CEMAZİYEL -EVVEL HAKİKAT DAMLASI
HADİS-İ ŞERİF IŞIĞINDA AHİRZAMAN “Siz öyle bir zamanda yaşıyorsunuz ki sizden biriniz emrolunduğu şeylerin onda birini terk etse helâk olur. Sonra öyle bir zaman gelecek ki sizden kim emrolunduğu şeyin onda birini yapsa kurtulur.” (Tirmizî, Fiten, 79/2267) “Öyle bir zaman gelecek ki o zaman şu üç şeyden daha kıymetli birşey olmayacaktır: Helal para, can u gönülden arkadaşlık yapılacak bir kardeş ve kendisiyle amel edilecek bir sünnet.” (Heysemî, I, 172) “Öyle bir zaman gelecek ki, kişi helâlden mi haramdan mı kazandığına aldırmayacak!” (Buharî, Büyû; 7) Ebu Said el-Hudrî’den rivayet edildiğine göre Rasûlullâh -sallallâhu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: “Aranızda öyle bir grup ortaya çıkacaktır ki, namazınızı onların namazları, oruçlarınızı onların oruçları ve diğer amellerinizi de onların amelleri yanında az göreceksiniz. onlar Kur’ân okurlar, fakat okudukları boğazlarından aşağı geçmez. onlar okun yaydan çıktığı gibi dinden çıkarlar...” (Buhârî, Fedâilü’l-Kur’ân, 36) “Öyle bir zaman gelecek ki okuma meraklı kurrâ çoğalacak; fakîhler ise azalacak ve bu sûretle ilim çekilip alınacak. Daha sonra öyle bir zaman gelecek ki insanların okudukları boğazlarından aşağı geçmeyecek.” (Hakim, Müstedrek, V, 504) “Şiddetli bir şekilde yaklaşan fitne sebebiyle vay insanların hâline. İnsanlar mü’min olarak sabahlar da akşam kâfir oluverirler. İnsanlar dinlerini küçük dünya menfaati karşılığı değiştiriverirler. İşte öyle zamanda dinlerinde sâbit kalabilenler ellerinde kor ateşi tutanlar gibidirler.” (Ahmed İbn Hanbel, Müsned, II, 390; Ayrıca bkz. Müslim, İman 186; Tirmizi, Fiten 30, (2196) “Öyle bir zaman gelecek ki bütün insanlar ribâ ile iş yapacak. Ondan sakınanlar dahi tozuna bulaşmak durumunda kalacaklar.” (Nesâî, Büyû 2; İbnu Mâce, Ticârât 58; İbn Hanbel, Müsned, IV, 494; Beyhakî Sünen, IV, 275) “Öyle bir zaman gelecek ki doğru söyleyenler yalanlanacak, yalancılar ise doğrulanacak. Güvenilir kimseler hain sayılacak, hâinlere güvenilecek. İnsanlardan şâhidlik etmeleri istenmediği halde şâhidlik edecekler, yemin etmeleri istenmediği halde yemin edecekler,” (Taberâni, XXIII, 314) “Öyle bir zaman gelecek ki insanlar iyiliği özendirmeyecek, kötülükten de sakındırmayacaklar.” (Heysemî, Mecmauz-zevâid, VII, 280) Rasûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem- buyurdular ki: “Muhakkak ki insanlar üzerine öyle bir zaman gelecek ki, o vakit kişi altından sadaka ile (çarşı Pazar) dolaşır da bunu kendisinden sadaka olarak kabul edecek tek kişi bulamaz. O zaman, tek bir erkeğe kırk tane kadının tâbi olduğunu ve kadınların çokluğu ve erkeklerin azlığı sebebiyle ona sığındıklarını görürsün.” (Buhari, Zekât 9; MüsIim, Zekat 59) “Ben sizin dünya hırsıyla birbirinizle kapışmanızdan, birbirinizi katletmenizden ve sizden öncekiler gibi helâk olup gitmenizden korkuyorum.” (Müslim, Fezâil 31) “…Ben asıl sizin dünyayı elde etmek için birbirinizle kapışıp kavga etmenizden korkuyorum.” (Buhârî, Cenâiz 71, Menâkıb 25, Megâzî 27, Rikâk 7, 53; Müslim, Fezâil 30) Hz. Sevban radıyallahu anh anlatıyor: “Rasûlullâh -sallallâhu aleyhi ve sellem- buyurdular ki: “–Size çullanmak üzere, yabancı kavimlerin, tıpkı sofraya çağrışan yiyiciler gibi, birbirlerini çağıracakları zaman yakındır.” Orada bulunanlardan biri: “–O gün sayıca azlığımızdan mı bu durum başımıza gelecek?” diye sordu. “–Hayır, bilakis o gün siz çok olacaksınız. Lakin sizler bir selin getirip yığdığı çer-çöpler gibi hiçbir ağırlığı olmayan kimseler durumunda olacaksınız. Allah, düşmanlarınızın kalbinden size karşı korku duygusunu çıkaracak ve sizin kalplerinize zaafı atacak!” buyurdular. “–Zaaf da nedir ey Allah’ın Rasûlü?” denildi. “–Dünya sevgisi ve ölüm korkusu!” buyurdular.” (Ebu Davud, Melahim 5/4297) Ebu Ümeyye eş-Şa’bani anlatıyor: “Ey Ebu Sa’lebe dedim, şu ayet hakkında ne dersin?” (Mealen): “Ey iman edenler! Siz kendinize bakın. Siz doğru yolda oldukça, sapıtmış olanlar size zarar vermez.” (Maide 105) Bana şu cevabı verdi: “Gerçekten bunu, iyi bilen birine sordun. Zira ben aynı şeyi Rasûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem-’a sormuştum. Demişti ki: “Ma’rufa sarılın, münkerden de kaçının! Ne zaman uyulan bir cimrilik, takip edilen bir hevâ, (dine, ahirete) tercih edilen dünyalık görür, rey sahiplerinin (selefi dinlemeden) kendi reylerini beğendiklerini müşahade edersen, o zaman kendine bak. İnsanlarla uğraşmayı bırak. Zira (bu safhaya gelince) arkanızda sabır günleri var demektir. O günler avuçta ateş tutmak gibi (sıkıntılı)dır. O günlerde, sizin kadar amel yapabilen bir kimseye elli kişinin ecri verilecektir.” (Ebu Davud, Melahim 17/4341); Tirmizi, Tefsir, 5/3060); İbnu Mace, Fiten 21) Rasûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem- buyurdular ki: “-İnsanlar öyle günler görecek ki, katil niçin öldürdüğünü, maktul de niçin öldürüldüğünü bilemeyecek.” “-Bu nasıl olur?” diye soruldu. Şu cevabı verdi: “-Herçtir! Öldüren de ölen de ateştedir.” (Müslim, Fiten 56) Zübeyr İbnu Adiy rahimehullah anlatıyor: “Hz. Enes İbnu Mâlik radıyallahu anh’ın yanına girdik. Haccâc’ın bize yaptıklarını şikayet ettik. “-Sabredin, buyurdu. Zira öyle günlerle karşılaşacaksınız ki, her yeni gün, gidenden daha kötü olacak. Bu hal Rabbinize kavuşuncaya kadar devam edecek. Ben bunu, Rasûlunüz -sallallâhu aleyhi ve sellem-’den işittim.” (Buhari, Fiten 6; Tirmizi, Fiten 35/2206) Hz. Huzeyfe radıyallahu anh anlatıyor: “Rasûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem- birgün: “-Bana kaç müslüman olduğunu sayıverin” buyurdular. Biz: “-Ey Allah’ın Rasûlü! Bizim sayımız altı-yediyüze ulaşmış olduğu halde, hakkımızda korku mu taşıyorsunuz?” dedik. “-Siz bilemezsiniz, (çokluğunuza rağmen) imtihan olunabilirsiniz!” . Gerçekten öyle (belaya maruz kalıp) imtihan olunduk ki, içimizden namazını gizlice kılanlar oldu.” (Buhari, Cihad 181; Müslim, İman 235) Abdullah ibn-i Ömer -radıyallâhu anh- tarafından rivayet edilmiştir. Rasûlullâh –sallâllâhu aleyhi ve elem- bize yönelerek şöyle buyurdu: “Ey Muhacirler cemâati! Beş şey vardır ki, onlarla mübtelâ olacağınız zaman Ben sizlerin o şeylere erişmenizden Allâh’a sığınırım. Onlar şunlardır: 1- Bir milletin içinde zina, fuhuş ortaya çıkıp nihayet o millet bu suçu alenî olarak işlediğinde, mutlaka içlerinde taun hastalığı ve onlardan önce gelip-geçmiş milletlerde vuku bulmamış hastalıklar yayılır. 2- Ölçü ve tartıyı eksik yapan her millet mutlaka kıtlık, geçim sıkıntısı ve başlarındaki hükümdarların zulmü ile cezalandırılırlar. 3- Mallarının zekâtını vermekten kaçan her millet mutlaka yağmurdan menedilir (kuraklık cezası ile cezalandırılır) ve hayvanları olmasa (Allâh hayvanlara acımasa) onlara yağmur yağdırmaz. 4- Allâh’ın ahdini (emirlerini) ve Rasûlün sünnetini terk eden her milletin başına mutlaka Allâh kendilerinden olmayan düşmanı musallat eder ve düşman o milletin elindeki-avucundakilerin bir kısmını alır. 5- İmamları (yâni devlet adamları) Allâh’ın Kitabı ile amel etmeyip Allâh’ın indirdiği hükümlerden işlerine geleni seçtikçe Allâh onların hesabını kendi aralarında görür.” (İbn-i Mâce, Fiten, 22) Rasûlullah sallallahu aleyhi veselem şöyle buyurdu: “Fırat nehrinin suyu çekilip, aktığı yatakta bulunan bir altın dağı meydana çıkmadıkça ve kurtulup kazanan ben olayım diye birbiriyle çarpışan her yüz kişiden doksan dokuzu ölmedikçe kıyamet kopmaz.” (Buhârî, Fiten 24; Müslim, Fiten 29. Ayrıca bk. İbni Mâce, Fiten 25) Diğer bir rivayet ise şöyledir: “Pek yakında Fırat nehrinin suyu çekilerek aktığı yatakta bir altın hazinesi meydana çıkacaktır. O günü gören kimse, o hazineden kesinlikle bir şey almasın.” (Buhârî, Fiten 24; Müslim, Fiten 29-32. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Melâhim 13; Tirmizî, Sıfatü’l-cenne 26) “Nefsim kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki kişi bir kabre uğrayıp üzerine abanarak: ‘Keşke bu kabrin içinde ben olsaydım’ demedikçe kıyamet kopmaz. Hâlbuki bu sözü ona söyleten din değil, belâ olacaktır.” (Buhârî, Fiten, 22; Müslim, Fiten, 53-54) Öyle bir zamanın geleceği, insanların kalblerinin dünya sevgisi ile dolacağı, cihadı zarar olarak görüp zekat vermeyi altından kalkılması zor bir borç olarak görecekleri bildirilir. (Ali el-Müttaki, Kenz, III, 236/6322) Rasûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem- buyurdular ki: “-Beni İsrail üzerine gelen şeyler, aynıyla ümmetimin üzerine de gelecektir. Öyle ki onlardan aleni olarak annesine gelen olmuşsa, ümmetimden de bu çirkin işi mutlaka yapan olacaktır. Nitekim, Beni İsrail yetmişiki millete (dine, fırkaya) bölünmüştü. Benim ümmetim de yetmişüç millete bölünecektir. Bunlardan bir tanesi hariç hepsi ateştedir.” “-Bu fırka hangisidir?” diye soruldu. “-Benim ve ashabımın üzerinde olduğu şeyden ayrılmayanlardır!” buyurdular.” (Tirmizi, İman 18/2641) Rasûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem- buyurdular ki: “Ümeranız hayırlı olanlarınızdan iseler, zenginleriniz sehâvetkâr kimselerse, işlerinizi aranızda müşavere ile hallediyorsanız, bu durumda yerin üstü (hayat), altından (ölümden) hayırlıdır. Eğer ümeranız şerirlerinizden, zenginleriniz cimri ve işleriniz kadınların elinde ise, yerin altı üstünden, (ölmek yaşamaktan) daha hayırlıdır. (Çünkü artık dini ikame imkanı kalmaz).” (Tirmizi, Fiten 78/2266) Rasûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem- birgün: “-Gençlerinizin fıska düştüğü, kadınlarınızın azdığı zaman haliniz ne olur?” diye sormuştu. (Yanındakiler hayretle): “-Ey Allah’ın Rasûlü, yani böyle bir hal mi gelecek?” dediler. “-Evet, hatta daha beteri!” buyurdu ve devam etti: “-Emr-i bi’l-ma’rufta bulunmadığınız, nehy-i ani’l-münker yapmadığınız vakit haliniz ne olur?” diye sordu. (Yanındakiler hayretle:) “-Yani bu olacak mı?” dediler. “-Evet, hatta daha beteri!” buyurdular ve sormaya devam ettiler: “-Münkeri emredip, ma’rufu yasakladığınız zaman haliniz ne olur?” (Yanında bulunanlar iyice hayrete düşerek): “-Ey Allah’ın Rasûlü! Bu mutlaka olacak mı?” dediler. “-Evet, hatta daha beteri!” buyurdular ve devam ettiler: “-Ma’rufu münker, münkeri de ma’ruf addettiğiniz zaman haliniz ne olur?” (yanindeki Ashab:) “-Ey Allah’ın Rasûlü! Bu mutlaka olacak mı?” diye sordular. “-Evet, olacak!” buyurdular.” (Heysemi, Mecma’u’z-Zevaid, VII, 281) Rasûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem- buyurdular ki: “İnsanların dünyaca en bahtiyarını âdi oğlu âdiler teşkil etmedikçe Kıyamet kopmaz.” (Tirmizi, Fiten 37/2209) Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: “Rasûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem-, yanındaki cemaate konuşurken, bir adam gelerek: “-Ey Allah’ın Rasûlü! Kıyamet ne zaman kopacak?” dedi. Sallallâhu aleyhi ve sellem- konuşmasına devam etti, sözlerini bitirdiği vakit: “-Sual sâhibi nerede?” buyurdular. Adam: “-İşte buradayım ey Allah’ın Rasûlü!” dedi. Sallallâhu aleyhi ve sellem-: “-Emanet zâyi edildiği vakit Kıyameti bekleyin!” buyurdular. Adam: “-Emanet nasıl zâyi edilir?” diye sordu. Efendimiz: “-İş, ehil olmayana tevdi edildi mi Kıyamet’i bekleyin!” buyurdular.” (Buhari, İlm 2, Rikâk 35) Hz. Ali radıyallahu anh anlatıyor: “Rasûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem- birgün: “Ümmetim onbeş şeyi yapmaya başlayınca ona büyük belanın gelmesi vâcip olur!” buyurmuşlardı. (Yanındakiler:) “Ey Allah’ın Rasûlü! Bunlar nelerdir?” diye sordular. Sallallâhu aleyhi ve sellem- saydı: -Ganimet (yani milli servet, fakir fukaraya uğramadan sadece zengin ve mevki sahibi kimseler arasında) tedavül eden bir metâ haline gelirse, -Emanet (edilen şeyleri emânet alan kimseler, sorumlu ve yetkililer, memurlar) ganimet (malı yerini tutup, yağmalayıp nefislerine helal) kıldıkları zaman, -Zekât (ödemeyi ibadet bilmeyip bir angarya ve) ceza telâkki ettikleri zaman. -Kişi annesinin hukukuna riayet etmeyip, kadınına itaat ettiği; -Babasından uzaklaşıp ahbabına yaklaştığı; -Mescidlerde (rıza-yı ilâhi gözetmeyen husûmet, alış-veriş, eğlence ve siyâsiyâta vs. müteallik) sesler yükseldiği zaman. -Kavme, onların en alçağı (erzel) reis olduğu; -(Devlet otoritesinin yetersizliği sebebiyle tedhiş ve zulümle insanları sindiren zorba) kişiye zararı dokunmasın diye hürmet edildiği; -(Çeşitli adlarla imal edilen) içkiler (serbestçe) içildiği; -İpek (haram bilinmeyip erkekler tarafından) giyildiği; -Çeşitli adlar altında şarkıcı kadınlar ve çalgı aletleri edinildiği; -Bu ümmetin sonradan gelen nesilleri, önceden gelip geçenlere (çeşitli ithamlar ve bahanelerle) hakâret ettiği zaman artık kızıl rüzgârı, (zelzeleyi), yere batışı (hasfı) veya suret değiştirmeyi (meshi) (veya gökten taş yağmasını, (kazfi) bekleyin.” (Tirmizi, Fiten 38/2210) Mikdam bin Ma’dikerb’in bir hizmetçisi vardı, süt satardı, Mikdam da karşılığında para alırdı. Ona: “-Sübhanallah, süt satıp para mı alıyorsun?” dediler. O da: “¬-Evet, bunda ne var ki? Ben Rasûlullâh -sallallâhu aleyhi ve sellem-’in şöyle dediğini duydum: “-İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelecek ki o vakit dinar ve dirhemden başka bir şey fayda vermeyecek!” dedi. (Ahmed bin Hanbel, IV, 133) “Sizin üzerinize öyle bir zaman gelecek ki o vakit siz, iyilikleri emretmeyen ve kötülükleri yasaklamayan kimselerin en hayırlı kişiler olduğunu düşünürsünüz.” (Ali el-Müttaki, Kenz, III, 686/8462) Rasûlullâh -sallallâhu aleyhi ve sellem-: “-İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelecek ki o vakit müminin kalbi tuzun suda eridiği gibi eriyecek!” buyurdu. “-Niçin eriyecek yâ Rasûlallah?” diye sorulduğunda: “-Kötülükleri görüp de onları değiştirmeye güç yetiremediği için” buyurdu. (Ali el-Müttaki, Kenz, III, 686/8463) Rabbim Bizleri Uyananlardan Eylesin İnşAllah.

ZAMAN İLE SAMAN ARASINDAKİ FARK NEDİR

Zaman ile saman arasındaki fark nedir dense insan düşünmeden ne alaka diye söylenebilir ,zaman su gibi akıyor saman ise havada uçuyor yani ikiside yok olup gidiyor ve her ikisininde hiçbir değeri yok gibi görünüyor ama birde öküze sorsanız samanı, bakın size dilini bir anlasanız neler ,neler anlatır ey ahmak insan ben bir saman ve suyla bütün ömrümü krallar gibi geçiririm ama sen ne anlarsın samandan bütün ömrünce bir çok mükellef sofralarda envai çeşit yiyecek yersin yine doymaz zevk almazsın utanmazsan moda deseler benim samanıma dahi göz koyarsın ve işte bu arada benim için önemli olmayan ama senin için değerli olan zaman su misali akıp geçer ve gider .Ve nihayet ömür biter sözüm ona insan gibi görünen ama insanlıkla alakası olmayanların toplanacağı , her layığın hak ettiğinin dağıtıldığı o kürsünün önünde Allah cc emri ile zebanilerinin hazır olduğu emanetin ehline dağıtıldığı o gün yalanın,riyanın,dalkavuluğun ,adamcılığın olmadığı o mizan alanına ,Dünyada biz hayvanlara reva gördüğünüz sopanın ve işkencenin sizler için hazırlanmış karnaval havasındaki şölen alanına koşarak gidersiniz , burada durumlar terazilidir dünya tarlasında yaşamış olduğun ömründe darımı yoksa samanmı derledin saman derlediysen hoş geldin hayvanlar alemine derler ve eklerler bizler için darıda ,sapda, samanda aynı dır bizlerin dünya aleminde sizin sofranızda itibar kabul edilen helal haram hududu gözetilmeden yenilen ve içilen baklava,börek köfte patates kızartması ,bira, rakı vs.gibi ürünlerin itibarı yoktur ve bizler ondanda zevk almazdık bize tahsis edilene razıydık derler ve çeker giderler. Ve insan tek başına kalır ve ömrünü nerede nasıl ve ne şekilde yaşayıp teslim ettiğinin sorgusuna…. Allah cc insana karanlık dünyanın içinde ömrüne istikamet vermesi için akıl denilen bir fener vermiştir ve onu nasıl kullanması gerektini öğretip kuvvetlenerek daha geniş alanları nasıl aydınlatabileceğini enerjisini yanlış kullanmadan, zayi etmeden tasarruf ederek kuvveti nisbetinde kullanılması gerekliliğini öğretecek rehber ler vermiştir ve göndermiştir . İslam dini için en önemli unsur kuranı azimüşandır,kuran islamı ifade edendir İslam ise Allah cc anlatandır yani onda o olmaktır yani müslümanın en önemli feneridir,onun nasıl nerede ,nasıl kullanılacağı kulavuzunuda peygambere , peygamberler varisi olan veliyullahlara vermiştir her yaratılan muhakkakki vakti zamanı geldiğinde yaradana döneceğinden resulullah efendimizde, bu alemden hakkın alemine vakti geldiğinde yani yaradanımıza dönmüştür ve Allah cc. Vazifenin ifasının devamı için insanların içinde seçilmiş ünsiyet sahibi kişilere görevler tahsis etmiştir bunlar veliyullahlardır evliyalardır Allah cc. Ve resulullahın dostlarıdır ve bu kişiler kıyamete kadar insanlara islamın doğru ve hakikatlerini anlatmak ile vazifelendirmiştir, bunlara hak ve halk dilinde üçler,yediler,kırklar ve devam eder giderler yani her an için Allah cc. bereketiyle 124 bin peygamber vekili dünyada her an hazır ve vazifededir Allah kullarına cömerttir evvelinde veren Allah sonrasına vermezmi ki , insanlar aramaz ve sormazlar maalesef kendilerini hakikate götürecek fenerleri aramazlar bu durum ne acı bir haldir, dünyada icad edilen zahiri fenerlerin bile birçok çeşidi var kimi on metre kimi elli metre kimi sisli havada kimi karlı havada diye çeşit çeşit envai çeşit ve vazife ifa eden fenerler vardır ,senin haline hangisi cevap veriyorsa ona yönelirsin ve onunla istikamet bulursun işte evliyalar yani veliyullahlarda böyledir hakikate ulaşmak kolay ve basit değildir aslına benzer gibi görünen şeytani aldatıcı olanlarda vardır iyi incelemek ve erbabını bulup zarar etmemek gerekir çünkü dünyanın halinde şu vardır .Her güzel şeyin bir ve birkaç çeşit sahteside vardır aldanma ve aldatma evliyalar kesinlikle aldatmaz ama sahtekarlar aldatır Müslüman basiretle bakmalı aşk ile seyretmeliki aldanmasın bu yollar meşakkatli ve imtihanlıdır kolay vermezler hakikati bilki kolaysa ulaşabildiğin netice yani dünya ise ulaşmak istediğin şey içi koftur çürüktür sağlam olan yerinden kalkmaz ve sarsılmaz emek ister zorluk ve meşakkat ister o sebeble en büyük fener ile hem dünyayı hemde ahret alemini seyretmek istersen büyük feneri taşıyanları bulasın onlar Allahın heybetiyle o feneri el feneri gibi taşırlar çünkü onlar Allah ve peygamberden musadeli ve icazetlidir onlar ile seyredersen net ve sağlam görürsün aldanmazsın sakın olaki ben de feneri taşır ve seyrederim dersen son nefesini şeytana teslim eder saman derlemiş olarak hayvanlar aleminde yerini bulursun .birçok kişi maalesef kuranı azimuşanı Türkçe mealini okuduklarında kuranı anladıklarını zanneder ahkam keserler yahu mubarek kuranda onsekizbin alemi yazar sen neyi anladığını zanneder ve ahkam kesersin sen sadece Türkçe mealiyle sözlük manasındaki açılımı okursun okadar bittimi kuran bu kadarmı onsekizbin alemi yazar diyor sen ise tamam bize yeter diyorsun Hz Ali R.A Efendimiz Resulü Kibriya Efendimizin kelamıyla ifadesi Ali Allah cc nun ilminin kapısıdır der ve Hz Ali R.A Efendimiz bir Fatiha suresi için manasını anlatması istendiğinde dünyadaki denizler mürekkep ağaçlar kalem olup yazmaya kalksam ilk kelamını yazmaya güç yetmez diyor sense Türkçe mealiyle ben tamamım diyorsun ,bu sebeple ”” Fenerin aydınlığından yararlanmak istiyorsan ,fenerin önüne geçme, feneri tutanın arkasına geç ve edepli ol pür dikkat dinle ki ancak bu şekilde aydınlattığı her yerdeki görüntüden nasibini ve feyzini alırsın ve keşfin basiretin açılır“şeytan maalesef bu zamanda laf ebeliği yaparak insanların Allahın hidayetine mazhar olmalarına sebep olacak kişiler için şu meşhur kelamı kullanıyor ve onlar itibarsızlaştırmaya çalışıyor ve bazılarıda maalesef onun tellallığını yapıyor“ ey Müslümanlar sizler özgür iradesi olan akıllı insanlarsınız sakın kula kulluk yapmayın sizlere kuran yeter uyun ve yaşayın hidayete ulaşırsınız” gibi şeytanın lugatından manşetler atıyorlar ..ey divaneler ülkenin büyük çoğunluğu Hanefi mezhebine bağlı olduğunu beyan ederler ama Ebu Hanife Numan Bin Sabit Hz.leri hakkında kesinlikle bilgileri dahi yoktur yüzde 95 nin mezheb imamınını dahi tanımadan arkasından giden koyun sürüleri ey insanlar senin mubarek imamın Ebu Hanefi hazretleri 99 şeyh kapısından feyz almış yüzüncü kapısı Cafer-i Sadık K.S Hazretlerindende icazeti almış ve demişki şayet Numanın ahri ömründeki son hali zuhur etmemiş olsaydı Numan helak olurdu şeyhi olan kişininin tastiki olmasaydı yani Caferi Sadık hazretlerine tabi olmasaydı ne okudukları ne yazdıkları nede söyledikleri onu hak divanındaki mahrumiyetten kurtaramazdı der o heybetli imam , şimdi bu memlekette hangi eve giderseniz gidiniz her evde en az iki kuran veya meali vardır dikkat edin bir demiyorum en az iki her evde kuran varsa bu memleketde neden suç unsuru olan Allahın haram peygamberin musade etmediği hadisleri duhulünde bir hayat yaşanıyor birinci sebep din ile igili en yüksek makam ve kadrosu yetersiz veya bilgisizmi insanları kontrol ederek sevk ve idare edip doğruya istikamet veremiyor yoksa Kuran-I Kerim diğer kitaplar gibi bozgunamı uğradıda kimsenin haberi yok haşa kesinlikle öyle bir şeyin olmasına Allah musade etmez peki o zaman neden harama karşı bu kadar tevessül yoksa insanlar akıllı gibi görünen aptallarmı,yada delilermi islamda deli mükellef değildir herkez deliyse akıllıya ne gerek var bu kadar delinin içinde akıllı olan allahdan aklının alınması için dua edip mükellefiyetten kurtulup sorgu sual olmadan cehenneme gitme korkusu yaşamada n pislik aleminin necaset ırmağında akıp vaktini tamamlar ve gider , peki birde ey iman sahibi şerefli insanlar soruyorum .bizlerin duydukları ama görmediğimiz yüce şahsiyetler Mevlana,Yunus Emre,Abdulkadiri Geylani,İmamı Rabbani,Muhiddini Arabi,Şahı Muhammed Bahauddin Nakşibendi,Hasan Hüsamettin Uşaki ,Şeyh Edebali Hz.,Cüneyd-i Bağdadi hz,Davud-u Tai Hz, İmamı Gazeli ,Aziz Mahmud Hüdai,Yahya Efendi ,Sümbül Efendi ,Hacı Bektaşi Veli ,Hacı Bayram Veli, Ahmedi Yesevi Hzleri ….. vssssss bu şahsiyetler hayal kahramanlarımı ey çok bildiğini zannedenler kuranı çok iyi bildiğini sanan akıllı insanlar, dünyanın bir çok yerinde ve bu ülkenin şehirlerinde dahi köylerinde ve hatta dağlarında ovalarında evliya veya yatır denilen muhterem kişilerin mezarları mevcuttur bunlar şekil olsun bizimde var densin diyemi yapılmış yerlerdir Selçuklu sultanlarının ve Osmanlı patişahlarının istişare yapıp danıştıkları ve yeri gelince fetva ve musade aldıkları kişiler yokta, aman sultanların etrafı şatafatlı olsun diye söylenen O kişi ler karekter rolü yapan artistlermi yada siz üç beş aklı divane siz akıllısınızda geri kalan herkez aptalmı siz kuranı anlıyor biliyorda başkalarımı bilmiyor yada bunların evlerindeki Yayınevleri önemli değil basımları yapılmış kuranlar sahtede bu insanlar sahte kuranmı okuyor o yüzden her tarafı … götürüyor o yüzden mi içki, zina, hırsızlık ,yalan, riya ,emanete hiyanet, allaha peygambere küfür, evlerdeki meal kitaplarında bunlar yazıyorda insanlarda onumu uyguluyor hayır biz yukardaki Allah dostlarını ve söylediklerini kabul ediyoruz ama ,,,nedir “AMA “ o zamanda Allah dostları varda şimdimi yok Allah o zaman zengin di, şimdimi fakir bu zamanda Allahın insanlara olan lutfuyla bilinen Şeyh Mehmed Rabbani El Kıbrısi Hz.lerimi , Mahmud Efendi Hz.lerimi,Şeyh Feyzeddin Efendi Hz.lerimi,Şeyh Abdulbaki Efendi Hz.lerimi, Alihan Kuriş efendimi ve bu isimler haricinde nice inci taneleri elmaslar ve yakutlar vardır sen onları ara bul onlar feneri nasıl kullanılacağı hakında bilgileri ve icazetleri vardır arkasında edeble durursan onların keşfiyle çok yeri seyredersin birkaç satır evvelinde söylemiştik her güzel şeyin bir çok sahteside mevcuttur dikkat et Allah dostlarının isimlerini kullanıp kendi kartvizitini bastıran feto gibi şeytaniler muhakkaki olacak mümin uyanık olacakki alem aydınlık kalsın Allah dostlarını incitecek kelamdan uzak durmak gerekir onları üzer ve küstürürsen alemi üzer ve küstürürsün onlara bakarken hoş gözle bakki nurun artsın yanlışlıkla dahi değil, edebsiz şeytanileri ifade ederken onlarla ismi dolaylı yoldan dahi hitaba sokma dikkat et seni hiç kimse kurtaramaz dünyadaki mevki in en fazla mezar taşına kertilir oda orda kalır o toprağın altında ise alem içinde alem yaşatılır yukardaki meşhur ifade edilen kelamın manasınada şunuda sormak isterim”” Mevlana Hazretleri özgür iradesi olmayan aklı yetersiz kuran okumaktan aciz bir kişiydide Şemsi Tebrizi K.S Hazretlerinin önünde tasavvuf edebi ve ahlakı ile hakta aşkı yaşamak istiyorum ben hiçim beni tamamlayın dediği içinmi Konya ahalisi Şemsi Tebrizi K.S Hazretlerine edebsizlik ,ve hayatı kast yaptı ve en önemlisi Mevlana Hzl erinin hala yıllardan beridir devam eden ve dergah ve medreselerindeki Mevlevi tedrisatıyla ilimlenen bir çok kişiye tasavvuf zevkine mashar olunup ,imanlarındaki aşkı zevkin doruğunda yaşanmak istenmesine sebeb olmuş olması ne tuhaf bir çelişkidir yani Mevlana Şemsi Tebrizi K.S Hazretlerinin önünde bu şekilde hareket etmekle Şemsi Tebrizi K.S Hazretlerini makamul ala yapıp ona kulluk mu yapmak istemiştir,bunun gibi birçok Allah dostlarıyla alakalı hakikatler mevcuttur bir tane daha misal verelim ne kadar misalle anlarsan söyle misalleri senin ömrünün yetmiyeceği kadar çoğaltırız Allahın izni resulullahın desturu evliyaullahın himmeti ile kelam olur ırmaklardan çağlayan ,şelale olur akarız inşallah ,Güzel Sultan Aziz Mahmud Hüdai Hzl eri koskoca Osmanlının en önem arz eden kadılık makamını öteleyip aklı ve bedenini Koca Sultan Şeyh Üftade haz lerine teslim ettiğinde onu makamul ala yapıp putlaştırıp kulluk mu yaptı,,,, ya hu Allah aşkına siz neyin peşindesiniz neyi inkar etmeye karalamaya çalışıp insanların kalbine fitne vermeye çalışıyorsunuz Allah dost olmak için “ EDEPLİ OL “ büyük puntolarla isminin yazılması ve altında dünya ünvanın olması Allah katında bir mana ifade etmez öyle dost değil Allahın sopasına ancak post olursunuz muhakkakki içinizdeki fitne bir şekilde dışarıya çıkar işte size biz acizden en son kelam “””ömür ırmağından akıp giden zaman içinde topladın samanı verirler sanada muhakkak orada zilletinin en yüce edepsizlik makamını …….SAYGILARIMLA ………Ercan KARA…
MEHTER / TASAVVUF MÜZİK
SİTE HARİTASI
SAAT
Üyelik Girişi