduğunu görünce çok üzüldüler ve bazıların elleri bunu yapamadı. O zaman Cenâb-ı Allah siyah bir bulut gönderdi ve gündüz gece gibi oldu. Ve onlar onları öldürdüler, kim (altın) ineğe secde ettiyse... Aksama kadar bu oldu. O zaman Musa a.s. ve Harun a.s. Cenâb-ı Allah’a secde ettiler ve “Ey Rabbim, kalanlara merhamet et, yoksa İsrail oğulları telef olacaklar!” O zaman o bulut gitti... Şimdi bütün dünya bu yoldadır. O siyah buluta bakıp görmüyoruz ama biz onun üstündeyiz. Onun için insanlar kendilerine bomba bağlayıp insanların içine giriyorlar ve o kadar insanları öldürüyorlar. Onlar bu yoldalar ve ilahi intikam onları bekliyor. Ey insanlar, İsrailliler, ey Filistinliler, ey Ürdünlüler, ey Suriyeliler, ey Iraklılar ve öbürleri ve öbürleri! Gözünüzü açın ve ilahi kitaplarda ne öğretilmiş bakın, burada ve buradan sonra emniyette olmak için yoksa o bulut geliyor ve milyonlarca değil milyarlarca insanları alıp götürecek. Cenâb-ı Allah bizi ilahi huzurda en Şereflinin, Seyyidina Muhammed (s.a.v.)’in hürmetine affeylesin. Fatiha.
MEHTER / TASAVVUF MÜZİK
SİTE HARİTASI
SAAT
Üyelik Girişi