CEMAZİYEL -EVVEL HAKİKAT DAMLASI
HADİS-İ ŞERİF IŞIĞINDA AHİRZAMAN “Siz öyle bir zamanda yaşıyorsunuz ki sizden biriniz emrolunduğu şeylerin onda birini terk etse helâk olur. Sonra öyle bir zaman gelecek ki sizden kim emrolunduğu şeyin onda birini yapsa kurtulur.” (Tirmizî, Fiten, 79/2267) “Öyle bir zaman gelecek ki o zaman şu üç şeyden daha kıymetli birşey olmayacaktır: Helal para, can u gönülden arkadaşlık yapılacak bir kardeş ve kendisiyle amel edilecek bir sünnet.” (Heysemî, I, 172) “Öyle bir zaman gelecek ki, kişi helâlden mi haramdan mı kazandığına aldırmayacak!” (Buharî, Büyû; 7) Ebu Said el-Hudrî’den rivayet edildiğine göre Rasûlullâh -sallallâhu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: “Aranızda öyle bir grup ortaya çıkacaktır ki, namazınızı onların namazları, oruçlarınızı onların oruçları ve diğer amellerinizi de onların amelleri yanında az göreceksiniz. onlar Kur’ân okurlar, fakat okudukları boğazlarından aşağı geçmez. onlar okun yaydan çıktığı gibi dinden çıkarlar...” (Buhârî, Fedâilü’l-Kur’ân, 36) “Öyle bir zaman gelecek ki okuma meraklı kurrâ çoğalacak; fakîhler ise azalacak ve bu sûretle ilim çekilip alınacak. Daha sonra öyle bir zaman gelecek ki insanların okudukları boğazlarından aşağı geçmeyecek.” (Hakim, Müstedrek, V, 504) “Şiddetli bir şekilde yaklaşan fitne sebebiyle vay insanların hâline. İnsanlar mü’min olarak sabahlar da akşam kâfir oluverirler. İnsanlar dinlerini küçük dünya menfaati karşılığı değiştiriverirler. İşte öyle zamanda dinlerinde sâbit kalabilenler ellerinde kor ateşi tutanlar gibidirler.” (Ahmed İbn Hanbel, Müsned, II, 390; Ayrıca bkz. Müslim, İman 186; Tirmizi, Fiten 30, (2196) “Öyle bir zaman gelecek ki bütün insanlar ribâ ile iş yapacak. Ondan sakınanlar dahi tozuna bulaşmak durumunda kalacaklar.” (Nesâî, Büyû 2; İbnu Mâce, Ticârât 58; İbn Hanbel, Müsned, IV, 494; Beyhakî Sünen, IV, 275) “Öyle bir zaman gelecek ki doğru söyleyenler yalanlanacak, yalancılar ise doğrulanacak. Güvenilir kimseler hain sayılacak, hâinlere güvenilecek. İnsanlardan şâhidlik etmeleri istenmediği halde şâhidlik edecekler, yemin etmeleri istenmediği halde yemin edecekler,” (Taberâni, XXIII, 314) “Öyle bir zaman gelecek ki insanlar iyiliği özendirmeyecek, kötülükten de sakındırmayacaklar.” (Heysemî, Mecmauz-zevâid, VII, 280) Rasûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem- buyurdular ki: “Muhakkak ki insanlar üzerine öyle bir zaman gelecek ki, o vakit kişi altından sadaka ile (çarşı Pazar) dolaşır da bunu kendisinden sadaka olarak kabul edecek tek kişi bulamaz. O zaman, tek bir erkeğe kırk tane kadının tâbi olduğunu ve kadınların çokluğu ve erkeklerin azlığı sebebiyle ona sığındıklarını görürsün.” (Buhari, Zekât 9; MüsIim, Zekat 59) “Ben sizin dünya hırsıyla birbirinizle kapışmanızdan, birbirinizi katletmenizden ve sizden öncekiler gibi helâk olup gitmenizden korkuyorum.” (Müslim, Fezâil 31) “…Ben asıl sizin dünyayı elde etmek için birbirinizle kapışıp kavga etmenizden korkuyorum.” (Buhârî, Cenâiz 71, Menâkıb 25, Megâzî 27, Rikâk 7, 53; Müslim, Fezâil 30) Hz. Sevban radıyallahu anh anlatıyor: “Rasûlullâh -sallallâhu aleyhi ve sellem- buyurdular ki: “–Size çullanmak üzere, yabancı kavimlerin, tıpkı sofraya çağrışan yiyiciler gibi, birbirlerini çağıracakları zaman yakındır.” Orada bulunanlardan biri: “–O gün sayıca azlığımızdan mı bu durum başımıza gelecek?” diye sordu. “–Hayır, bilakis o gün siz çok olacaksınız. Lakin sizler bir selin getirip yığdığı çer-çöpler gibi hiçbir ağırlığı olmayan kimseler durumunda olacaksınız. Allah, düşmanlarınızın kalbinden size karşı korku duygusunu çıkaracak ve sizin kalplerinize zaafı atacak!” buyurdular. “–Zaaf da nedir ey Allah’ın Rasûlü?” denildi. “–Dünya sevgisi ve ölüm korkusu!” buyurdular.” (Ebu Davud, Melahim 5/4297) Ebu Ümeyye eş-Şa’bani anlatıyor: “Ey Ebu Sa’lebe dedim, şu ayet hakkında ne dersin?” (Mealen): “Ey iman edenler! Siz kendinize bakın. Siz doğru yolda oldukça, sapıtmış olanlar size zarar vermez.” (Maide 105) Bana şu cevabı verdi: “Gerçekten bunu, iyi bilen birine sordun. Zira ben aynı şeyi Rasûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem-’a sormuştum. Demişti ki: “Ma’rufa sarılın, münkerden de kaçının! Ne zaman uyulan bir cimrilik, takip edilen bir hevâ, (dine, ahirete) tercih edilen dünyalık görür, rey sahiplerinin (selefi dinlemeden) kendi reylerini beğendiklerini müşahade edersen, o zaman kendine bak. İnsanlarla uğraşmayı bırak. Zira (bu safhaya gelince) arkanızda sabır günleri var demektir. O günler avuçta ateş tutmak gibi (sıkıntılı)dır. O günlerde, sizin kadar amel yapabilen bir kimseye elli kişinin ecri verilecektir.” (Ebu Davud, Melahim 17/4341); Tirmizi, Tefsir, 5/3060); İbnu Mace, Fiten 21) Rasûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem- buyurdular ki: “-İnsanlar öyle günler görecek ki, katil niçin öldürdüğünü, maktul de niçin öldürüldüğünü bilemeyecek.” “-Bu nasıl olur?” diye soruldu. Şu cevabı verdi: “-Herçtir! Öldüren de ölen de ateştedir.” (Müslim, Fiten 56) Zübeyr İbnu Adiy rahimehullah anlatıyor: “Hz. Enes İbnu Mâlik radıyallahu anh’ın yanına girdik. Haccâc’ın bize yaptıklarını şikayet ettik. “-Sabredin, buyurdu. Zira öyle günlerle karşılaşacaksınız ki, her yeni gün, gidenden daha kötü olacak. Bu hal Rabbinize kavuşuncaya kadar devam edecek. Ben bunu, Rasûlunüz -sallallâhu aleyhi ve sellem-’den işittim.” (Buhari, Fiten 6; Tirmizi, Fiten 35/2206) Hz. Huzeyfe radıyallahu anh anlatıyor: “Rasûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem- birgün: “-Bana kaç müslüman olduğunu sayıverin” buyurdular. Biz: “-Ey Allah’ın Rasûlü! Bizim sayımız altı-yediyüze ulaşmış olduğu halde, hakkımızda korku mu taşıyorsunuz?” dedik. “-Siz bilemezsiniz, (çokluğunuza rağmen) imtihan olunabilirsiniz!” . Gerçekten öyle (belaya maruz kalıp) imtihan olunduk ki, içimizden namazını gizlice kılanlar oldu.” (Buhari, Cihad 181; Müslim, İman 235) Abdullah ibn-i Ömer -radıyallâhu anh- tarafından rivayet edilmiştir. Rasûlullâh –sallâllâhu aleyhi ve elem- bize yönelerek şöyle buyurdu: “Ey Muhacirler cemâati! Beş şey vardır ki, onlarla mübtelâ olacağınız zaman Ben sizlerin o şeylere erişmenizden Allâh’a sığınırım. Onlar şunlardır: 1- Bir milletin içinde zina, fuhuş ortaya çıkıp nihayet o millet bu suçu alenî olarak işlediğinde, mutlaka içlerinde taun hastalığı ve onlardan önce gelip-geçmiş milletlerde vuku bulmamış hastalıklar yayılır. 2- Ölçü ve tartıyı eksik yapan her millet mutlaka kıtlık, geçim sıkıntısı ve başlarındaki hükümdarların zulmü ile cezalandırılırlar. 3- Mallarının zekâtını vermekten kaçan her millet mutlaka yağmurdan menedilir (kuraklık cezası ile cezalandırılır) ve hayvanları olmasa (Allâh hayvanlara acımasa) onlara yağmur yağdırmaz. 4- Allâh’ın ahdini (emirlerini) ve Rasûlün sünnetini terk eden her milletin başına mutlaka Allâh kendilerinden olmayan düşmanı musallat eder ve düşman o milletin elindeki-avucundakilerin bir kısmını alır. 5- İmamları (yâni devlet adamları) Allâh’ın Kitabı ile amel etmeyip Allâh’ın indirdiği hükümlerden işlerine geleni seçtikçe Allâh onların hesabını kendi aralarında görür.” (İbn-i Mâce, Fiten, 22) Rasûlullah sallallahu aleyhi veselem şöyle buyurdu: “Fırat nehrinin suyu çekilip, aktığı yatakta bulunan bir altın dağı meydana çıkmadıkça ve kurtulup kazanan ben olayım diye birbiriyle çarpışan her yüz kişiden doksan dokuzu ölmedikçe kıyamet kopmaz.” (Buhârî, Fiten 24; Müslim, Fiten 29. Ayrıca bk. İbni Mâce, Fiten 25) Diğer bir rivayet ise şöyledir: “Pek yakında Fırat nehrinin suyu çekilerek aktığı yatakta bir altın hazinesi meydana çıkacaktır. O günü gören kimse, o hazineden kesinlikle bir şey almasın.” (Buhârî, Fiten 24; Müslim, Fiten 29-32. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Melâhim 13; Tirmizî, Sıfatü’l-cenne 26) “Nefsim kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki kişi bir kabre uğrayıp üzerine abanarak: ‘Keşke bu kabrin içinde ben olsaydım’ demedikçe kıyamet kopmaz. Hâlbuki bu sözü ona söyleten din değil, belâ olacaktır.” (Buhârî, Fiten, 22; Müslim, Fiten, 53-54) Öyle bir zamanın geleceği, insanların kalblerinin dünya sevgisi ile dolacağı, cihadı zarar olarak görüp zekat vermeyi altından kalkılması zor bir borç olarak görecekleri bildirilir. (Ali el-Müttaki, Kenz, III, 236/6322) Rasûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem- buyurdular ki: “-Beni İsrail üzerine gelen şeyler, aynıyla ümmetimin üzerine de gelecektir. Öyle ki onlardan aleni olarak annesine gelen olmuşsa, ümmetimden de bu çirkin işi mutlaka yapan olacaktır. Nitekim, Beni İsrail yetmişiki millete (dine, fırkaya) bölünmüştü. Benim ümmetim de yetmişüç millete bölünecektir. Bunlardan bir tanesi hariç hepsi ateştedir.” “-Bu fırka hangisidir?” diye soruldu. “-Benim ve ashabımın üzerinde olduğu şeyden ayrılmayanlardır!” buyurdular.” (Tirmizi, İman 18/2641) Rasûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem- buyurdular ki: “Ümeranız hayırlı olanlarınızdan iseler, zenginleriniz sehâvetkâr kimselerse, işlerinizi aranızda müşavere ile hallediyorsanız, bu durumda yerin üstü (hayat), altından (ölümden) hayırlıdır. Eğer ümeranız şerirlerinizden, zenginleriniz cimri ve işleriniz kadınların elinde ise, yerin altı üstünden, (ölmek yaşamaktan) daha hayırlıdır. (Çünkü artık dini ikame imkanı kalmaz).” (Tirmizi, Fiten 78/2266) Rasûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem- birgün: “-Gençlerinizin fıska düştüğü, kadınlarınızın azdığı zaman haliniz ne olur?” diye sormuştu. (Yanındakiler hayretle): “-Ey Allah’ın Rasûlü, yani böyle bir hal mi gelecek?” dediler. “-Evet, hatta daha beteri!” buyurdu ve devam etti: “-Emr-i bi’l-ma’rufta bulunmadığınız, nehy-i ani’l-münker yapmadığınız vakit haliniz ne olur?” diye sordu. (Yanındakiler hayretle:) “-Yani bu olacak mı?” dediler. “-Evet, hatta daha beteri!” buyurdular ve sormaya devam ettiler: “-Münkeri emredip, ma’rufu yasakladığınız zaman haliniz ne olur?” (Yanında bulunanlar iyice hayrete düşerek): “-Ey Allah’ın Rasûlü! Bu mutlaka olacak mı?” dediler. “-Evet, hatta daha beteri!” buyurdular ve devam ettiler: “-Ma’rufu münker, münkeri de ma’ruf addettiğiniz zaman haliniz ne olur?” (yanindeki Ashab:) “-Ey Allah’ın Rasûlü! Bu mutlaka olacak mı?” diye sordular. “-Evet, olacak!” buyurdular.” (Heysemi, Mecma’u’z-Zevaid, VII, 281) Rasûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem- buyurdular ki: “İnsanların dünyaca en bahtiyarını âdi oğlu âdiler teşkil etmedikçe Kıyamet kopmaz.” (Tirmizi, Fiten 37/2209) Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: “Rasûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem-, yanındaki cemaate konuşurken, bir adam gelerek: “-Ey Allah’ın Rasûlü! Kıyamet ne zaman kopacak?” dedi. Sallallâhu aleyhi ve sellem- konuşmasına devam etti, sözlerini bitirdiği vakit: “-Sual sâhibi nerede?” buyurdular. Adam: “-İşte buradayım ey Allah’ın Rasûlü!” dedi. Sallallâhu aleyhi ve sellem-: “-Emanet zâyi edildiği vakit Kıyameti bekleyin!” buyurdular. Adam: “-Emanet nasıl zâyi edilir?” diye sordu. Efendimiz: “-İş, ehil olmayana tevdi edildi mi Kıyamet’i bekleyin!” buyurdular.” (Buhari, İlm 2, Rikâk 35) Hz. Ali radıyallahu anh anlatıyor: “Rasûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem- birgün: “Ümmetim onbeş şeyi yapmaya başlayınca ona büyük belanın gelmesi vâcip olur!” buyurmuşlardı. (Yanındakiler:) “Ey Allah’ın Rasûlü! Bunlar nelerdir?” diye sordular. Sallallâhu aleyhi ve sellem- saydı: -Ganimet (yani milli servet, fakir fukaraya uğramadan sadece zengin ve mevki sahibi kimseler arasında) tedavül eden bir metâ haline gelirse, -Emanet (edilen şeyleri emânet alan kimseler, sorumlu ve yetkililer, memurlar) ganimet (malı yerini tutup, yağmalayıp nefislerine helal) kıldıkları zaman, -Zekât (ödemeyi ibadet bilmeyip bir angarya ve) ceza telâkki ettikleri zaman. -Kişi annesinin hukukuna riayet etmeyip, kadınına itaat ettiği; -Babasından uzaklaşıp ahbabına yaklaştığı; -Mescidlerde (rıza-yı ilâhi gözetmeyen husûmet, alış-veriş, eğlence ve siyâsiyâta vs. müteallik) sesler yükseldiği zaman. -Kavme, onların en alçağı (erzel) reis olduğu; -(Devlet otoritesinin yetersizliği sebebiyle tedhiş ve zulümle insanları sindiren zorba) kişiye zararı dokunmasın diye hürmet edildiği; -(Çeşitli adlarla imal edilen) içkiler (serbestçe) içildiği; -İpek (haram bilinmeyip erkekler tarafından) giyildiği; -Çeşitli adlar altında şarkıcı kadınlar ve çalgı aletleri edinildiği; -Bu ümmetin sonradan gelen nesilleri, önceden gelip geçenlere (çeşitli ithamlar ve bahanelerle) hakâret ettiği zaman artık kızıl rüzgârı, (zelzeleyi), yere batışı (hasfı) veya suret değiştirmeyi (meshi) (veya gökten taş yağmasını, (kazfi) bekleyin.” (Tirmizi, Fiten 38/2210) Mikdam bin Ma’dikerb’in bir hizmetçisi vardı, süt satardı, Mikdam da karşılığında para alırdı. Ona: “-Sübhanallah, süt satıp para mı alıyorsun?” dediler. O da: “¬-Evet, bunda ne var ki? Ben Rasûlullâh -sallallâhu aleyhi ve sellem-’in şöyle dediğini duydum: “-İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelecek ki o vakit dinar ve dirhemden başka bir şey fayda vermeyecek!” dedi. (Ahmed bin Hanbel, IV, 133) “Sizin üzerinize öyle bir zaman gelecek ki o vakit siz, iyilikleri emretmeyen ve kötülükleri yasaklamayan kimselerin en hayırlı kişiler olduğunu düşünürsünüz.” (Ali el-Müttaki, Kenz, III, 686/8462) Rasûlullâh -sallallâhu aleyhi ve sellem-: “-İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelecek ki o vakit müminin kalbi tuzun suda eridiği gibi eriyecek!” buyurdu. “-Niçin eriyecek yâ Rasûlallah?” diye sorulduğunda: “-Kötülükleri görüp de onları değiştirmeye güç yetiremediği için” buyurdu. (Ali el-Müttaki, Kenz, III, 686/8463) Rabbim Bizleri Uyananlardan Eylesin İnşAllah.

HUD (AS)’IN DAİRESİ 15 Haziran 1994

  HUD (AS)’IN DAİRESİ Şeyh Muhammed Nazım El-Hakkani En-Nakşibendi Hazretlerinin 15 Haziran 1994 Sohbeti, Bu ahiret Sultanı Şeyh Yahya Efendi Hazretleri o zikri çektiğimiz vakitte bana "Oğlum" dedi. "Burada hazır olan, sizi sevip gelen, bizim buradaki rihabımızda toplanan kimseler bizim nazarımızın altındadırlar.Onlara bildir." Efendimiz Sultanul Enbiya Serveri Enbiya, Habibi Kibriya ne buyurdu? "Allah Allah diyen olduğu müddetçe Kıyamet kopmaz." (Kimdir o onu oraya koyan?) Allah'a havale ediyoruz ama Cenab-ı Allah hilim dairesinden çıkarırsa bu memleketin içinde tosunu sürükleyip götürecek kan akacağını bildiriyorlar. Bu kâfirlikten dolayı. Daha bu derece düşmanlık tarihte görülmemiş. Bu da kendi milletin hesabına yapılıyor bu memleketin içerisinde. Bu da bir avuç insanın hatırı içindir şimdi. Bir avuç insan ama 60 milyonu sürüklüyor. 60 milyon ağzını açamıyor. Ey Allah'ın Evliyası! Siz Allah'ın çekilmiş kılıçlarısınız. Size havale ettim. Din olmasa, iman olmasa hayatın ne kıymeti var? Ne tadı var, ne lezzeti var? Ebedi olan hayat olmasa bu hayatın manası nedir? Ölüp, çürüyüp bitecek olduktan sonra bu hayatın manası nedir? Ne manası var? Çürüyüp bitecek olan bu insanların yaratılmasının ne manası var, ne mantığı vardır. Evet, bugün de güneş guruba doğru yaklaşıyor. Güneş boğulmaya doğru gidiyor. Bir gün daha kapandı. Geriye sayıyor. Aslında doğduğumuz günden itibaren geriye sayıyor iş. Eksiliyor. O havaya atacağı şeyi şimdi bekletiyor orada. Geriye sayarlardı şimdi. Gökyüzüne her şeyi tamam olsun. Hiç bir şeyden geri kalmayalım, küfürden. Gökyüzüne onlar top atıyor. Gökyüzüne kurşun sıkar derler. Küfrün şiddeti orada atmaya geriye sayıyor gibi. Herkes doğduğu andan itibaren geriye doğru saymaktadır. Yüz milyon nefes mi alacaksın, boyuna eksiliyor. 50 milyon mu nefesleri, 40 milyon mu, 10 milyon mu, 150 milyon mu neyse kaç bin veya milyonsa; eksilmektedir. Eğer bu hayatın ötesi yoksa ümitsiz, sonsuz bir ümitsizlik içerisine, karanlığa düşer insan. Ne kadar bedbahttır. "Bunalıma girdim" diyor. Günde belki yüz kişi gelir bana. Avrupa'da beş yüz kişi gelir, bunalıma girmiş. E nasıl bunalmasın? İmanın aydınlığı içinde yok ki. İmanın aydınlığı içerinde olsa karanlığa düşer misin? Bunalan insan manası; karanlığa düşmüş demektir. Bunalıma düştüm diyor. Çocuğum bunalıma girdi. Karı, koca, ana, baba, şu, bu. Bunalım ne için? Niye bunalıma giriyor? İşte sabah oluyor, akşam oluyor; sabah oluyor, akşam oluyor. Geriye sayıyoruz. Yaklaşıyor herkese tayin olunmuş olan bir vakit vardır. Yaklaşıyor! Onu da bilemiyoruz ne zaman gelecek. Onun için imansız, imansızlık alametidir, inançsızlık alametidir bunalım dedi mi. Stres der, destres der, çeşit uydurma söz. Ve tedaviye çalışır. Yahu tedavi imandadır.Bir gün baştakileri de tutacak bunalım. Tabandakilerde değil, şimdi yukarıya doğru yürümektedir. En baştakileri de tutacaktır. Çok baştakiler de şimdi medyumlara giderler. Medyum mu der? Cinci, cincilere gider. Ne? Medyum? Yoksa medya? Medyuma gidiyormuş, ya haber veriyor nasıl oldu nasıl olacak. Bana gelin, medyumu karıştırma. Sana yolu göstereyim. Cennetin yolu da, cehennemin yolu da. İstediğin yola git ondan sonra. Büyük olmakla ne kadar büyüse de iki yoldan birisine girecektir. Var mı? Cumhur reisi olsun, baş vezir olsun, başkumandan olsun, paşa olsun, vezir olsun. 2 yoldan birine gidecektir. Ben de göstereceğim gel medyumda bir şey yok sana. Bana gel. Şöyle bir gözlük takayım gözüne. Ki buradan baktığında mağribe, buradan baktığında maşrike kadar göresin. Cennet yolunu da göresin, cehennem yolunu da göresin. Dünya boş değil. Onun tercüman olduğu bu kuvvet ben veririm diyor, sen söyle de. Onlar geldiği vakitte göstermek isterse ta kav ve kav şeyine kadar göstermeye de kuvvetimiz vardır. Onun için bunalım diyerekten milleti sarıyor. Şimdi çoluk çocuk bir şeyden haberleri yok, bunalıyor. Çünkü iman kuvveti yok. İman nuru yok. İman verilmiyor, öğretilmiyor. Onlar bir de müteessir oluyor. Şimdi sıkıntıyı baştakilere doğru kaydırıyoruz diyor Evliyalar. Mesuliyet taşıyanlara doğru kaydırıyoruz ki belki tövbe edip İslam'a karşı gelmezler. Çünkü İslam'ın dışında başka yol yoktur. Cennetin yolu İslam'dadır. Cehennemin yolu İslam'ın dışındadır. Astaizu Billah: "Walanutheeqannahum mina alAAathabial-adna doona alAAathabi al-akbari laAAallahumyarjiAAoon." (32:21) "Küçük azaptan tattıracağız" diyor Cenab-ı Allah. Şimdi kurtuluş yoktur. Yakalanmışlar. Şimdi açılması yoktur. İslam'a teslim olmadıktan sonra açılacakları yoktur. İmdatlarına ne Amerika yetişecek, ne Rusya yetişecek, ne aydan, ne yıldızdan gelecek yetişebilecek. Yok, bitti. "Walanutheeqannahum mina alAAathabial-adna doona alAAathabi al-akbar." (32:21) Yemin ederim diyor Cenab-ı Allah. Yemin ile, gasel ile. Şimdi tattıracağım, artık keyifli günlerin geçmiştir. Bitmiştir. İslam'a gelmezler, İslam'ı kabul etmezlerse yedikleri zehir, içtikleri zehir olacaktır. Keyif yerine zehir içeceklerdir. Tattıracağım diyor şanım Hakkı için. Allahlığıma yemin ederim diyor. Büyük azaptan evvel küçük azap. Gelecek azaptan önce yakındaki azabı tattıracağım diyor. Şimdi bitti. Tutuldular. Ya İslam'a teslim olacaklar yahut açılma yok. İsterse bu haber en başa kadar yetiştir. Ben buradayım. Evliyalar buradadır. Bu söz hak ve gerçektir. Yalan yok, yanlış değildir. Bu böyledir bitti. Kimse imdatlarına yetişmez, yetişemez! Gazeteci ol, gazete haberi de boştur.Sana Allah ve Peygamberin haberinden veriyoruz. Evliyaların verdiği, durduğu, bildiği manadan söyle diyor. İster dinle, ister dinleme. E yarın bugünden daha şiddetlidir. Gelen ay, bu aydan çok daha dehşetlidir. Temmuz sıcağı hazirandan fazladır. Ağustosun sıcağı temmuzu yener. Sonra bir de zemheri gelecektir. Sıcak cehennem de var, arkasından soğuk cehennem de var; zemheri. Kanun-ı evvel, kanun-ı sani, Şubat İsimleri de oynattık yerinden. Bu kadar senedir, bu kadar bin sene bizim bildiğimiz isimleri de kaldırıp analık, oğlum, karalık diyerekten isimler taktılar. Her şeyi bozdular. Aleyhlerine oldu. Lehlerine olmadı. Bitti. İslam'dan güzel bir şey var mı ya? İmandan tatlı ne var? İnanmanın zevki var mı bir başka yerde? İmansız hamdır. Evet. Allah iman lezzetini bize tattırsın. Allah de. Wa la tunsina dhikrak Habibullah salavatullahi ve selamu aleyh Hazretleri. Münacat ediyor, Rabbisine çağırıyor. Ya Rabbi zikrini bize unutturma. Bazı alçaklar var zikre karşı geliyor. Allah'ın zikrine karşı gelen cahiller çok var bugün. Her şeyi bozdular dedik ya. Zikrullah'a karşı gelen var. Ve Peygamber-i Zişan salavatullahi ve selamu aleyh Hazretleri duasında "wa la tunsina dhikrak". "Zikrini bize unutturma Ya Rabbi" diyor. Zikri unuttuktan sonra, Allah'ı unutan Allah'sız kalır. Allah'sız kalan kâfirdir. Zikrullah'tan tatlı bir şey var mı? Nasıl ondan daha tatlısı olsun ya hu? Cenab-ı Hak buyuruyor azametle: "Ana jalisu man dhakarani." "Ben, Beni zikredenin onunuyum Onunla beraber. Meclisinde oturanım" diyor Cenab-ı Allah. Onun meclisindeyim Allah Allah dediği vakitte kul, Ben onunla beraberim diyor. Bundan büyük şeref mi olur? Cenab-ı Hakk'ın bize verdiği şerefe bak. Beni zikrettiği vakitte onun huzurundayım diyor böyle. Onunla. Ne büyük şereftir o. Ve biz bugün gafillerden olduk. Zikir meclislerini dağıttık. Zikredenleri ürküttük. Zikredenleri kötüledik. Allah diyenlere harb ilan ettik. Wa uwli lahum. Wa uwli lahum. Onlara mühlet veririm, fırsat veririm. Daha azgınlıklarını artırsınlar. Artıra artıra, artıra artıra elimden kurtulacak değillerdir. Yani onlara fırsat verdiğimde onlar zannetmesinler ki elimden kurtulup gittiler, istediklerini yapabiliyorlar. Hayır! İstedikleri hiç bir şeyi yapamayacaklar! Fırsat veririm, lakin ihmal etmem. Mühlet veririm, ihmalim yoktur. Ellerimdedirler her an. Kabza-i Kudretimin içinde Kabza-i Kudretin içerisinde kainatlar duruyor. Kabza-i Kudret temsilcisi olan bir Veliyullah Allah'ın Evliyasından bir zatın pençesinin içindedirler. Allah'ın kabza-i kudretinde kainat duruyor. Bir tek, başka istemez, ikinciye lüzum etmez. Böyle sıktı mı bitti. Ve biz yeni bir tecelliye mazhar oluyoruz. Bu müjde de yine Şeyh Yahya Trabzoni Hazretleri'ndendir. Bunlar ölüler, öyle yazar ama onu yazan ölüdür asıl. Oradaki o çarşı levhası gibi bir şey koymuş oraya, kim koymuşsa. Buradakini ölü zannediyor. Buradaki ölü olsa kimse oraya gelmez. Ölülerin oraya yeni mezarlıklara gömerler. Orada yatan Allah'ın Evliyası'dır. Allah'ın Evliyası'na ölü diyen kendinin ölü olduğuna işarettir.İsterse oranın altında Şeyhul İslam yazsa, o da ölüdür. Manevi hayattan mahrum demektir. O zat yeni tecelli açılmıştır diye müjde veriyor. Neden? Bugün beşinci, bu akşam altıncısı olacaktır. Bu gece Muharrem ayı gireli işte bir hafta oluyor. 1414'üncü senesi Hicretin tamam oldu, 1415'inci Hicret yılı izzu şerefle girmiştir. İslam'ın mutlak şerefiyle ve galibiyetiyle yine gelmiştir. İslam'ı mutlaka kabul edenlere, İslam'daki mutlak şeref ve nur ve hidayet ve lütfu ihsan ve ilim ikram olunur. Bir hafta oluyor. Yeni yılımız da girdi. Ve Muharrem ayı da geldi ki Muharrem ayı Allahu Zül Celal'in indinde ilahi huzurunda eşhurul hurum dediğimiz dört çok yüksek hürmetli ayın birisidir. Zilkade, Zilhicce, Muharrem, bir de Recebu Şehrullah ayı. Dördü on iki ayın içerisinde gayet ihtiramlı olan aylardır. Ve üç ay bir bir arkasına gelir. Ve senenin başlangıcı bu Mübarek ayla olur. Her senenin ayrı tecellisi vardır. Bir sene bir seneye uymaz. Bu sene bir parça şiddetli geldi. Yumuşak değildir. Onun için Ya Rabbi diyorum mümin kullarını hilim dairenden dışarı çıkarma. Ama kafir deyip İslam'a zulmedenleri onları hilim dairesinden çıkar ki Sen'in Muntekim İsmi Celili'nin seyfi, kılıçları onları kessin. Her kim ki Cenab-ı Hakk'ın ilahi hilim dairesine sığınır, selamettir. Dışarıda kalanlara felakettir. "Ey Hud! Ad kavminin Peygamberi Hud alaihi s-salam. Senin kavmini rüzgar ile helak edeceğim." "Aman Ya Rabbi. Nereye sığınalım?" "Sen Sana inananları al. Bir yerde otur, etrafına daire çek. İçerisi selamettir, dışarıda ilahi intikamım önüne geçeni biçecektir." Ey büyükler! Cenab-ı Hakk'ın kendilerine büyüklük verdiği, dünya büyüklüğü verdiği kimseler Allah'ın huzurunda eğiliniz. Secde ediniz. Ve Allah'a secde etmekten utanmayınız. Çünkü secdesi olmayanların cümlesi hilim dairesinin dışarısında kalacaktır. O zaman o toz dumanda ferman okunmaz artık bitti. Hükmü giydikten sonra kapısını da bulamazlar, o dairenin içerisine girmeye. Nitekim Hud aleyhisselam'ın çizmiş olduğu dairenin içine kimse giremedi. İçeride olan da dışarıya zaten çıkmadı. Bu senenin tecellisi şiddetlidir. Kolay bir sene değildir. Yalnız iman edenlere ihtar var. Ya Rabbi bize hilminle muamele eyle. Ya Rabbi bize affınla muamele eyle. Ya Rabbi bize fazlınla muamele eyle. Bizi hilm dairenden dışarıya atma. Sana karşı gelenleri hâlâ 1500 seneden beridir İslam dünyayı nurlandırdığı insanları insanlığın kemaline yetiştirdiği halde İslam'ı hâlâ gammazlayanları, İslam'ı kötülemek isteyenleri 'ibratan lil-'alemin. Alemlere ibret kıl Ya Allah. Hadi bakalım. Bu sene seyreyle. Filan da var. Filan da var. İsimlerini biliyorum. Filan da var, filan da var, filan da var. Bedir gününde 70 sanadili Kureyş katlonulup kör kuyuya atıldı. Yetmiş kişi var gidecek bu senede. Sakınsınlar. Ey müminler bu ay müminlere ferah olan aydır. Ve bu ayda Cenab-ı Allah cümle Enbiya'sına ilahi nusretini göndermiştir.Müminleri feraha çıkarmıştır. Hiç olmazsa size ben bu sözleri bu Sultan'dan naklediyorum müjde olsun diye. Ümitsiz olmayasınız diye. İslam'dan başkasıyla yol bulunmaz insanlığa. İnsanlığa İslam'dan yürünebilir. İnsanlık kemali, insanı kâmil olmaya İslam yolundan başka yoldan gidilmez. Buyurun gidin. İddiası olan buyursun gitsin, göstersin bir kimse İslam'ın dışında insanı kâmil olmuştur. Bakın bakalım, gazetelere bakın. Göstersin bakalım. Amerika'da mı var, Rusya'da mı var, Alman'da mı var. Arab da mı var, Türk'te mi var, Acem'de mi var, Hint'te Çin'de mi var? İslam'ın dışından yürüyüp de insanlık kemaline yetişmiş olan göster bakalım. Şimdi çok Evliya var da söyleyelim, bu Sultan kendisi söylüyor şimdi. Beni söylesem bunlar beni kabul etmez der. Çok kimseler bu eski Evliya'dan bunu o kadar kıymet vermez, heybetliler (?) dinlemez Bizim ihvanımızdan Mevlana Celaleddini Rumi Hz'ni söyle diyor bana. Mevlana Celaleddin-i Rumi Hazretleri insanı kâmillerden bir kimse. Hemen hemen bütün dünya onun insanı kâmil oluşuna taaccüp eder. Takdir eder, tebcil eder. 700. yılı herhâlde olmuştu onun. Ve Roma'daki Papa bile mesaj gönderdi ki böyle bir kimsedir diyerekten. Mevlana Celaleddin-i Rumi Hazretlerini tebcil ederek takdir ederek üstünlüğüne şehadet ederekten bir mesaj derler göndermiş dünyaya. Dedim be hey papaz, be hey kuş beyinli. Bre sen Mevlana Celaleddin-i Rumi Hz.'ni kabul edersin kimle yetişti o, kim yetiştirdi? İki cihan Serveri gelip onu yetiştiren. Ya hu sen yıldıza itibar edersin. Koskoca güneşi takdir etmezsin. Ne kadar kuş beyinlisin sen. Papa'ya böyle mesaj yolladım. E hangi yoldan yetişti Mevlana Celaleddin-i Rumi? Onlar zannederler ki ney üfürüp, kudüm vurmak ile insanı kâmil oldu. Ney üfürüp, kudüm vurmakla insanı kâmil olsaydı o tam tamdan pam pamdan ne derler o deli deli tepinenler, onlar insanı kâmil olacaktı. Onlar bilakis hayvanı kâmil oluyor. İnsanı kâmil olmuyor, hayvanı kâmil oluyor. Evet. İslam'dan başka ne devletlere, ne hükümetlere, ne insanlara yol yoktur. Allah kapatmıştır. Açın! Açsın bir yol! Millete selamet yolu açsın, hükümete selamet yolu açsın. Devlete selamet yolu açsın. İnsanlarına, tebasına selamet yolu açsın. Saadete ulaştırsın, yön bulsun. Ağızlarında geveleyip duruyorlar. Şu, söylemeye utanıyorum o söylediklerini. Hadi o sözle hükümet icra edin. İcraatınızı yapın, milleti insanı kâmil yapın. Rahata ve huzura ve saadete kavuşturun. Buyurun. Elhamdulillah hiç bir icraatlarında ehlullahın eli yoktur. Hiç. Tamamen istediklerini yaptılar. Hiçbir şey yapamadılar. Her şeyi berbat edip bıraktılar. Şimdi kurtuluş, kurtuluşu hâlâ İslam tarafına bakmak istemiyorlar. İslam tarafına bakacaksın. Sen değil bütün dünya da bakacaktır. Çünkü senin arkandan bütün dünya da batağa doğru gidiyor zaten. Bütün dünya karanlık. Kriz derler. Kriz değil bu. Bu ruhani krizdir. Ruhaniyetleri sıfırlandı. Tükendiler. Bu para işi değil. Ekonomi işi değil. Bu safsatadır. Hepsi sıfırlanmıştır.Israr ettiklerinde sıfırın üstüne çıkacak değiller. Sıfırın altı da vardır. Tahtas sıfır derler. Uydurmaca eksi. Kimisi eksi beş, kimisi eksi altı. Eksi 20, eksi 60, 70 aşağı doğru; çok daha var aşağıya doğru. Kaybolduktan sonra. Karun her gün bir boy batıyor. Onun gibi tahtas sıfıra gidecekler. Ya tövbeye gelir, veyahut biter. Allah oyun oynamaz. Wala raadda lima qadhayta. Wala raadda lima qadhayta. Cenab-ı Peygamber Mevlasına münacatta bulunurken Sen'in hükmünü reddedecek yoktur. Hükmetti Cenab-ı Allah. Bitti. Buyursunlar sıfırın üstüne çıkmaya. Allah'a dönmedikten sonra İslam'ı kabul etmedikten sonra sıfırın üstüne çıkış yok, bitti. Ya Rabbi inayet Sen'dendir. Ya Rabbi bizi rahmetinizden dolayı muhafaza buyurma da bizi ikaz edecek kullarını bize gönder Ya Rabbi. Söylediğimiz bilmediğimiz mesele değil, lakin hatırlatmak için. Sultan bizi konuşturuyor. Bilinmeyen reddolunacak söz söyletmediler bize burada. Söylenirse hepsi haktır, gerçektir. Onun için Cenab-ı Rabbul Alemin'den onu niyaz ederiz ki bunları bize hatırlatacak bütün bu memleket sathında ve millet (?) bizi uyandıracak zatları göndersin Cenab-ı Allah. Bu Sultanların hürmetine Ya Rabbi bizi ikaz edecek irşad edecek, Sen'in yoluna delil olacak Sen'in has kullarından bize gönder Ya Rabbi. Habibi Ekrem'in hürmeti için. Bu Muharremul Haram'da imdat ve nusretinle kendilerini kurtardığın ve muzaffer kıldığın Evliyalar'ın hürmeti için Ehli Beyti Resulullah, şühedası için onların hürmetine Ya Rabbi Fatıma-tüz Zehra anamızın secdeleri hürmeti için, 7 gök, 7 arz dolu melaikelerin secdeleri hürmeti için. "İman edip salih amel işleyenleri, imanları sebebiyle Rableri hidayete erdirir. Naim cennetlerinde altlarında ırmaklar akar. Orada duaları "subhaneke allahümme" sağlık dilekleri "selam, dualarının sonu da "Alemlerin Rabbi Allah'a hamd olsun" olacaktır. (10:9-10) Al Fatiha.
MEHTER / TASAVVUF MÜZİK
SİTE HARİTASI
SAAT
Üyelik Girişi