SEFER AYI HAKİKAT DAMLASI
ÇOCUK YETİŞTİRMEK... Hadis-i Şerif’de Allah Rasulü (SAV.) şöyle buyuruyorlar: “Her doğan İslam fıtratı üzere doğar, daha sonra ana ve babası tarafından çeşitli dinlere mensup olarak yetiştirilir.” Allah (CC.) Kur’an-ı Kerim’de : يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا قُوا أَنفُسَكُمْ وَأَهْلِيكُمْ نَاراً وَقُودُهَا النَّاسُ وَالْحِجَارَةُ عَلَيْهَا مَلَائِكَةٌ غِلَاظٌ شِدَادٌ لَا يَعْصُونَ اللَّهَ مَا أَمَرَهُمْ وَيَفْعَلُونَ مَا يُؤْمَرُونَ “Ey inananlar! Kendinizi ve çoluk çocuğunuzu cehennem ateşinden koruyun; onun yakıtı, insanlar ve taşlardır; görevlileri, Allah'ın kendilerine verdiği emirlere baş kaldırmayan, kendilerine buyurulanları yerine getiren pek haşin meleklerdir.”[1] Hayırlı evlat sahibi olabilmek için de ona İslam terbiyesi verilmesi lazımdır. Peygamber Efendimiz (SAV.) bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyuruyorlar: «İnsan öldüğü vakit bütün amelleri ondan kesilir. Yalnız üç şeyden : sadaka-i cariyeden, faydalanılan ilimden ve kendisine duâ eden sâlih evlâttan kesilmez buyurmuşlar. Hadis-i Şerif’de Peygamber Ef. (S.A.V) Şöyle buyuruyor: « كُلُّكُمْ راعٍ ، وكُلُّكُمْ مسئولٌ عنْ رعِيَّتِهِ ، والأِمَامُ رَاعٍ ، ومسئولٌ عَنْ رَعِيَّتِهِ ، والرَّجُلُ رَاعٍ في أَهْلِهِ ومسئولٌ عَنْ رَعِيَّتِهِ ، والمرْأَةُ راعِيةٌ في بيْتِ زَوْجِهَا ومسئولة عنْ رعِيَّتِهَا ، والخَادِمُ رَاعٍ في مالِ سيِّدِهِ ومسئولٌ عَنْ رَعِيَّتِهِ ، فكُلُّكُمْ راعٍ ومسئولٌ عنْ رعِيتِهِ». “Hepiniz çobansınız; hepiniz güttüğünüz sürüden sorumlusunuz. Devlet reisi de bir çobandır ve sürüsünden sorumludur. Erkek ailesinin çobanıdır ve sürüsünden sorumludur. Kadın kocasının evinin çobanıdır ve sürüsünden sorumludur. Hizmetkâr, efendisinin malının çobanıdır; o da sürüsünden sorumludur. Netice itibariyle hepiniz çobansınız ve güttüğünüz sürüden sorumlunuz.”

TEKNOLOJİ DENİLEN CANAVARI ZEHİRİ

Günlerin içindeki sözüm ona yaşam kaynağımız teknoloji denilen canavarın insanların hayatına zerk ettiği zehrin toplumsal bir çöküşe sebep olması nasıl ki yaydan çıkan okun ucu havanın içindeki gözle görülmeyen ama varlığı bilinen bir çok elementi bertaraf ederek ilerleyip hedef deki son haliyle buradayım demesi gibidir,ve insanlar bu basit yaşantının ihtişamı varmış gibi hedefteki nişan gah gibi buraydım diyerek çılgınca geziyorlar çünkü insanlar her şeyi madde gözüyle yaşayıp en önemli unsur sevgiyi bile madde içinde görüp yaşatıyorlar sevginin olmadığı yerde saygı olmayacağı için her şey yalan çerçevesi içindeki yapmacık sahte makyajla renklendirilip süslenmiş bir heykel misali ruhunu teskin ve teselli ederek kendi yarattığı nefsine yani heykele tapıyorlar ve şunu söylüyorlar görüyorum ,dokunuyorum ve hüküm edebiliyorum o zaman gerçek budur gerisi yalan ama sevgi denilen Allahın müstesna değeri söylenildiği gibi özellikler taşımadığı için basit manada bırakılıp sadece sempati duyma hissiyatında kalıyor ve maalesef insanlar o ilk basamakta doğuyor büyüyor ve ölüyor ve yok oluyor ah biraz büyüdüğü zaman hakikatlerine sevgi aşılasalar bir müddet sonra aşkın onda ölümsüzlük denilen sonsuzluk deryasındaki her zerrenin hakikatini öğrenecekler ve aşkın sahibi olan cenabı Allah 18000 alemin içindeki onun için önem arz edecek hakikati onun emrine ve hizmetine verecektir imanın en önemli ilk düsturu aslında her zerresiyle gördüğün fakat görmediğini zannettiğin hakikata inanıp şüphesiz tastik etmektir işte bu imandandır.Teknoloji denilen akıl oyunları insanın nefsinden dışarı sarkmış gaz lambasının fitili gibi ucu dışarıda kalınca hemen şeytan aklı tutuşturup aydınlattığı ışığıyla gördüğünün her şeyin, yaşamın bu olduğunu ışığın aydınlığına girmeyen sözüm ona karanlık olan alanın kişi için bir önem arz etmediğini ifade etmektedir, ama hakikat ve esas aydınlık o karanlık denilen yerdir misal gündüz aydınlığında her yeri gördüğünü zanneden kişi gerçek ışığın sadece zerresini yaşadığını kafasını kaldırıp bakamadığı güneşin aydınlığına dayanamayıp kapattığı gözün karanlığı yaşaması gibidir o anda akıl o karanlığın uçsuz bucaksız gökyüzü gibi her yeri sardığını anlar çünkü güneşin yaydığı ışığa bakacak kuvvetin yok ve aciz bi varlıksın o sebeble haddini bilirsen gökyüzünden bir nokta kadar yer kaplayan ve her yere kuvvetin çeşitli faktörünü sunan güneşin sırrına vakıf olursun işığıyla aydınlanır,sıcaklığıyla ısınır ve onun varlığını hisseden ihtiyaç duyan yaratılan her mahlukatın kimyasındaki oluşumaları seyreder o güvendiğin teknoloji denileninde kimyaya ihtiyaç duyduğunu kendisinin ne denli kof ve içi hava dolu bir balon olduğunu anlarsın,bu sebebden dünya yaşamında insanların içinde Allahın hakikatinden bahseden kişileri bulasın ve teknolojinin onların ayakları ucunda tasmasız köpek gibi durduğunu görür ve anlarsın bu zamanın insanları maalesef Mevlana ,Yunus Emre,Hacı Bektaşı Veli,Aziz Mahmud Hüdai ,Emir Sultan Buhari gibi bir çok Allah dostunu mitolojik çağda yaşamış efsane ler gibi görüyorlar bu zamanda yok zannediyorlar bu büyük bir yanılgı ve edepsizliktir çünkü Allah c.c hazretleri kıyamete kadar bu gibi zatları çeşitli isimler ve makamlarda yaratmış ve insanların imanları için vazifelendirmiştir yeterki sen samimi bir şekilde arayıp bulasın ve hakikate eresin diye sen o bilinen kişileri sever sayarsan muhakkakki onlar gibi olanları bulur ve onların manevi kuvvetleri yaşamında sana yardım eder bu gibi birçok yaşanmış olaylar ve evliyaların kerametleri mevcuttur Bu husus şerefli ecdadımız içinde geçerlidir çünkü onlarda Allah c.c hazretlerinin verdiği vazifeleri layıkıyla yapmışlardır Alpaslan, Selçukbey,Kılıçaslan, Osmanbey, Orhangazi, Sultan Murad Hüdavendigar,Sultan Fatih Han, Yavuz Sultan Selim Han,Kanuni Sultan Süleyman Han,Sultan İbrahim Han,Sultan Abdulmecid Han,Sultan Abdulaziz Han,Sultan Abdulhamid Han, Sultan Vahideddin Han gibi Allahın kuvvetini ve hükmünü bahşettiği kimlikteki gibi ecdadımızıda seversen muhakkakki onların kuvvetleri sana ulaşır nasılki Allahın evliyaları eksik olmaz ise bu necip milletin içinde de ecdadı gibi şehadet şerbeti içmek devamlı gönlündeki kefeniyle hakkı haykıran evlatları daima mevcut olacaktır. Allah milletimizi muhafaza etsin içimize sinmiş pislikleri ayıklayıp temizleyecek basiret gözünüde bizlere nasip eylesin ve Allahım biz Evladı Osmanı vatikanın fethine mazhar olmayı kızıl elmada Ezanı Muhammediyeyi okuyup şükür namazı kılmayı ayasofyada ezanı –selatı selamı okumayı şükür namazınıda eda etmeyi nasip eylesin ..EY CENAB-I MEVLAM SEVGİLİ HABİBİNİN YÜZÜ SUYU HÜRMETİNE BİZ EVLADI OSMANLILAR , SENİN ZÜLFİKARLARIN VE SEYFULLAHLARIN OLMAYA TALİBİZ VE ŞEREFLİ ECDADIMIZIN ŞEREFİNE NAİL OLMAYA EVLADLARI VE TORUNLARI OLARAK ,ONLARIDA ŞEREFLENDİRİP BİZLER İLE RESULULLAH EFENDİMİZE VE SEN MUTLAK HAKİMİYET SAHİBİNE KARŞI İFTAHAR ETMELERİNİ NASİP EYLE YÜCE MEVLAM …………..SAYGILARIMLA ,,,,, Ercan KARA
MEHTER / TASAVVUF MÜZİK
SİTE HARİTASI
SAAT
Üyelik Girişi