CEMAZİYEL -EVVEL HAKİKAT DAMLASI
HADİS-İ ŞERİF IŞIĞINDA AHİRZAMAN “Siz öyle bir zamanda yaşıyorsunuz ki sizden biriniz emrolunduğu şeylerin onda birini terk etse helâk olur. Sonra öyle bir zaman gelecek ki sizden kim emrolunduğu şeyin onda birini yapsa kurtulur.” (Tirmizî, Fiten, 79/2267) “Öyle bir zaman gelecek ki o zaman şu üç şeyden daha kıymetli birşey olmayacaktır: Helal para, can u gönülden arkadaşlık yapılacak bir kardeş ve kendisiyle amel edilecek bir sünnet.” (Heysemî, I, 172) “Öyle bir zaman gelecek ki, kişi helâlden mi haramdan mı kazandığına aldırmayacak!” (Buharî, Büyû; 7) Ebu Said el-Hudrî’den rivayet edildiğine göre Rasûlullâh -sallallâhu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: “Aranızda öyle bir grup ortaya çıkacaktır ki, namazınızı onların namazları, oruçlarınızı onların oruçları ve diğer amellerinizi de onların amelleri yanında az göreceksiniz. onlar Kur’ân okurlar, fakat okudukları boğazlarından aşağı geçmez. onlar okun yaydan çıktığı gibi dinden çıkarlar...” (Buhârî, Fedâilü’l-Kur’ân, 36) “Öyle bir zaman gelecek ki okuma meraklı kurrâ çoğalacak; fakîhler ise azalacak ve bu sûretle ilim çekilip alınacak. Daha sonra öyle bir zaman gelecek ki insanların okudukları boğazlarından aşağı geçmeyecek.” (Hakim, Müstedrek, V, 504) “Şiddetli bir şekilde yaklaşan fitne sebebiyle vay insanların hâline. İnsanlar mü’min olarak sabahlar da akşam kâfir oluverirler. İnsanlar dinlerini küçük dünya menfaati karşılığı değiştiriverirler. İşte öyle zamanda dinlerinde sâbit kalabilenler ellerinde kor ateşi tutanlar gibidirler.” (Ahmed İbn Hanbel, Müsned, II, 390; Ayrıca bkz. Müslim, İman 186; Tirmizi, Fiten 30, (2196) “Öyle bir zaman gelecek ki bütün insanlar ribâ ile iş yapacak. Ondan sakınanlar dahi tozuna bulaşmak durumunda kalacaklar.” (Nesâî, Büyû 2; İbnu Mâce, Ticârât 58; İbn Hanbel, Müsned, IV, 494; Beyhakî Sünen, IV, 275) “Öyle bir zaman gelecek ki doğru söyleyenler yalanlanacak, yalancılar ise doğrulanacak. Güvenilir kimseler hain sayılacak, hâinlere güvenilecek. İnsanlardan şâhidlik etmeleri istenmediği halde şâhidlik edecekler, yemin etmeleri istenmediği halde yemin edecekler,” (Taberâni, XXIII, 314) “Öyle bir zaman gelecek ki insanlar iyiliği özendirmeyecek, kötülükten de sakındırmayacaklar.” (Heysemî, Mecmauz-zevâid, VII, 280) Rasûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem- buyurdular ki: “Muhakkak ki insanlar üzerine öyle bir zaman gelecek ki, o vakit kişi altından sadaka ile (çarşı Pazar) dolaşır da bunu kendisinden sadaka olarak kabul edecek tek kişi bulamaz. O zaman, tek bir erkeğe kırk tane kadının tâbi olduğunu ve kadınların çokluğu ve erkeklerin azlığı sebebiyle ona sığındıklarını görürsün.” (Buhari, Zekât 9; MüsIim, Zekat 59) “Ben sizin dünya hırsıyla birbirinizle kapışmanızdan, birbirinizi katletmenizden ve sizden öncekiler gibi helâk olup gitmenizden korkuyorum.” (Müslim, Fezâil 31) “…Ben asıl sizin dünyayı elde etmek için birbirinizle kapışıp kavga etmenizden korkuyorum.” (Buhârî, Cenâiz 71, Menâkıb 25, Megâzî 27, Rikâk 7, 53; Müslim, Fezâil 30) Hz. Sevban radıyallahu anh anlatıyor: “Rasûlullâh -sallallâhu aleyhi ve sellem- buyurdular ki: “–Size çullanmak üzere, yabancı kavimlerin, tıpkı sofraya çağrışan yiyiciler gibi, birbirlerini çağıracakları zaman yakındır.” Orada bulunanlardan biri: “–O gün sayıca azlığımızdan mı bu durum başımıza gelecek?” diye sordu. “–Hayır, bilakis o gün siz çok olacaksınız. Lakin sizler bir selin getirip yığdığı çer-çöpler gibi hiçbir ağırlığı olmayan kimseler durumunda olacaksınız. Allah, düşmanlarınızın kalbinden size karşı korku duygusunu çıkaracak ve sizin kalplerinize zaafı atacak!” buyurdular. “–Zaaf da nedir ey Allah’ın Rasûlü?” denildi. “–Dünya sevgisi ve ölüm korkusu!” buyurdular.” (Ebu Davud, Melahim 5/4297) Ebu Ümeyye eş-Şa’bani anlatıyor: “Ey Ebu Sa’lebe dedim, şu ayet hakkında ne dersin?” (Mealen): “Ey iman edenler! Siz kendinize bakın. Siz doğru yolda oldukça, sapıtmış olanlar size zarar vermez.” (Maide 105) Bana şu cevabı verdi: “Gerçekten bunu, iyi bilen birine sordun. Zira ben aynı şeyi Rasûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem-’a sormuştum. Demişti ki: “Ma’rufa sarılın, münkerden de kaçının! Ne zaman uyulan bir cimrilik, takip edilen bir hevâ, (dine, ahirete) tercih edilen dünyalık görür, rey sahiplerinin (selefi dinlemeden) kendi reylerini beğendiklerini müşahade edersen, o zaman kendine bak. İnsanlarla uğraşmayı bırak. Zira (bu safhaya gelince) arkanızda sabır günleri var demektir. O günler avuçta ateş tutmak gibi (sıkıntılı)dır. O günlerde, sizin kadar amel yapabilen bir kimseye elli kişinin ecri verilecektir.” (Ebu Davud, Melahim 17/4341); Tirmizi, Tefsir, 5/3060); İbnu Mace, Fiten 21) Rasûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem- buyurdular ki: “-İnsanlar öyle günler görecek ki, katil niçin öldürdüğünü, maktul de niçin öldürüldüğünü bilemeyecek.” “-Bu nasıl olur?” diye soruldu. Şu cevabı verdi: “-Herçtir! Öldüren de ölen de ateştedir.” (Müslim, Fiten 56) Zübeyr İbnu Adiy rahimehullah anlatıyor: “Hz. Enes İbnu Mâlik radıyallahu anh’ın yanına girdik. Haccâc’ın bize yaptıklarını şikayet ettik. “-Sabredin, buyurdu. Zira öyle günlerle karşılaşacaksınız ki, her yeni gün, gidenden daha kötü olacak. Bu hal Rabbinize kavuşuncaya kadar devam edecek. Ben bunu, Rasûlunüz -sallallâhu aleyhi ve sellem-’den işittim.” (Buhari, Fiten 6; Tirmizi, Fiten 35/2206) Hz. Huzeyfe radıyallahu anh anlatıyor: “Rasûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem- birgün: “-Bana kaç müslüman olduğunu sayıverin” buyurdular. Biz: “-Ey Allah’ın Rasûlü! Bizim sayımız altı-yediyüze ulaşmış olduğu halde, hakkımızda korku mu taşıyorsunuz?” dedik. “-Siz bilemezsiniz, (çokluğunuza rağmen) imtihan olunabilirsiniz!” . Gerçekten öyle (belaya maruz kalıp) imtihan olunduk ki, içimizden namazını gizlice kılanlar oldu.” (Buhari, Cihad 181; Müslim, İman 235) Abdullah ibn-i Ömer -radıyallâhu anh- tarafından rivayet edilmiştir. Rasûlullâh –sallâllâhu aleyhi ve elem- bize yönelerek şöyle buyurdu: “Ey Muhacirler cemâati! Beş şey vardır ki, onlarla mübtelâ olacağınız zaman Ben sizlerin o şeylere erişmenizden Allâh’a sığınırım. Onlar şunlardır: 1- Bir milletin içinde zina, fuhuş ortaya çıkıp nihayet o millet bu suçu alenî olarak işlediğinde, mutlaka içlerinde taun hastalığı ve onlardan önce gelip-geçmiş milletlerde vuku bulmamış hastalıklar yayılır. 2- Ölçü ve tartıyı eksik yapan her millet mutlaka kıtlık, geçim sıkıntısı ve başlarındaki hükümdarların zulmü ile cezalandırılırlar. 3- Mallarının zekâtını vermekten kaçan her millet mutlaka yağmurdan menedilir (kuraklık cezası ile cezalandırılır) ve hayvanları olmasa (Allâh hayvanlara acımasa) onlara yağmur yağdırmaz. 4- Allâh’ın ahdini (emirlerini) ve Rasûlün sünnetini terk eden her milletin başına mutlaka Allâh kendilerinden olmayan düşmanı musallat eder ve düşman o milletin elindeki-avucundakilerin bir kısmını alır. 5- İmamları (yâni devlet adamları) Allâh’ın Kitabı ile amel etmeyip Allâh’ın indirdiği hükümlerden işlerine geleni seçtikçe Allâh onların hesabını kendi aralarında görür.” (İbn-i Mâce, Fiten, 22) Rasûlullah sallallahu aleyhi veselem şöyle buyurdu: “Fırat nehrinin suyu çekilip, aktığı yatakta bulunan bir altın dağı meydana çıkmadıkça ve kurtulup kazanan ben olayım diye birbiriyle çarpışan her yüz kişiden doksan dokuzu ölmedikçe kıyamet kopmaz.” (Buhârî, Fiten 24; Müslim, Fiten 29. Ayrıca bk. İbni Mâce, Fiten 25) Diğer bir rivayet ise şöyledir: “Pek yakında Fırat nehrinin suyu çekilerek aktığı yatakta bir altın hazinesi meydana çıkacaktır. O günü gören kimse, o hazineden kesinlikle bir şey almasın.” (Buhârî, Fiten 24; Müslim, Fiten 29-32. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Melâhim 13; Tirmizî, Sıfatü’l-cenne 26) “Nefsim kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki kişi bir kabre uğrayıp üzerine abanarak: ‘Keşke bu kabrin içinde ben olsaydım’ demedikçe kıyamet kopmaz. Hâlbuki bu sözü ona söyleten din değil, belâ olacaktır.” (Buhârî, Fiten, 22; Müslim, Fiten, 53-54) Öyle bir zamanın geleceği, insanların kalblerinin dünya sevgisi ile dolacağı, cihadı zarar olarak görüp zekat vermeyi altından kalkılması zor bir borç olarak görecekleri bildirilir. (Ali el-Müttaki, Kenz, III, 236/6322) Rasûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem- buyurdular ki: “-Beni İsrail üzerine gelen şeyler, aynıyla ümmetimin üzerine de gelecektir. Öyle ki onlardan aleni olarak annesine gelen olmuşsa, ümmetimden de bu çirkin işi mutlaka yapan olacaktır. Nitekim, Beni İsrail yetmişiki millete (dine, fırkaya) bölünmüştü. Benim ümmetim de yetmişüç millete bölünecektir. Bunlardan bir tanesi hariç hepsi ateştedir.” “-Bu fırka hangisidir?” diye soruldu. “-Benim ve ashabımın üzerinde olduğu şeyden ayrılmayanlardır!” buyurdular.” (Tirmizi, İman 18/2641) Rasûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem- buyurdular ki: “Ümeranız hayırlı olanlarınızdan iseler, zenginleriniz sehâvetkâr kimselerse, işlerinizi aranızda müşavere ile hallediyorsanız, bu durumda yerin üstü (hayat), altından (ölümden) hayırlıdır. Eğer ümeranız şerirlerinizden, zenginleriniz cimri ve işleriniz kadınların elinde ise, yerin altı üstünden, (ölmek yaşamaktan) daha hayırlıdır. (Çünkü artık dini ikame imkanı kalmaz).” (Tirmizi, Fiten 78/2266) Rasûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem- birgün: “-Gençlerinizin fıska düştüğü, kadınlarınızın azdığı zaman haliniz ne olur?” diye sormuştu. (Yanındakiler hayretle): “-Ey Allah’ın Rasûlü, yani böyle bir hal mi gelecek?” dediler. “-Evet, hatta daha beteri!” buyurdu ve devam etti: “-Emr-i bi’l-ma’rufta bulunmadığınız, nehy-i ani’l-münker yapmadığınız vakit haliniz ne olur?” diye sordu. (Yanındakiler hayretle:) “-Yani bu olacak mı?” dediler. “-Evet, hatta daha beteri!” buyurdular ve sormaya devam ettiler: “-Münkeri emredip, ma’rufu yasakladığınız zaman haliniz ne olur?” (Yanında bulunanlar iyice hayrete düşerek): “-Ey Allah’ın Rasûlü! Bu mutlaka olacak mı?” dediler. “-Evet, hatta daha beteri!” buyurdular ve devam ettiler: “-Ma’rufu münker, münkeri de ma’ruf addettiğiniz zaman haliniz ne olur?” (yanindeki Ashab:) “-Ey Allah’ın Rasûlü! Bu mutlaka olacak mı?” diye sordular. “-Evet, olacak!” buyurdular.” (Heysemi, Mecma’u’z-Zevaid, VII, 281) Rasûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem- buyurdular ki: “İnsanların dünyaca en bahtiyarını âdi oğlu âdiler teşkil etmedikçe Kıyamet kopmaz.” (Tirmizi, Fiten 37/2209) Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: “Rasûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem-, yanındaki cemaate konuşurken, bir adam gelerek: “-Ey Allah’ın Rasûlü! Kıyamet ne zaman kopacak?” dedi. Sallallâhu aleyhi ve sellem- konuşmasına devam etti, sözlerini bitirdiği vakit: “-Sual sâhibi nerede?” buyurdular. Adam: “-İşte buradayım ey Allah’ın Rasûlü!” dedi. Sallallâhu aleyhi ve sellem-: “-Emanet zâyi edildiği vakit Kıyameti bekleyin!” buyurdular. Adam: “-Emanet nasıl zâyi edilir?” diye sordu. Efendimiz: “-İş, ehil olmayana tevdi edildi mi Kıyamet’i bekleyin!” buyurdular.” (Buhari, İlm 2, Rikâk 35) Hz. Ali radıyallahu anh anlatıyor: “Rasûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem- birgün: “Ümmetim onbeş şeyi yapmaya başlayınca ona büyük belanın gelmesi vâcip olur!” buyurmuşlardı. (Yanındakiler:) “Ey Allah’ın Rasûlü! Bunlar nelerdir?” diye sordular. Sallallâhu aleyhi ve sellem- saydı: -Ganimet (yani milli servet, fakir fukaraya uğramadan sadece zengin ve mevki sahibi kimseler arasında) tedavül eden bir metâ haline gelirse, -Emanet (edilen şeyleri emânet alan kimseler, sorumlu ve yetkililer, memurlar) ganimet (malı yerini tutup, yağmalayıp nefislerine helal) kıldıkları zaman, -Zekât (ödemeyi ibadet bilmeyip bir angarya ve) ceza telâkki ettikleri zaman. -Kişi annesinin hukukuna riayet etmeyip, kadınına itaat ettiği; -Babasından uzaklaşıp ahbabına yaklaştığı; -Mescidlerde (rıza-yı ilâhi gözetmeyen husûmet, alış-veriş, eğlence ve siyâsiyâta vs. müteallik) sesler yükseldiği zaman. -Kavme, onların en alçağı (erzel) reis olduğu; -(Devlet otoritesinin yetersizliği sebebiyle tedhiş ve zulümle insanları sindiren zorba) kişiye zararı dokunmasın diye hürmet edildiği; -(Çeşitli adlarla imal edilen) içkiler (serbestçe) içildiği; -İpek (haram bilinmeyip erkekler tarafından) giyildiği; -Çeşitli adlar altında şarkıcı kadınlar ve çalgı aletleri edinildiği; -Bu ümmetin sonradan gelen nesilleri, önceden gelip geçenlere (çeşitli ithamlar ve bahanelerle) hakâret ettiği zaman artık kızıl rüzgârı, (zelzeleyi), yere batışı (hasfı) veya suret değiştirmeyi (meshi) (veya gökten taş yağmasını, (kazfi) bekleyin.” (Tirmizi, Fiten 38/2210) Mikdam bin Ma’dikerb’in bir hizmetçisi vardı, süt satardı, Mikdam da karşılığında para alırdı. Ona: “-Sübhanallah, süt satıp para mı alıyorsun?” dediler. O da: “¬-Evet, bunda ne var ki? Ben Rasûlullâh -sallallâhu aleyhi ve sellem-’in şöyle dediğini duydum: “-İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelecek ki o vakit dinar ve dirhemden başka bir şey fayda vermeyecek!” dedi. (Ahmed bin Hanbel, IV, 133) “Sizin üzerinize öyle bir zaman gelecek ki o vakit siz, iyilikleri emretmeyen ve kötülükleri yasaklamayan kimselerin en hayırlı kişiler olduğunu düşünürsünüz.” (Ali el-Müttaki, Kenz, III, 686/8462) Rasûlullâh -sallallâhu aleyhi ve sellem-: “-İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelecek ki o vakit müminin kalbi tuzun suda eridiği gibi eriyecek!” buyurdu. “-Niçin eriyecek yâ Rasûlallah?” diye sorulduğunda: “-Kötülükleri görüp de onları değiştirmeye güç yetiremediği için” buyurdu. (Ali el-Müttaki, Kenz, III, 686/8463) Rabbim Bizleri Uyananlardan Eylesin İnşAllah.

HER GEMİNİN BİR KAPTANI VAR

 Euzubillahiminesseytanirracim Bismillahirrahmanirrahim La havle vela kuvvete illabillahil aliyyül aziym Destur ya Seyyidi. Destur ya Sultan ul Evliya Ey insanlar! Yerlerin ve göklerin Sahibinden ve Onun halifesinden, bu dünyadan sorumlu Kutuptan manevi kuvvetten konuşmak için izin istiyoruz. O izin vermeden biz bir şey söyleyemeyiz. Ben ne söyleyeciğimi bilmiyorum ne kadar hazırlansam sizlerin karşısına geçince unutuyorum. Onun için kendimi maneviyatimızdan sorumlu kuvvete teslim ediyorum ve „ ey Rabbim beni Sen söylet çünkü ben Allahın bu kullarına söylenecek ne lazımdır bilmiyorum Sen söylet“ diyorum. Allahtan ve Evliyalardan İlahi destek istiyorum.. Siz de isteyin, çünkü ruhaniyetleriniz ve cismaniyetiniz için manevi destek mühimdir manevi destek olmasa madde yerinden kımıldamaz. Bu toplantı ne için var? Ruhaniyetimize bir fayda vermeyecekse bu toplantı cismani zevklerimiz ve vakit geçirmek için yapılmış toplantılardan öteye geçmez. Hayır! Bu toplantı manevi bir toplantıdır ve Allah için olan manevi bir toplantıdır ve ruhaniyetlerimizin bu toplantılara ihtiyacı vardır. Bu tür toplantılar ruhlarımıza manevi kuvvet aşılar ve dünyanın zorluklarını bize kolay kılar. Yes! Varlığımızı şeffaflaştırmak ve dünyanın ağırlığından kurtulmak istiyorsak, Yerleri, gökleri ve sizleri hiç yoktan yaratan Allahtan daha fazla manevi destek isteyeceğiz. Çünkü Ruhaniyetimizin manevi desteğe ihtiyacı vardır yoksa ruh hasta olur. Şüphesiz cennette yasamıyoruz ve dünyamız en zor asrını yaşıyor. En zor günlerdeyiz çünkü materyalizm insanların ruhlarını hasta etmiştir çünkü materyalizm maneviyata ve manevi kuvvete inanmaz. Manevi desteği eksik olan ĺnsan ruhu hastadır ve insandaki ruhi dengesizlik şimdi dış dünyasına vurmuştur. Dünya sallanmaktadır. El Hak! ĺnsan ruhu etrafını etkiler. Nitekim bugün maddi manevi krizler her tarafı tutmuştur sallıyor ĺnsanların içinde bulunduğu Ruhi kriz, dış dünyasınada vuruyor ve Ekonomik kriz Her geminin kaptanı var Mevlana Şeyh Nazım el Hakkani KS ekolojik kriz demiyor yerleri ve üzerinde ne varsa hepsini sallıyor. Manevi desteği olmayan bu krizde tutunamaz ayakta kalamaz. Onun için İlahi destek isteyin. İlahi destek bir kimseyi bırakırsa düşer ve bitir, pili biter. 2- Ey insanlar, Müjde ve umud olsun ki, bu dünyayı gözetmekle vazifeli manevi kuvvet sahibi evliyalar vardır. Bu dünyayı sadece Obama Putin Merkel & CO idare etmez. Yok! Onlar bu dünyanın görünen resmi idarecileridir onlarda belki maddi imkanlar vardır amma manevi kuvvet ve selahiyet yoktur. Resmilerin firasetleri görüş nurları ancak duvara kadardır daha ötesi onlara kapalıdır. Nitekim „körün ardına takılan uçuruma onunla beraber düşer“ dedi ĺsa as ve insanları umudlarını körlere bağlamaya karşı ikaz etti. Lakin bu dünyanın bir de görünmeyen manevi idarecileri vardır ki işte bu dünyanın gerçek kontrolü asıl onların elinddir.Sıradan insanlar bunu bilemezler. Evliyalar manevi kuvvetleriyle bu dünyaya sahip çıkmasa ve yörüngesinde tutmasa bu dünya o anda fezanın karadeliklerinde kaybolur gider. Hayır! Dünya başıboş ve sahipsiz değildir. Allah Adına bu dünyayı gözeten bir manevi Kutup vardır ki biz ona zamanın sahibi deriz. O bu gezegendeki bütün canlıların ve hadiselerin sorumlusudur. O Kutup, manevi kuvvetiyle bu dünyayı destekler ve rotasında tutar. Bu dünyanın gökyüzünün derinlik ve genişliğinde rotasından çıkıp herhangi bir karadelikte kaybolmasına izin vermez. O bütün evliyalarin başıdır. Evliyalar içlerindeki vahşi hayvani tabiatı kontrolleri altına almış ve hakiki insanlık seviyesine yükselmiş kimselerdir. ĺlahi Selahiyetlen onlar bu dünyayı Allah Adına gözetirler ve idare ederler. Onun için bu dünyadan sorumlu Kutbun, ve emrindeki evliyaların gözetimi ve izni olmadan bu dünyada hiç bir hadise zuhur edemez varlığa giremez ve varlıktan çıkamaz. Çünkü zamanın Kutbunda ĺlahi Vekalet vardır. Dünyanın bütün ipleri Obama Omama Merkel Putin değil onun manevi elindedir. Lakin o şimdi seyreder. Dünyanın başıboş gibi görünmesine aldanmayınız ey insanlar! Bu Evliyalarin dünyanın, ĺplerini gevşek bırakmasındandır ki, materyalist insanlar kendilerini hür sansınlar. O bakıyor, Allahın ĺradesine göre değil kendi iradelerine göre yaşamak isteyen insanlar nereye doğru koşuyorlar bakıyor şimdi o. Evet, ve O tek değildir, onun yardımcısı başka Evliyalar vardır, onlar her biri ayri vazifededirler. İnsanlar alemi, hayvanlar alemi, bitkiler alemi, okyanuslar, rüzgârlar, yağmurlar, karlar alemi ve gezegenimize yakın göklerde olan herşey bu evliyaların sorumlulukları ve vazife alanlari içindedir. Bunlar hepsi 7 toplamı 40 Evliyadır. Bu dünyada olan bütün hadiseler giriş çıkışlar oluş bitişler hepsi zamanın sahibi olan Kutup ve yardımcıları tarafından manevi kuvvet ilen kontrol edilir. Ve onlar bu işleri yaparken zaman ve mekanı kullanarak yaparlar. Çünkü onlarda zaman ve mekana hükmetme kuvvet ve selahiyeti vardır. 3-Ey insanlar! Dinleyin ve bilinmeyen görünmeyen hakikatlar üzerine ilim almaya çalışın. İlim size kuvvet ve şeref verir. Bilin ki bu dünya kainatın boşluk ve karanlığında kendi kendine yürüyen bir futbol topu değildir. Asla! Bu gezegenin idaresi çok hassas ayarlarla yapılır. Onun için bu dünyanın yürümesinden sorumlu bilinmeyen sayısız manevi kimseler vardır. Ne düşünüyorsunuz! Pasifikte, atlantikte, hint denizi çin denizi hasılı 7 denizde de bir gemi kaptansız yürümezse, kainatın karanlık derinliklerinde bir gemi gibi süzülen gezegenimizden ne haber? Zamanın sahibi olan Kutup bu gezegenin kaptanıdır ve onun yardımcıları vardır. Gemi kaptansız olamaz. Manevi kuvvete inanmayan ve olamaz diyen insanlara saşırıyorum. Yahu diyorum, Akli kuvveti ile küçücük bir insan, tonajlarca ağırlıkta, km büyüklüğünde uçak gemilerini bir dügmeye basmakla hareket ve sevk ettirebiliyorsa manevi kuvvet ve Otorite sahibleri hakkında ne düşünüyorsunuz ey insanlar? Evet, Evliyalarda dünyayı ve bütün içindekileri kontrol edecek manevi kuvvet ve selahiyet vardır. Çünkü varlık içinde Allaha en yakın olan insandır onlar. Onlar insan olmanın sır ve şerefine vakıf olmuşlardır. Bütün dağlara taşlara, hayvanata, cinlera ve melekuta hükmedebilirler bu onlara kolaydır. 4- Lakin kendinden habersiz insanlar yeryüzüne gökyüzüne bakar ve içinde yasadığı bu dünya ve gökyüzünde seyreden yıldızları alemleri varlıkta tesadüfen seyreden cisimler sanırlar. ĺnsanlar yerleri ve gökleri sahipsiz sanırlar gökleri ve güneş sistemlerinin nerede başlayıp nerede bittiğini kimse bilemez. çünkü insanın bildiği pek azdır alem hakkında çünkü Allah varliğın çoğunu ehli olmayan insanlara örtmüştür. Allah demeyene Allah sır örtülerini açmaz.allah de bütün sırlar ardi ardına sanada acılsın ey insan. Allah deyin Size nur verilsin. Zikir: Hu Allah Allah Hu, Hu Allah…. Allah deyin ve birazda Gökyüzünden dinleyin. Kulak verin ve içinde yasadığınız hakikatları Gökyüzüne bağlı kaynaklardan dinleyin. Hayal mahsulü uydurmaların peşine hakikat diye düşmeyin. Bilin ki her şeyin hakikatı gökyüzündedir. Ne yazık ki, İnsanlar bugün hemen hepsi maymundan geldiğine inanır. ĺnanır, hem de bu teorinin elle tutulur gözle görülür mantıkla anlaşılır hiç bir yanı olmadığı halde. “Bir şeyin hakikatıni araştırmak istiyorsan önce kaynağını sor” buyurdu son Peygamber Muhammed ASV Efendimiz. Soruyorum; Darwin maymundan geldiğimizin haberini ve ilmini kimden aldı? Çünkü her cahile bir ilim kendisinden daha Alim biri tarafından ihsan edilir, onun için darwine verilen haberin ve ilmin kaynağını soruyorum: „kimden aldı Darwin bu haberi ve ilmi?“ Maymundan aldı! Evet, Darwin Galapagos adalarında yıllarca Maymunlara baka baka onlarla aralarında nihayet telepatik bir bağ kurdu ve bu bağ ona konuştu. Aus der sympatie entstand telepatie. Bu telepaik bağ ona dedi ki: „hey darwin! Bizi izleye izleye ömrünü ve aklını burada yiyeceksin, yıllarca bize bakacağına git bir aynaya bak. Göreceksin ki, sen ve biz birbirimize acaip benziyoruz demek ki akrabayız! ĺşte bu! Ey insanlar anlayışımız üzerinde daha fazla çalışmamız lazım. Darwinin bize getirdiği haber mantıksız ve ispatsız bir haberdir ve bu haberin kaynağı bir maymundur. Halbuki Adem as`dan Seyyidina Muhammed ASV efendimize kadar 124 bin Peygamber geldi ve hepsi de getirdikleri haber ve ilmin kaynağı olarak yerlerin ve göklerin sahibi olan Allahı gösterdiler. 5-Lakin insanoğlu hayalperesttir hakikatlardan duymak istemiyor ve hakikatları kendi zan ve hayaline uydurmak istiyor. Olamaz! Çünkü hayalle hakikat hiç bir zaman uyuşamaz. Bazen gökyüzüne bakiyorum ve gözüme bazi gezegenler takılıyor soruyorum: „acaba bunların isimleri nedir?“ .Çok bilmiş insanlar hemen cevap veriyorlar:.“Ay, Venüs, Merkür, Güneş, Mars, Jüpiter, Satürn, Alfa 4, alfa 40, beta…“ „anliyorum…bunların isimlerinin böyle olduğunu size kim söyledi?“ „kim söyleyecek Şeyh! Hepsi isimsiz yıldızlardı biz kendimiz uydurduk.” Aha! Lakin bunlar hepsi kendi uydurdukları isimlerdir hatta isim bile değil Yunan dilinin harfleri alfabeleridir amma bu yıldızların hakiki isimler değildir. Çünkü varlıkta İsimsiz birşey olamaz çünkü herşey yaratılmıştır ve yaratılmadan evvel de onun ismi konmuştur. Bunu ancak o şeyleri Yaratan bilir. Dilediğine bildirir bildirmediği de uydurur….Alfa beta gama… O ihr leute! Spielt nicht! Spielt nicht, denn nur Kinder leben in einer Welt der Vorstellungen. Wer jedoch Erwachsen ist, der macht sich auf die Jagd nach Wahrheit. Aklını kullan, aklını kullan ve aradığın Hakikatları, kaynağı bir maymun olan adama sorma ey insan! Werde nicht zum Werkzeug eines Affentheaters! Ey insanlar! Dünyada ve ahirette yüksek seviyelere ve yüksek şereflere ulaşmak için kendiniz ve hayvanların arasında bir ayırım yapın. Karar verin siz hangi tarafa aitsiniz. 6-.Bilin ki egoism, fanatizm ve kann dökücülük ancak hayvanlara ait vasıflardır. Esefle görüyorum ki, 20.ci ve 21.asır insanı hayvanlar alemine ait olmak için büyük çaba sarfediyor netice ne? Netice; dünya maddi manevi krizlerle çalkalanmaktadır bu. O ihr Leute wacht auf! Seitdem es in der Islamischen Welt keinen Kalifen mehr gibt und seit dem der Papst ein Papstmobil fährt und nicht sein Esel besteigt, gibt es keine Religionskriege und Kreuzzüge mehr. Wahrlich, es gab und es gibt niemals einen Religionskrieg. Alle Kriege dieser Welt basieren entweder auf Herrschsucht der Menschen oder auf Verteidigung des eigenen Lebensraumes oder Lebensrechtes. Und egal, ob christ, jude, muslim oder ateist, solange der Mensch seine Egoimus und Fanatismus nicht in Zügeln halten kann, werden seine wilden tierischen Eigenschaften immer wieder im Vordergrund treten und ihm seine Menschlichkeit vergessen lassen. Das Resultat dessen ist: ein großes Beben! Alles in und um den Menschen herum, wird beben. Herrsche über dein Ego o Mensch und dieser Welt wird wieder zu Paradies werden, wenn nicht… dann ist die Hölle los! Entscheide dich! Denn nicht Allah, du entscheidest was du aus deiner Welt machst. Ey insanlar!„Müminin silahı duasıdır“ buyurdu şanlı Peygamber Muhammed ASV ve bize zor günlerde nasıl olmamız gerektiğine dair yol gösterdi. Ey insanlar ellerinizi ihlasla Allaha doğru açın veAllahtan imdad isteyin..Duadaki etki ve yetkiyi kuvveti bilse elini Allaha yönelipte açmayacak adam kalmazdı dünyada öyle kuvvetli silahtır dua. Amma haberimiz yok yahut küçümsüyoruz. Ellerini Allaha doğru aç ve: „Ya Rabbi“ de! „bize ve içinde yaşadığımız karanlık dünyaya bir Kurtarıcıbir ışık gönder“ de korkma! Kurtarıcı ışığa benzer ve ancak zifiri karanlıkta meydana çıkar. Biz böyle niyaz etmedikçe Allah bizi işitmez ve bize kulak vermez. Nitekim hangi devirde insanlar karanlıkta kalsalar ve Allahtan imdad isteseler, Allah onlara gökyüzünden bir kurtarıcı ışık göndermiştir. Wahrlich! In der Dunkelheit seines Zeitalters schickte Allah Jesus, friede auf Ihm, und er sagte: „ o Ihr Leute! Wisset, Ich bin Sohne Marias und Diener meines Herrn! Und ich bin vom Himmel gesandt um euch ein Licht in eurer Dunklen Welt zu sein. Jes! Menschen mit spirituellen Kräften sind in jeder Zeitalter zu finden du musst nur nach ihnen verlangen. Bu dünyanın rsmi otoriteleri umudlarinızı caldıysa bu dünyanın manevi otoriteleri size yeni umudlar aşılamaya muktedirdirler siz yeter ki umudsuz olmayın ve Allah deyin! Allah deyin, Allah size evliyalarıyla yetişsin. Bilin ki bu dünyayı materyalistler fanatikler egoistler asla kurtaramaz. Bu dünyayı ancak ĺsa as gibi diyen kimse kurtarabilir. Was sagte heilige Jesus, Friede auf Ihm,: Ich bin Sohne Marias und Diener meines Herrn!” ende aus! O ihr leute wenn ihr nach mehr Licht in eurer dunklen Welt verlangt so sagt wie Jesus auch gesagt hatte: „ ich bin Sohne marias diener meines Herrn ich bin Sohne martas diener meines Herrn, ich bin Sohne Margarets diener meines Herrn, Ich bin Sohne Hildegards Diener meines Herrn ich bin Sohne Gottfriede Diener meines Herrn.. sagt und habt keine Angst! Ich liebe diese alten deutschen namen… Ey insanlar! Korkmayın ve umudsuz olmayın. Dünya bugün karanlık görünsede bu ebedi değildir her karanlığın sonunda muhakkak bir aydınlık vardır gelecektir. İtfaiye ne zaman yetişir? Ya çağrırsan yetisir ya da ateş gökyüzüne kadar çıktığı zaman. Bugün bize gelen hitap çok kuvvetlidir ve gökyüzü menşelidir. Gökyüzünden bize müjde veriyorlar. Pek yakında materyalist ve fanatik zihniyete verilen irade ve otorite yetkileri hepsi onlardan alınacaktır elektrikleri kesilecektir. Umudunuzu kaybetmeyin ve umudsuz olmayınız bilin ki, karanlık tam çökmeden gün ağarmaz. Dünya şimdi gecenin ortasındadır. Belki günün en karanlık olduğu noktadadır, amma devran dönmektedir ve her karanlık bir müddet sonra yerine bir aydinlığa bırakacaktır korkmayın! Korkmayın! Dünyayı kim yoktan var ettiyse yine O kurtaracaktır. Kurtarcaktır ve u dünyada yeni bir hayat cennetten bir hayat başlayacaktır..Umudsuz olma!Allaha yönel ve korkma........
MEHTER / TASAVVUF MÜZİK
SİTE HARİTASI
SAAT
Üyelik Girişi