CEMAZİYEL -EVVEL HAKİKAT DAMLASI
HADİS-İ ŞERİF IŞIĞINDA AHİRZAMAN “Siz öyle bir zamanda yaşıyorsunuz ki sizden biriniz emrolunduğu şeylerin onda birini terk etse helâk olur. Sonra öyle bir zaman gelecek ki sizden kim emrolunduğu şeyin onda birini yapsa kurtulur.” (Tirmizî, Fiten, 79/2267) “Öyle bir zaman gelecek ki o zaman şu üç şeyden daha kıymetli birşey olmayacaktır: Helal para, can u gönülden arkadaşlık yapılacak bir kardeş ve kendisiyle amel edilecek bir sünnet.” (Heysemî, I, 172) “Öyle bir zaman gelecek ki, kişi helâlden mi haramdan mı kazandığına aldırmayacak!” (Buharî, Büyû; 7) Ebu Said el-Hudrî’den rivayet edildiğine göre Rasûlullâh -sallallâhu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: “Aranızda öyle bir grup ortaya çıkacaktır ki, namazınızı onların namazları, oruçlarınızı onların oruçları ve diğer amellerinizi de onların amelleri yanında az göreceksiniz. onlar Kur’ân okurlar, fakat okudukları boğazlarından aşağı geçmez. onlar okun yaydan çıktığı gibi dinden çıkarlar...” (Buhârî, Fedâilü’l-Kur’ân, 36) “Öyle bir zaman gelecek ki okuma meraklı kurrâ çoğalacak; fakîhler ise azalacak ve bu sûretle ilim çekilip alınacak. Daha sonra öyle bir zaman gelecek ki insanların okudukları boğazlarından aşağı geçmeyecek.” (Hakim, Müstedrek, V, 504) “Şiddetli bir şekilde yaklaşan fitne sebebiyle vay insanların hâline. İnsanlar mü’min olarak sabahlar da akşam kâfir oluverirler. İnsanlar dinlerini küçük dünya menfaati karşılığı değiştiriverirler. İşte öyle zamanda dinlerinde sâbit kalabilenler ellerinde kor ateşi tutanlar gibidirler.” (Ahmed İbn Hanbel, Müsned, II, 390; Ayrıca bkz. Müslim, İman 186; Tirmizi, Fiten 30, (2196) “Öyle bir zaman gelecek ki bütün insanlar ribâ ile iş yapacak. Ondan sakınanlar dahi tozuna bulaşmak durumunda kalacaklar.” (Nesâî, Büyû 2; İbnu Mâce, Ticârât 58; İbn Hanbel, Müsned, IV, 494; Beyhakî Sünen, IV, 275) “Öyle bir zaman gelecek ki doğru söyleyenler yalanlanacak, yalancılar ise doğrulanacak. Güvenilir kimseler hain sayılacak, hâinlere güvenilecek. İnsanlardan şâhidlik etmeleri istenmediği halde şâhidlik edecekler, yemin etmeleri istenmediği halde yemin edecekler,” (Taberâni, XXIII, 314) “Öyle bir zaman gelecek ki insanlar iyiliği özendirmeyecek, kötülükten de sakındırmayacaklar.” (Heysemî, Mecmauz-zevâid, VII, 280) Rasûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem- buyurdular ki: “Muhakkak ki insanlar üzerine öyle bir zaman gelecek ki, o vakit kişi altından sadaka ile (çarşı Pazar) dolaşır da bunu kendisinden sadaka olarak kabul edecek tek kişi bulamaz. O zaman, tek bir erkeğe kırk tane kadının tâbi olduğunu ve kadınların çokluğu ve erkeklerin azlığı sebebiyle ona sığındıklarını görürsün.” (Buhari, Zekât 9; MüsIim, Zekat 59) “Ben sizin dünya hırsıyla birbirinizle kapışmanızdan, birbirinizi katletmenizden ve sizden öncekiler gibi helâk olup gitmenizden korkuyorum.” (Müslim, Fezâil 31) “…Ben asıl sizin dünyayı elde etmek için birbirinizle kapışıp kavga etmenizden korkuyorum.” (Buhârî, Cenâiz 71, Menâkıb 25, Megâzî 27, Rikâk 7, 53; Müslim, Fezâil 30) Hz. Sevban radıyallahu anh anlatıyor: “Rasûlullâh -sallallâhu aleyhi ve sellem- buyurdular ki: “–Size çullanmak üzere, yabancı kavimlerin, tıpkı sofraya çağrışan yiyiciler gibi, birbirlerini çağıracakları zaman yakındır.” Orada bulunanlardan biri: “–O gün sayıca azlığımızdan mı bu durum başımıza gelecek?” diye sordu. “–Hayır, bilakis o gün siz çok olacaksınız. Lakin sizler bir selin getirip yığdığı çer-çöpler gibi hiçbir ağırlığı olmayan kimseler durumunda olacaksınız. Allah, düşmanlarınızın kalbinden size karşı korku duygusunu çıkaracak ve sizin kalplerinize zaafı atacak!” buyurdular. “–Zaaf da nedir ey Allah’ın Rasûlü?” denildi. “–Dünya sevgisi ve ölüm korkusu!” buyurdular.” (Ebu Davud, Melahim 5/4297) Ebu Ümeyye eş-Şa’bani anlatıyor: “Ey Ebu Sa’lebe dedim, şu ayet hakkında ne dersin?” (Mealen): “Ey iman edenler! Siz kendinize bakın. Siz doğru yolda oldukça, sapıtmış olanlar size zarar vermez.” (Maide 105) Bana şu cevabı verdi: “Gerçekten bunu, iyi bilen birine sordun. Zira ben aynı şeyi Rasûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem-’a sormuştum. Demişti ki: “Ma’rufa sarılın, münkerden de kaçının! Ne zaman uyulan bir cimrilik, takip edilen bir hevâ, (dine, ahirete) tercih edilen dünyalık görür, rey sahiplerinin (selefi dinlemeden) kendi reylerini beğendiklerini müşahade edersen, o zaman kendine bak. İnsanlarla uğraşmayı bırak. Zira (bu safhaya gelince) arkanızda sabır günleri var demektir. O günler avuçta ateş tutmak gibi (sıkıntılı)dır. O günlerde, sizin kadar amel yapabilen bir kimseye elli kişinin ecri verilecektir.” (Ebu Davud, Melahim 17/4341); Tirmizi, Tefsir, 5/3060); İbnu Mace, Fiten 21) Rasûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem- buyurdular ki: “-İnsanlar öyle günler görecek ki, katil niçin öldürdüğünü, maktul de niçin öldürüldüğünü bilemeyecek.” “-Bu nasıl olur?” diye soruldu. Şu cevabı verdi: “-Herçtir! Öldüren de ölen de ateştedir.” (Müslim, Fiten 56) Zübeyr İbnu Adiy rahimehullah anlatıyor: “Hz. Enes İbnu Mâlik radıyallahu anh’ın yanına girdik. Haccâc’ın bize yaptıklarını şikayet ettik. “-Sabredin, buyurdu. Zira öyle günlerle karşılaşacaksınız ki, her yeni gün, gidenden daha kötü olacak. Bu hal Rabbinize kavuşuncaya kadar devam edecek. Ben bunu, Rasûlunüz -sallallâhu aleyhi ve sellem-’den işittim.” (Buhari, Fiten 6; Tirmizi, Fiten 35/2206) Hz. Huzeyfe radıyallahu anh anlatıyor: “Rasûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem- birgün: “-Bana kaç müslüman olduğunu sayıverin” buyurdular. Biz: “-Ey Allah’ın Rasûlü! Bizim sayımız altı-yediyüze ulaşmış olduğu halde, hakkımızda korku mu taşıyorsunuz?” dedik. “-Siz bilemezsiniz, (çokluğunuza rağmen) imtihan olunabilirsiniz!” . Gerçekten öyle (belaya maruz kalıp) imtihan olunduk ki, içimizden namazını gizlice kılanlar oldu.” (Buhari, Cihad 181; Müslim, İman 235) Abdullah ibn-i Ömer -radıyallâhu anh- tarafından rivayet edilmiştir. Rasûlullâh –sallâllâhu aleyhi ve elem- bize yönelerek şöyle buyurdu: “Ey Muhacirler cemâati! Beş şey vardır ki, onlarla mübtelâ olacağınız zaman Ben sizlerin o şeylere erişmenizden Allâh’a sığınırım. Onlar şunlardır: 1- Bir milletin içinde zina, fuhuş ortaya çıkıp nihayet o millet bu suçu alenî olarak işlediğinde, mutlaka içlerinde taun hastalığı ve onlardan önce gelip-geçmiş milletlerde vuku bulmamış hastalıklar yayılır. 2- Ölçü ve tartıyı eksik yapan her millet mutlaka kıtlık, geçim sıkıntısı ve başlarındaki hükümdarların zulmü ile cezalandırılırlar. 3- Mallarının zekâtını vermekten kaçan her millet mutlaka yağmurdan menedilir (kuraklık cezası ile cezalandırılır) ve hayvanları olmasa (Allâh hayvanlara acımasa) onlara yağmur yağdırmaz. 4- Allâh’ın ahdini (emirlerini) ve Rasûlün sünnetini terk eden her milletin başına mutlaka Allâh kendilerinden olmayan düşmanı musallat eder ve düşman o milletin elindeki-avucundakilerin bir kısmını alır. 5- İmamları (yâni devlet adamları) Allâh’ın Kitabı ile amel etmeyip Allâh’ın indirdiği hükümlerden işlerine geleni seçtikçe Allâh onların hesabını kendi aralarında görür.” (İbn-i Mâce, Fiten, 22) Rasûlullah sallallahu aleyhi veselem şöyle buyurdu: “Fırat nehrinin suyu çekilip, aktığı yatakta bulunan bir altın dağı meydana çıkmadıkça ve kurtulup kazanan ben olayım diye birbiriyle çarpışan her yüz kişiden doksan dokuzu ölmedikçe kıyamet kopmaz.” (Buhârî, Fiten 24; Müslim, Fiten 29. Ayrıca bk. İbni Mâce, Fiten 25) Diğer bir rivayet ise şöyledir: “Pek yakında Fırat nehrinin suyu çekilerek aktığı yatakta bir altın hazinesi meydana çıkacaktır. O günü gören kimse, o hazineden kesinlikle bir şey almasın.” (Buhârî, Fiten 24; Müslim, Fiten 29-32. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Melâhim 13; Tirmizî, Sıfatü’l-cenne 26) “Nefsim kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki kişi bir kabre uğrayıp üzerine abanarak: ‘Keşke bu kabrin içinde ben olsaydım’ demedikçe kıyamet kopmaz. Hâlbuki bu sözü ona söyleten din değil, belâ olacaktır.” (Buhârî, Fiten, 22; Müslim, Fiten, 53-54) Öyle bir zamanın geleceği, insanların kalblerinin dünya sevgisi ile dolacağı, cihadı zarar olarak görüp zekat vermeyi altından kalkılması zor bir borç olarak görecekleri bildirilir. (Ali el-Müttaki, Kenz, III, 236/6322) Rasûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem- buyurdular ki: “-Beni İsrail üzerine gelen şeyler, aynıyla ümmetimin üzerine de gelecektir. Öyle ki onlardan aleni olarak annesine gelen olmuşsa, ümmetimden de bu çirkin işi mutlaka yapan olacaktır. Nitekim, Beni İsrail yetmişiki millete (dine, fırkaya) bölünmüştü. Benim ümmetim de yetmişüç millete bölünecektir. Bunlardan bir tanesi hariç hepsi ateştedir.” “-Bu fırka hangisidir?” diye soruldu. “-Benim ve ashabımın üzerinde olduğu şeyden ayrılmayanlardır!” buyurdular.” (Tirmizi, İman 18/2641) Rasûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem- buyurdular ki: “Ümeranız hayırlı olanlarınızdan iseler, zenginleriniz sehâvetkâr kimselerse, işlerinizi aranızda müşavere ile hallediyorsanız, bu durumda yerin üstü (hayat), altından (ölümden) hayırlıdır. Eğer ümeranız şerirlerinizden, zenginleriniz cimri ve işleriniz kadınların elinde ise, yerin altı üstünden, (ölmek yaşamaktan) daha hayırlıdır. (Çünkü artık dini ikame imkanı kalmaz).” (Tirmizi, Fiten 78/2266) Rasûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem- birgün: “-Gençlerinizin fıska düştüğü, kadınlarınızın azdığı zaman haliniz ne olur?” diye sormuştu. (Yanındakiler hayretle): “-Ey Allah’ın Rasûlü, yani böyle bir hal mi gelecek?” dediler. “-Evet, hatta daha beteri!” buyurdu ve devam etti: “-Emr-i bi’l-ma’rufta bulunmadığınız, nehy-i ani’l-münker yapmadığınız vakit haliniz ne olur?” diye sordu. (Yanındakiler hayretle:) “-Yani bu olacak mı?” dediler. “-Evet, hatta daha beteri!” buyurdular ve sormaya devam ettiler: “-Münkeri emredip, ma’rufu yasakladığınız zaman haliniz ne olur?” (Yanında bulunanlar iyice hayrete düşerek): “-Ey Allah’ın Rasûlü! Bu mutlaka olacak mı?” dediler. “-Evet, hatta daha beteri!” buyurdular ve devam ettiler: “-Ma’rufu münker, münkeri de ma’ruf addettiğiniz zaman haliniz ne olur?” (yanindeki Ashab:) “-Ey Allah’ın Rasûlü! Bu mutlaka olacak mı?” diye sordular. “-Evet, olacak!” buyurdular.” (Heysemi, Mecma’u’z-Zevaid, VII, 281) Rasûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem- buyurdular ki: “İnsanların dünyaca en bahtiyarını âdi oğlu âdiler teşkil etmedikçe Kıyamet kopmaz.” (Tirmizi, Fiten 37/2209) Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: “Rasûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem-, yanındaki cemaate konuşurken, bir adam gelerek: “-Ey Allah’ın Rasûlü! Kıyamet ne zaman kopacak?” dedi. Sallallâhu aleyhi ve sellem- konuşmasına devam etti, sözlerini bitirdiği vakit: “-Sual sâhibi nerede?” buyurdular. Adam: “-İşte buradayım ey Allah’ın Rasûlü!” dedi. Sallallâhu aleyhi ve sellem-: “-Emanet zâyi edildiği vakit Kıyameti bekleyin!” buyurdular. Adam: “-Emanet nasıl zâyi edilir?” diye sordu. Efendimiz: “-İş, ehil olmayana tevdi edildi mi Kıyamet’i bekleyin!” buyurdular.” (Buhari, İlm 2, Rikâk 35) Hz. Ali radıyallahu anh anlatıyor: “Rasûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem- birgün: “Ümmetim onbeş şeyi yapmaya başlayınca ona büyük belanın gelmesi vâcip olur!” buyurmuşlardı. (Yanındakiler:) “Ey Allah’ın Rasûlü! Bunlar nelerdir?” diye sordular. Sallallâhu aleyhi ve sellem- saydı: -Ganimet (yani milli servet, fakir fukaraya uğramadan sadece zengin ve mevki sahibi kimseler arasında) tedavül eden bir metâ haline gelirse, -Emanet (edilen şeyleri emânet alan kimseler, sorumlu ve yetkililer, memurlar) ganimet (malı yerini tutup, yağmalayıp nefislerine helal) kıldıkları zaman, -Zekât (ödemeyi ibadet bilmeyip bir angarya ve) ceza telâkki ettikleri zaman. -Kişi annesinin hukukuna riayet etmeyip, kadınına itaat ettiği; -Babasından uzaklaşıp ahbabına yaklaştığı; -Mescidlerde (rıza-yı ilâhi gözetmeyen husûmet, alış-veriş, eğlence ve siyâsiyâta vs. müteallik) sesler yükseldiği zaman. -Kavme, onların en alçağı (erzel) reis olduğu; -(Devlet otoritesinin yetersizliği sebebiyle tedhiş ve zulümle insanları sindiren zorba) kişiye zararı dokunmasın diye hürmet edildiği; -(Çeşitli adlarla imal edilen) içkiler (serbestçe) içildiği; -İpek (haram bilinmeyip erkekler tarafından) giyildiği; -Çeşitli adlar altında şarkıcı kadınlar ve çalgı aletleri edinildiği; -Bu ümmetin sonradan gelen nesilleri, önceden gelip geçenlere (çeşitli ithamlar ve bahanelerle) hakâret ettiği zaman artık kızıl rüzgârı, (zelzeleyi), yere batışı (hasfı) veya suret değiştirmeyi (meshi) (veya gökten taş yağmasını, (kazfi) bekleyin.” (Tirmizi, Fiten 38/2210) Mikdam bin Ma’dikerb’in bir hizmetçisi vardı, süt satardı, Mikdam da karşılığında para alırdı. Ona: “-Sübhanallah, süt satıp para mı alıyorsun?” dediler. O da: “¬-Evet, bunda ne var ki? Ben Rasûlullâh -sallallâhu aleyhi ve sellem-’in şöyle dediğini duydum: “-İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelecek ki o vakit dinar ve dirhemden başka bir şey fayda vermeyecek!” dedi. (Ahmed bin Hanbel, IV, 133) “Sizin üzerinize öyle bir zaman gelecek ki o vakit siz, iyilikleri emretmeyen ve kötülükleri yasaklamayan kimselerin en hayırlı kişiler olduğunu düşünürsünüz.” (Ali el-Müttaki, Kenz, III, 686/8462) Rasûlullâh -sallallâhu aleyhi ve sellem-: “-İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelecek ki o vakit müminin kalbi tuzun suda eridiği gibi eriyecek!” buyurdu. “-Niçin eriyecek yâ Rasûlallah?” diye sorulduğunda: “-Kötülükleri görüp de onları değiştirmeye güç yetiremediği için” buyurdu. (Ali el-Müttaki, Kenz, III, 686/8463) Rabbim Bizleri Uyananlardan Eylesin İnşAllah.

ŞEYTANİ ÖĞRETİŞeyh Muhammed Nazım El-Hakkani En-Nakşibendi Hazretlerinin 13 Mart 2003 Sohbeti,

 ŞEYTANİ ÖĞRETİ Şeyh Muhammed Nazım El-Hakkani En-Nakşibendi Hazretlerinin 13 Mart 2003 Sohbeti, Meded ya Sultanul Evliya, meded. Meded ya Ricalullah, destur ya Ricalullah. Euzubilahimineşşeytanirracim. Bismillahi r-Rahmani r-Rahim. La havle ve la kuvvete illa billahil aliyyil azim. Gökyüzü ehli "Euzubillahimineşşeytanirracim"i kullanmaz ama biz kullanmalıyız. Şeytandan ve şeytanlardan şeytanların şerrinden insanları korumak için ilahi bir zırhtır o. Şeytanlardan ve şeytanın şerrinden bir korunmak isterlerse. Şeytan sadece şer üretir, şeytanlar tarafından, şeytanın topraklarında üretilir. Şu an yeryüzünde şeytanın toprağı olmayan bir yer kaldı mı zannediyorsunuz? Şeytanın mührünü vurmadığı bir yer bulamazsınız. Walt Disney büyük bir alana kurulmuştur. Cenab-ı Allah, Los Angeles'taki o yeri gidip görmeyi nasip etti. Kocaman bir yer, belki bütün Girne sığar içine. Üzerinde yazar Walt Disney's land.Bilirsiniz. Ve şeytanın toprakları sayısız türden şer üretir. Sabah, akşam, 24 saat bütün dünya şeytanın topraklarında üretilen şerrin reklamını yapar. Bunu duydunuz mu daha önce? Evet ve şeytanlar, onlar tam yetki almışlardır şeytandan. Şeytan tüm şeytanları tam yetki ile yetkilendirmiştir. Sayısız, çeşit çeşit şer üretmeleri için. Peygamber (sas), şerlerin sayılarını hesaplıyordu. Şerlerin sayısı 800'dür. 801 olamaz. 799 olamaz. 800 sabit rakamıdır insanoğluna ruhen ve fiziken zarar veren şerlerin sayısı için. Zarar veren, ezen hem dış görünüşlerini hem iç yapılarını değiştiren. Bakıp görüyor olmamız çok önemlidir şimdi. Bakabilirsin. Görebilirsin. Pek çok insan bakar görmez, duyar dinlemez, konuşur ama anlamaz yaşar ama yaşamaz. Onlar fiziksel bünyemize zarar verirler, yaralarlar ruhani varlığımızın ilahi lütuf kaynaklarına ulaşmasına mani olurlar. Onu da kapatırlar. Ve şimdi bu gezegenin, dünyanın, her yerinin kimliği şeytanın toprağıdır. Onun ürettiği şerlerin sayısı 800'e varır. Gökyüzünün bütün mesajları yasaklamıştır bu şerleri. Gökyüzünün bütün kitaplarında bu 800 şer yasaklanmıştır. Başından beri, şeytan insanoğluna düşmandır, zarar verir, yaralar, öldürür, ezer ve bitirir. Nereden başlayabilirsiniz? Fiziksel bedenlerimiz sadece bu 800 şer peşinde koşar. Bu 800 şerle keyiflenir. Bu sebeple şer üretenler, insanların talebine karşılık veremezler. Yetiştiremezler. Hep daha çok, daha çok isterler. Ve şeytanlar der ki; "bundan fazlasını yetiştiremeyiz size". Bu üretimi biliyorsunuz.Ama biz daha çok isteriz. Şeytanlar der ki; "Kapasitemiz, kuvvetimiz, sınırımız, kabiliyetimiz bu kadarına yeter. Bundan fazlasını yapamayız." O noktaya gelince, şeytanların kralı veya liderine gelir şeytanın vezirleri ve sorarlar; "Ne yapabiliriz şimdi? En üst noktaya ulaştık. İnsanların her şerre ulaşabilmesi için bize ne emredersiniz? Bunun reklamını yapıyoruz ama artık sınıra geldik. İnsanlar tatmin olmuyor. Biliyorsunuz ki biz sizden alıyoruz. Siz bizim efendimizsiniz. Ne yapabiliriz? Hep daha çok istiyorlar. Nereden ulaşabiliriz bundan fazlasına? Emriniz neyse, sizin planınızı uygulayalım." Şeytanların kralı der ki; "Tamam şimdi oldu. Şimdi onlara bir şey hazırlıyorum. Çünkü onlara sunduğunuz şerlerden sıkıldıklarını görüyorum; yenilerini istiyorlar. 'Bıktık bunlardan. Daha çok isteriz, başka isteriz' diyorlar. Onlara şimdi yeni bir dünya yapmalıyım. Onlar için hazırlıyorum." Çok bilir o. Kralları, efendileri pek çok hile ve pek çok tuzak bilir. Biri demişti ki; "Kedim kedi maması hariç bir şey yemez. Ne ekmek, ne bizim yemeklerimizi istemiyor" Oradan biri de cevap verdi. "Mama hariç bir şey yemiyor mu? "Evet." Denedin mi?" Denedim. Asla yemiyor." "3 gün bana ver, ona nasıl yenir öğreteyim. O zaman koşa koşa yer." "Hayır, olamaz. Uzun zamandır deniyorum, yediklerimizi yemek istemiyor." "3 gün ver onu bana, nasıl yiyeceğini öğreteyim. Bunu yaparsam 5 pound alırım." "Becerebilirsen 10 pound veririm." "Yok, 5 pound yeter bana. çünkü o hayvan yüzünden yorulacağım." Kediyi almış, paltosunun altına koymuş, miyav, miyav evine götürmüş. Bir kafes hazırlamış. İçine koymuş kediyi. Bir avuç arpayı suya koymuş içeri değil, dışarı koymuş. Üç gün sadece su koymuş içeri. Dışarı da su içine arpa. Kedi gelip, gidip miyavlıyormuş. 3 gün etrafa bakınmış, gelmiş, su içmiş ama yiyecek bir şey yok. Dışarıda arpayı görmüş, eliyle almaya çalışmış ama ulaşamamış. Dışarıda yiyecek olduğunu görüyormuş. 3 gün sonra "gel" demiş sahibine. Artık her şeyi yiyecek şekilde eğittim kedini. Sahibini getirmiş. "Kedi nerede?" Kedi miyav, miyav bağırıyormuş. "Kedi nerede?" Göremiyorum, kuyruğu yukarıda, kafesin içinde gidip geliyormuş. Sahibini görmüş, çıkmak istemiş. "Hayır, sabırlı ol. Bilmiyor musun? Aç olduğunu biliyorum. Şimdi yemeğini veriyorum." 3 günün sonunda kafesi açmış, suyla karışık arpayı koymuş. Kedi saldırmış ve yemeye başlamış. "Bu hayvan köpek kaderli oldu" demiş sahibi. Bu şeytani öğretidir. Şeytan bu noktayı bilir. "Merak etmeyin. Bizim ürünlerimizden zevk almayan bu insanlar için şimdi öyle bir plan hazırladım ki artık restoranlara koşmayacaklar "Bunu beğenmedim" demeyecekler gençler veya çocuklar "bunu yemeyiz, biz patates kızartma isteriz" hamburger isteriz, biftek isteriz" şunu isteriz" demeyecekler.Ben onları çöplüklere koşturtacağım, çöplüklere yiyecek birşey bulmaya koşturtacağım. Ve şöyle soracaklar; 'Nasıl hayatta kalacağız? Biz yaşıyorduk. Düşünmüyorlar. 'Bir daha gelse bize.' Asla ikinci kez gelmeyecek onlara. Sadece çöplüklerde dolaşacaklar. "Yeni bir dünya düzeni hazırlıyorum, hayatlarını değiştirmek için, onları terbiye etmek bana edepsizlik yapmayı bırakmaları için. Ben onlar için elimden geleni yaptım, her tür şerri hazırlarım, her tür şerri üretirim." Ve derler ki; "Mutlu değiliz, Bıktık, nasıl olabilir?" Şeytan der ki; "Berbat, korkunç bir plan hazırladım insanlar hayretler içinde kalacaklar. Her şeyi bir kenara bırakacaklar. 'Fiziksel bedenimizi nasıl yaşatabiliriz? Kuru ekmek parçalarıyla nasıl hayatta kalabiliriz? Açlığımızı nasıl bastırırız?' diye koşacaklar sadece. Büyük bir savaş hazırlıyorum. Her yer ateş altında yanacak. Batı'ya koşacaklar, karşılarına ateş çıkacak. Doğu'ya koşacaklar, başka bir ateş çıkacak. Kuzey'e koşacaklar, ateş üzerlerine gelecek. Güney'e gidecekler, ateş üzerlerine gelecek. Denize kaçacaklar, denizler ve okyanuslar ateşle dolu olacak. Her yer yanacak. Akıllarının almayacağı, akla hayale gelmeyecek korkunç bir savaş, felaket hadiseler olacak ölüm yeryüzünde nehir gibi akacak. Onları terbiye edeceğim. Sağ kalan olursa terbiye olacaklar. Çoğu bitip tükenecek." Şimdi bunun içindeyiz. İnsanlar kibirli, kibirliden de öte. Taḥqīru n-ni‘mah. Kibirden de öte, insanlar o kadar kibirli ki, Cenab-ı Allah'ın sonsuz cömertliğinden onlara lütfettiklerine asla saygı duymuyorlar. Asla saygı göstermiyorlar. O zaman cezalandırılacaklar ezilecekler ve çöplüklere atılacaklar. İnsanlar buna sürükleniyor şimdi. İnsanlar milletlerini bile bulamayacak. Kendilerinden, akrabalarından, çocuklarından, halklarından, anne babalarından kim, nerede öldü, cesetleri nerede, kime ne oldu; bilemeyecekler. Hiçbir şey bulamayacaklar. Daha önce hiç görülmemiş bir ceza geliyor. Baṭir n-ni‘am. N: "Saygı göstermiyorlar." SN: Saygı göstermezler. Nefsin kötü karakteri için şeytani zeka yüzyıllar boyunca insanoğlu için sayısız şer üretti şimdi işleri bitti. "Hiçbir şeyden zevk almıyoruz artık" diyorlar. Bu savaş geliyor. Bu savaştan sonra hayatta kalanlar Cenab-ı Allah'ın lütufları karşısında "Rabbimiz Cenab-ı Allah'ı tazim ederiz sonsuz şükürler Rabbimize bize bahşetti bunu." Bir lokma ekmeği öpüp, başına koyacaklar. Bu geliyor şimdi. Ceza olarak terbiye edilecekler hayatta kalan insanlara iyi bir terbiye olacak. Allah bizi affetsin. Çok korkunç bir savaş yaklaşıyor. Ama şimdilik insanlar hızla şeytanın ürettiği şerlere doğru koşuyorlar. Hep daha, daha, daha çok olacak. Kimse düşünmüyor. Bu yüzden insanlara diyorum ki; "Ey insanlar hiç olmazsa bir avuç pirinç, un veya şeker koyun kenara yarın her yer kapandığında belki ihtiyacınız olur. "Ama çok mutlular, kendilerini güvende hissediyorlar ama bu ilelebet sürmez diyoruz biz. Söylediklerimizi masal zannediyorlar. Ama karşılaştıkları zaman yere düşecekler. Ayağa kalkamayacaklar.Her kim bu felaket Armageddon savaşında düşerse, bir daha ayağa kalkamaz. Bitti. Bu mübarek bir gündür mübarek Muharrem'in 10'u. Allah bu günde ilahi yardımını lütfetti Peygamberlerine (as) dostlarına ve evliyalarına. Ayrıca Cenab-ı Allah her zaman inananları ve müminleri desteklemiştir ayağa kalkmaları için ilahi kuvvetini vermiştir. Aynı zamanda da bu mübarek günde ilahi emirlere karşı olan bütün insanlar, bütün milletler süpürülür. Tarihte olmuştur bu. Şimdi de şeytanları süpürmek için aynısı olacaktır. Ümit ederiz ki onların şerleri yok olsun, silinsin. Sadece ümit etmiyorum, inanıyorum ki gelecek Muharrem'e kadar dünya temizlenecek. Her yerde sadece iyi insanlar, sadık kullar, ilahi hizmete koşan insanlar kalacak. Onlar için artık Rablerine kulluk ve ibadetten başka hemmu gam kalmaz. Allah, İlahi Huzur'da en şerefli olan Seyyidina Muhammed (sas) yüzü suyu hürmetine hepimizi korusun. Fatiha.
MEHTER / TASAVVUF MÜZİK
SİTE HARİTASI
SAAT
Üyelik Girişi