CEMAZİYEL -EVVEL HAKİKAT DAMLASI
HADİS-İ ŞERİF IŞIĞINDA AHİRZAMAN “Siz öyle bir zamanda yaşıyorsunuz ki sizden biriniz emrolunduğu şeylerin onda birini terk etse helâk olur. Sonra öyle bir zaman gelecek ki sizden kim emrolunduğu şeyin onda birini yapsa kurtulur.” (Tirmizî, Fiten, 79/2267) “Öyle bir zaman gelecek ki o zaman şu üç şeyden daha kıymetli birşey olmayacaktır: Helal para, can u gönülden arkadaşlık yapılacak bir kardeş ve kendisiyle amel edilecek bir sünnet.” (Heysemî, I, 172) “Öyle bir zaman gelecek ki, kişi helâlden mi haramdan mı kazandığına aldırmayacak!” (Buharî, Büyû; 7) Ebu Said el-Hudrî’den rivayet edildiğine göre Rasûlullâh -sallallâhu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: “Aranızda öyle bir grup ortaya çıkacaktır ki, namazınızı onların namazları, oruçlarınızı onların oruçları ve diğer amellerinizi de onların amelleri yanında az göreceksiniz. onlar Kur’ân okurlar, fakat okudukları boğazlarından aşağı geçmez. onlar okun yaydan çıktığı gibi dinden çıkarlar...” (Buhârî, Fedâilü’l-Kur’ân, 36) “Öyle bir zaman gelecek ki okuma meraklı kurrâ çoğalacak; fakîhler ise azalacak ve bu sûretle ilim çekilip alınacak. Daha sonra öyle bir zaman gelecek ki insanların okudukları boğazlarından aşağı geçmeyecek.” (Hakim, Müstedrek, V, 504) “Şiddetli bir şekilde yaklaşan fitne sebebiyle vay insanların hâline. İnsanlar mü’min olarak sabahlar da akşam kâfir oluverirler. İnsanlar dinlerini küçük dünya menfaati karşılığı değiştiriverirler. İşte öyle zamanda dinlerinde sâbit kalabilenler ellerinde kor ateşi tutanlar gibidirler.” (Ahmed İbn Hanbel, Müsned, II, 390; Ayrıca bkz. Müslim, İman 186; Tirmizi, Fiten 30, (2196) “Öyle bir zaman gelecek ki bütün insanlar ribâ ile iş yapacak. Ondan sakınanlar dahi tozuna bulaşmak durumunda kalacaklar.” (Nesâî, Büyû 2; İbnu Mâce, Ticârât 58; İbn Hanbel, Müsned, IV, 494; Beyhakî Sünen, IV, 275) “Öyle bir zaman gelecek ki doğru söyleyenler yalanlanacak, yalancılar ise doğrulanacak. Güvenilir kimseler hain sayılacak, hâinlere güvenilecek. İnsanlardan şâhidlik etmeleri istenmediği halde şâhidlik edecekler, yemin etmeleri istenmediği halde yemin edecekler,” (Taberâni, XXIII, 314) “Öyle bir zaman gelecek ki insanlar iyiliği özendirmeyecek, kötülükten de sakındırmayacaklar.” (Heysemî, Mecmauz-zevâid, VII, 280) Rasûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem- buyurdular ki: “Muhakkak ki insanlar üzerine öyle bir zaman gelecek ki, o vakit kişi altından sadaka ile (çarşı Pazar) dolaşır da bunu kendisinden sadaka olarak kabul edecek tek kişi bulamaz. O zaman, tek bir erkeğe kırk tane kadının tâbi olduğunu ve kadınların çokluğu ve erkeklerin azlığı sebebiyle ona sığındıklarını görürsün.” (Buhari, Zekât 9; MüsIim, Zekat 59) “Ben sizin dünya hırsıyla birbirinizle kapışmanızdan, birbirinizi katletmenizden ve sizden öncekiler gibi helâk olup gitmenizden korkuyorum.” (Müslim, Fezâil 31) “…Ben asıl sizin dünyayı elde etmek için birbirinizle kapışıp kavga etmenizden korkuyorum.” (Buhârî, Cenâiz 71, Menâkıb 25, Megâzî 27, Rikâk 7, 53; Müslim, Fezâil 30) Hz. Sevban radıyallahu anh anlatıyor: “Rasûlullâh -sallallâhu aleyhi ve sellem- buyurdular ki: “–Size çullanmak üzere, yabancı kavimlerin, tıpkı sofraya çağrışan yiyiciler gibi, birbirlerini çağıracakları zaman yakındır.” Orada bulunanlardan biri: “–O gün sayıca azlığımızdan mı bu durum başımıza gelecek?” diye sordu. “–Hayır, bilakis o gün siz çok olacaksınız. Lakin sizler bir selin getirip yığdığı çer-çöpler gibi hiçbir ağırlığı olmayan kimseler durumunda olacaksınız. Allah, düşmanlarınızın kalbinden size karşı korku duygusunu çıkaracak ve sizin kalplerinize zaafı atacak!” buyurdular. “–Zaaf da nedir ey Allah’ın Rasûlü?” denildi. “–Dünya sevgisi ve ölüm korkusu!” buyurdular.” (Ebu Davud, Melahim 5/4297) Ebu Ümeyye eş-Şa’bani anlatıyor: “Ey Ebu Sa’lebe dedim, şu ayet hakkında ne dersin?” (Mealen): “Ey iman edenler! Siz kendinize bakın. Siz doğru yolda oldukça, sapıtmış olanlar size zarar vermez.” (Maide 105) Bana şu cevabı verdi: “Gerçekten bunu, iyi bilen birine sordun. Zira ben aynı şeyi Rasûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem-’a sormuştum. Demişti ki: “Ma’rufa sarılın, münkerden de kaçının! Ne zaman uyulan bir cimrilik, takip edilen bir hevâ, (dine, ahirete) tercih edilen dünyalık görür, rey sahiplerinin (selefi dinlemeden) kendi reylerini beğendiklerini müşahade edersen, o zaman kendine bak. İnsanlarla uğraşmayı bırak. Zira (bu safhaya gelince) arkanızda sabır günleri var demektir. O günler avuçta ateş tutmak gibi (sıkıntılı)dır. O günlerde, sizin kadar amel yapabilen bir kimseye elli kişinin ecri verilecektir.” (Ebu Davud, Melahim 17/4341); Tirmizi, Tefsir, 5/3060); İbnu Mace, Fiten 21) Rasûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem- buyurdular ki: “-İnsanlar öyle günler görecek ki, katil niçin öldürdüğünü, maktul de niçin öldürüldüğünü bilemeyecek.” “-Bu nasıl olur?” diye soruldu. Şu cevabı verdi: “-Herçtir! Öldüren de ölen de ateştedir.” (Müslim, Fiten 56) Zübeyr İbnu Adiy rahimehullah anlatıyor: “Hz. Enes İbnu Mâlik radıyallahu anh’ın yanına girdik. Haccâc’ın bize yaptıklarını şikayet ettik. “-Sabredin, buyurdu. Zira öyle günlerle karşılaşacaksınız ki, her yeni gün, gidenden daha kötü olacak. Bu hal Rabbinize kavuşuncaya kadar devam edecek. Ben bunu, Rasûlunüz -sallallâhu aleyhi ve sellem-’den işittim.” (Buhari, Fiten 6; Tirmizi, Fiten 35/2206) Hz. Huzeyfe radıyallahu anh anlatıyor: “Rasûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem- birgün: “-Bana kaç müslüman olduğunu sayıverin” buyurdular. Biz: “-Ey Allah’ın Rasûlü! Bizim sayımız altı-yediyüze ulaşmış olduğu halde, hakkımızda korku mu taşıyorsunuz?” dedik. “-Siz bilemezsiniz, (çokluğunuza rağmen) imtihan olunabilirsiniz!” . Gerçekten öyle (belaya maruz kalıp) imtihan olunduk ki, içimizden namazını gizlice kılanlar oldu.” (Buhari, Cihad 181; Müslim, İman 235) Abdullah ibn-i Ömer -radıyallâhu anh- tarafından rivayet edilmiştir. Rasûlullâh –sallâllâhu aleyhi ve elem- bize yönelerek şöyle buyurdu: “Ey Muhacirler cemâati! Beş şey vardır ki, onlarla mübtelâ olacağınız zaman Ben sizlerin o şeylere erişmenizden Allâh’a sığınırım. Onlar şunlardır: 1- Bir milletin içinde zina, fuhuş ortaya çıkıp nihayet o millet bu suçu alenî olarak işlediğinde, mutlaka içlerinde taun hastalığı ve onlardan önce gelip-geçmiş milletlerde vuku bulmamış hastalıklar yayılır. 2- Ölçü ve tartıyı eksik yapan her millet mutlaka kıtlık, geçim sıkıntısı ve başlarındaki hükümdarların zulmü ile cezalandırılırlar. 3- Mallarının zekâtını vermekten kaçan her millet mutlaka yağmurdan menedilir (kuraklık cezası ile cezalandırılır) ve hayvanları olmasa (Allâh hayvanlara acımasa) onlara yağmur yağdırmaz. 4- Allâh’ın ahdini (emirlerini) ve Rasûlün sünnetini terk eden her milletin başına mutlaka Allâh kendilerinden olmayan düşmanı musallat eder ve düşman o milletin elindeki-avucundakilerin bir kısmını alır. 5- İmamları (yâni devlet adamları) Allâh’ın Kitabı ile amel etmeyip Allâh’ın indirdiği hükümlerden işlerine geleni seçtikçe Allâh onların hesabını kendi aralarında görür.” (İbn-i Mâce, Fiten, 22) Rasûlullah sallallahu aleyhi veselem şöyle buyurdu: “Fırat nehrinin suyu çekilip, aktığı yatakta bulunan bir altın dağı meydana çıkmadıkça ve kurtulup kazanan ben olayım diye birbiriyle çarpışan her yüz kişiden doksan dokuzu ölmedikçe kıyamet kopmaz.” (Buhârî, Fiten 24; Müslim, Fiten 29. Ayrıca bk. İbni Mâce, Fiten 25) Diğer bir rivayet ise şöyledir: “Pek yakında Fırat nehrinin suyu çekilerek aktığı yatakta bir altın hazinesi meydana çıkacaktır. O günü gören kimse, o hazineden kesinlikle bir şey almasın.” (Buhârî, Fiten 24; Müslim, Fiten 29-32. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Melâhim 13; Tirmizî, Sıfatü’l-cenne 26) “Nefsim kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki kişi bir kabre uğrayıp üzerine abanarak: ‘Keşke bu kabrin içinde ben olsaydım’ demedikçe kıyamet kopmaz. Hâlbuki bu sözü ona söyleten din değil, belâ olacaktır.” (Buhârî, Fiten, 22; Müslim, Fiten, 53-54) Öyle bir zamanın geleceği, insanların kalblerinin dünya sevgisi ile dolacağı, cihadı zarar olarak görüp zekat vermeyi altından kalkılması zor bir borç olarak görecekleri bildirilir. (Ali el-Müttaki, Kenz, III, 236/6322) Rasûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem- buyurdular ki: “-Beni İsrail üzerine gelen şeyler, aynıyla ümmetimin üzerine de gelecektir. Öyle ki onlardan aleni olarak annesine gelen olmuşsa, ümmetimden de bu çirkin işi mutlaka yapan olacaktır. Nitekim, Beni İsrail yetmişiki millete (dine, fırkaya) bölünmüştü. Benim ümmetim de yetmişüç millete bölünecektir. Bunlardan bir tanesi hariç hepsi ateştedir.” “-Bu fırka hangisidir?” diye soruldu. “-Benim ve ashabımın üzerinde olduğu şeyden ayrılmayanlardır!” buyurdular.” (Tirmizi, İman 18/2641) Rasûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem- buyurdular ki: “Ümeranız hayırlı olanlarınızdan iseler, zenginleriniz sehâvetkâr kimselerse, işlerinizi aranızda müşavere ile hallediyorsanız, bu durumda yerin üstü (hayat), altından (ölümden) hayırlıdır. Eğer ümeranız şerirlerinizden, zenginleriniz cimri ve işleriniz kadınların elinde ise, yerin altı üstünden, (ölmek yaşamaktan) daha hayırlıdır. (Çünkü artık dini ikame imkanı kalmaz).” (Tirmizi, Fiten 78/2266) Rasûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem- birgün: “-Gençlerinizin fıska düştüğü, kadınlarınızın azdığı zaman haliniz ne olur?” diye sormuştu. (Yanındakiler hayretle): “-Ey Allah’ın Rasûlü, yani böyle bir hal mi gelecek?” dediler. “-Evet, hatta daha beteri!” buyurdu ve devam etti: “-Emr-i bi’l-ma’rufta bulunmadığınız, nehy-i ani’l-münker yapmadığınız vakit haliniz ne olur?” diye sordu. (Yanındakiler hayretle:) “-Yani bu olacak mı?” dediler. “-Evet, hatta daha beteri!” buyurdular ve sormaya devam ettiler: “-Münkeri emredip, ma’rufu yasakladığınız zaman haliniz ne olur?” (Yanında bulunanlar iyice hayrete düşerek): “-Ey Allah’ın Rasûlü! Bu mutlaka olacak mı?” dediler. “-Evet, hatta daha beteri!” buyurdular ve devam ettiler: “-Ma’rufu münker, münkeri de ma’ruf addettiğiniz zaman haliniz ne olur?” (yanindeki Ashab:) “-Ey Allah’ın Rasûlü! Bu mutlaka olacak mı?” diye sordular. “-Evet, olacak!” buyurdular.” (Heysemi, Mecma’u’z-Zevaid, VII, 281) Rasûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem- buyurdular ki: “İnsanların dünyaca en bahtiyarını âdi oğlu âdiler teşkil etmedikçe Kıyamet kopmaz.” (Tirmizi, Fiten 37/2209) Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: “Rasûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem-, yanındaki cemaate konuşurken, bir adam gelerek: “-Ey Allah’ın Rasûlü! Kıyamet ne zaman kopacak?” dedi. Sallallâhu aleyhi ve sellem- konuşmasına devam etti, sözlerini bitirdiği vakit: “-Sual sâhibi nerede?” buyurdular. Adam: “-İşte buradayım ey Allah’ın Rasûlü!” dedi. Sallallâhu aleyhi ve sellem-: “-Emanet zâyi edildiği vakit Kıyameti bekleyin!” buyurdular. Adam: “-Emanet nasıl zâyi edilir?” diye sordu. Efendimiz: “-İş, ehil olmayana tevdi edildi mi Kıyamet’i bekleyin!” buyurdular.” (Buhari, İlm 2, Rikâk 35) Hz. Ali radıyallahu anh anlatıyor: “Rasûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem- birgün: “Ümmetim onbeş şeyi yapmaya başlayınca ona büyük belanın gelmesi vâcip olur!” buyurmuşlardı. (Yanındakiler:) “Ey Allah’ın Rasûlü! Bunlar nelerdir?” diye sordular. Sallallâhu aleyhi ve sellem- saydı: -Ganimet (yani milli servet, fakir fukaraya uğramadan sadece zengin ve mevki sahibi kimseler arasında) tedavül eden bir metâ haline gelirse, -Emanet (edilen şeyleri emânet alan kimseler, sorumlu ve yetkililer, memurlar) ganimet (malı yerini tutup, yağmalayıp nefislerine helal) kıldıkları zaman, -Zekât (ödemeyi ibadet bilmeyip bir angarya ve) ceza telâkki ettikleri zaman. -Kişi annesinin hukukuna riayet etmeyip, kadınına itaat ettiği; -Babasından uzaklaşıp ahbabına yaklaştığı; -Mescidlerde (rıza-yı ilâhi gözetmeyen husûmet, alış-veriş, eğlence ve siyâsiyâta vs. müteallik) sesler yükseldiği zaman. -Kavme, onların en alçağı (erzel) reis olduğu; -(Devlet otoritesinin yetersizliği sebebiyle tedhiş ve zulümle insanları sindiren zorba) kişiye zararı dokunmasın diye hürmet edildiği; -(Çeşitli adlarla imal edilen) içkiler (serbestçe) içildiği; -İpek (haram bilinmeyip erkekler tarafından) giyildiği; -Çeşitli adlar altında şarkıcı kadınlar ve çalgı aletleri edinildiği; -Bu ümmetin sonradan gelen nesilleri, önceden gelip geçenlere (çeşitli ithamlar ve bahanelerle) hakâret ettiği zaman artık kızıl rüzgârı, (zelzeleyi), yere batışı (hasfı) veya suret değiştirmeyi (meshi) (veya gökten taş yağmasını, (kazfi) bekleyin.” (Tirmizi, Fiten 38/2210) Mikdam bin Ma’dikerb’in bir hizmetçisi vardı, süt satardı, Mikdam da karşılığında para alırdı. Ona: “-Sübhanallah, süt satıp para mı alıyorsun?” dediler. O da: “¬-Evet, bunda ne var ki? Ben Rasûlullâh -sallallâhu aleyhi ve sellem-’in şöyle dediğini duydum: “-İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelecek ki o vakit dinar ve dirhemden başka bir şey fayda vermeyecek!” dedi. (Ahmed bin Hanbel, IV, 133) “Sizin üzerinize öyle bir zaman gelecek ki o vakit siz, iyilikleri emretmeyen ve kötülükleri yasaklamayan kimselerin en hayırlı kişiler olduğunu düşünürsünüz.” (Ali el-Müttaki, Kenz, III, 686/8462) Rasûlullâh -sallallâhu aleyhi ve sellem-: “-İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelecek ki o vakit müminin kalbi tuzun suda eridiği gibi eriyecek!” buyurdu. “-Niçin eriyecek yâ Rasûlallah?” diye sorulduğunda: “-Kötülükleri görüp de onları değiştirmeye güç yetiremediği için” buyurdu. (Ali el-Müttaki, Kenz, III, 686/8463) Rabbim Bizleri Uyananlardan Eylesin İnşAllah.

DÜNYAYI KİM KURTARACAK

 Euzubillahimineşşeytanirracim Bismillahirrahmanirrahim. La havle vela kuvvete illa billahil aliyyül aziym Destur ya Seyyidi ya Mevlana ya Ricalallah! Bu Allah için olan bir toplantıdır ve Allah için olan her şey iyidir ve iyi netice verir. Kim hangi niyetle geldiyse ona göre alır ve gider. İyi niyetlen ve fayda görmek için gelen hoş gelir hoş gider. Onların üzerinde İlahi Garanti olur ve onları Allah gözetir hem burda hem ahirette. Onun için niyetin Allah için olsun korkma, sana ne burada ne burdan sonra korku yok. Bütün dünya tsunami olsa sana zarar yok. İlahi Sigorta var o seni korur. Ey insanlar şimdi dünya kilitlenmiştir ve insanlar şimdi anahtarı bulamıyorlar. Bütün kilidleri açacak anahtarı Elinde tutanı ise kabul etmiyorlar. Kendilerine göre bir anahtar arıyorlar hoşlarına gidecek nefislerinin beğeneceği bir anahtar. Bulamıyorlar, bulamazlar. Gardiyanlar vardır ve onlar bellerinde acaip büyüklükte ve ağırlıkta anahtarlar taşırlar. Bu anahtarlar belki zahmetlidir taşıması amma elzemdir. O anahtarlar olmasa dünyada nizam kalmaz anarşi ve kötülük dolar dünya. Evet dünyanın ve insanların içine düstüğü çıkmaz için Allah anahtar gösteriyor lakin insanlar 2 Sufi-Zentrum Rabbaniyya beğenmiyor çünkü insan nefsi nizam ve disiplin kabul etmez. Mütevazi ve basit hayatı sevmez. Nefs her zaman VIP olmak ister. Hep önde hep birinci hep yukarda. 21. Asrın insanı istiyor ki, en büysük zevkleri yasaksız hududsuz en kısa zamanda yaşasın. En iyi en rahat en kolay en birinci en üstte yaşasın. Ve bunun için imkan dahilinde olan her seyi yapıyor ve ona engel olacak her bir şeyi düşüncesiz yok ediyor bütün manevi değerleri güzel ahlakı, iman müessesesini imha ediyor ve keyfi bir hayat tarzı için kendisini yoktan var eden Allahı inkar ediyor. Ve dünya iyiye gitmiyor insanlar ne kadar istesede dünyada işler iyiye gitmiyor. Evet, Allahı, yerleri ve gökleri ve bu dünyayı yoktan var eden Allahı yanına almayan toplantılarına davet etmeyen tavsiyelerinden dinlemeyen insanlık şimdi hayli zor bir durumda ve durum vahim. Nato zor durumda, Uno zor durumda, BM zor durumda, EU zor durumda. Amerika zor durumda, Japonya zor durumda, almanya zor durumda, ve başta Afrika, arap yarımadası olmak üzere bütün dünya milletleri zor durumda. Kimse bugünü nasıl kurtaracağıni yarına ne olacağını bilemiyor. Ve bütün dünya milletlerinde aynı sual: „Işleri nasıl düzeltirim?“ Sen düzeltemezsin. Çünkü bu dünyayı sen yaratmadın. Bu dünyada işlerin nasıl işleyeceğine dair Kanunları da sen koyamazsın. Bu dünyayı sen halkeylediysen sen düzelt değilse bırak kim yarattıysa bu dünyayı O düzeltsin: „Söyle:“Senin iraden olsun YaRabbi benim iradem dursun“ de! Kurtul! Nitekim Adem as cennetlerde iken ne vakit kendi iradesini kullandı ve yasak olan bir şeye yanaşti o vakit o parlak cennetlerden karanlık bir dunyaya zindana düstü. Evet Adem as dunyaya düştüğünde yeryüzü zifir karanlıktı. Aydınlık ışıl ışıl nurlu bir alemden karanlık bir aleme düştüğünü anladı ve nedamet gözyaşları döktü. Cenabı Hak onun bu samimi gözyaşlarını her tanesini çeşıt cevahire dönüştürdü. Zeberced, zümrüt, elmas, yakut vs... Allahin Adem babamızın nedamet gözyașlarına biçtiği fiyata bak sen. Bu dünyada böyle ya ahiret pazarında kaç para eder? Kimse ödeyemez dünya kurlariyla. Allah için bir kulunun döktüğü samimi pișmanlık gözyașlarinın değerini Allahtan bașka kimse biçemez. Bu bize bir ilim ve hikmettir tevbenin ve nedamet gözyașlarının kıymeti üzerineki bir hatamız varsa tövbe edelim. Tövbemiz bize ödül olarak kıymet olarak geri dönsün. Allahın kuluna olan rahmet ve merhametine bak sen. Subhanallah! Dünyada hazine çok yerin altında gizli saklı olanı üstünde olanından daha çok. Evet ceviz fındık olani var portakal kadar olanı var hindistan cevizi kadar olanı var amma onlar hepsi gizlidir ellerine geçmiyor. 3 Sufi-Zentrum Rabbaniyya İnsanlarin șimdi buldugu sadece hakiki cevahirin kırıntılarıdır çünkü insanlara daha izin yok onlari bulmaya. Cevahirin kendisi Mehdi Aleyhisselatu Vesselam yani vaktin sahibi gelince emreder Cin taifesi getirir onları. Öyle büyüktür ki onların o gizli hazineler gece onları boș bir arazinin ortasına koysan ay gibi ıșık sacar gecenin karanlığında. Lakin onlar daha gizlidir. İlahi Saltanat yeryüzüne hakim olmadan ortaya çıkmaz. Mehdi as ve İs aas gelince yeryüzünde gizli ne kadar hazine varsa meydana çıkaracaktır Mehdi as. Mehdi as kimdir? O dünya dara girdiği vakitda hiç bir çıkış yolu kalmadığında insanlar eyvah yandık bittik“ dediği vakitda Allah tarafından kurtarıcı olarak gönderilecek olan inanılmaz kuvvetler ve yetkilerle donatılmış kimsedir. Mehdi as. Dunyayı kurtaracak adam olarak bütün Peygamberler tarafından haberi bildirilmiştir. Mehdi as dünyayı ve insanlığı kurtarmak için en zor dönemde gelecektir. İsa as ise o da gelecektir lakin o kurtarıcı olarak gelmez Manevi kuvvet sahibi kimselerin sonuncusu ve yeryüzünde İlahi Saltanatı idame edecek kimse olarak gelir. Hasılı kelam Mehdi as gelince maddeye değil Allaha tapanlara yeryüzünün bütün cevahiri kendini açacaktır Allahın bir mükafatı olarak. Lakin bu pislik gitmeden küfür ve materyalist zihniyet bu dünyayı terketmeden bu olmaz. Bu da yakındır saate bakıyoruz artık. Önümüz elhamdulillah aydinliktır. İnananlari ve Allahtan umudunu kesmeyenleri tertemiz ıșıl ıșıl bir dünya bekliyor. Dünya hırsından kendini arindırmıș insanlara müjde var. O vakit geldiğinde önüne kovayla altın döküp al desen kimse almaz. Niye alsın? Cenabı Hak bu dünyaya ahiret pazarı kuracak o vakitde. O pazarda yok yok. Bir șeye Ol dedinmi orada hazır o șey. Ne yapacan sen dünyanın çörünü çöpünü. Altın cevahir dünyalıklar içindir. Onlar bu dünyadan gidince kimse dönüpte bu cevahirin yüzüne bakmayacak. Tepe gibi yığacak dedi Peygamber Aleyhisselatu Vesselam. Mehdi as geldiğinde yerin altındaki bütün hazineyi tepe gibi yığacakda kimse dönüpte yüzüne bakmayacak. Çünkü dünyada sadece Allahlık olanlar kalacak dünyalıklar hepsi gidecek. Hikaye: Musa Peygamber Tur dağına giderken bir kayanın üstünde bir çıplak adam otururmuș.Yalnız bir peștemal var üzerinde örtülü. O adam Musa Peygamberi görünce demiș ki: “ Ya Musa Rabbine söyle bir parça bana da nazar etsin. 4 Sufi-Zentrum Rabbaniyya Benim bu dünyadan nasibim iște bu avret yerlerimi içinde gizlediğim bu bir parça bez var” demiș ” bașka bir șey yok.” Oturuyor o kayanın üstünde. Bunun üzerine Musa Peygamber Cenabı Hak ilen kelam söyleștikten sonra o kimse aklina gelmiș: “ Ya Rabbi her seyi bilen Sensin. Lakin o kulun bana bunu ısmarladi bir parça dünyalık istiyor. _“Ya Musa! O kuluma söyle o üstünde oturduğu kayadan insin altını kazsın orada define var” demiș Cenabi Hak Musa Peygambere. Musa as gelip bunu o adama söylediğinde o adam o çıplak kayanin üzerinde cıplak oturuyor, sevinmiș. Hemen oradan inip sivri bir șeylerle orayı bir parça eșince bakmıș az bir derinlikte koca bir define çıkmıș. Hasılı kelam Șimdi hz Mehdi as zamanında yerin altında ne kadar gizli saklı hazine varsa onları gözeten Çinniler getirip tepe gibi yığacaklar hepsini isteyen istediği kadar alsın. Bir kimse çıkar diyor Peygamber as. Her mahalleden bir Tellal çıkar ve bağırır: “ kim ne kadar altin istiyorsa gelsin alsın“ diyrekten her mahalleden bir Tellal çıkar ve ilan eder. Bir tek adam gelir. Bir tek adam çıkar ve “gideyim bakayım. Bu kadar çağırdıklarına göre kısmette ne var gidip alayım“ diye bir tek adam çikarmıș meydana. Peygamber hadisi bu. Efendimiz Aleyhiselatu Vesselam anlatıyor. Yolda giderken, șimdi bu hükümet para dağıtıyorum dese gece uyumayacak kimse yolda inci gibi dizilecek. Altın değil bu kağıt paraya dizilir insanlar yollara. Șimdi o kimsede bakmıș Tellarlar çağırıyor „gelsin herkes alsın istediği kadar alsın“ düșmüș yola. Neticede yolda giderken bakacak o kimse yollar tenha kendinden bașka kimsecikler yok. Diyecek ki: „herhalde ben erken davrandım da onun için yollarda kimseler yok.“ Gider oraya orda bir kimse vardır orda duruyor. „ben altın almaya geldim“ dediğinde o kimse diyecekki „iște altın orda. İstediğin kadar al.“ _ sana adımı söyleyeyimde ismimi yazasın -yok gerekmez. _ belki alacağım miktarı not edersin _ hiç gerekmez, al ne kadar istersen Bize șimdi burada hükümet 5 kuruș verecek olsa karșılığında anamızın nikahını ister. O vakitde yok. 5 Sufi-Zentrum Rabbaniyya O kimse bunun üzerine eșeğini çeker o altın tepesinin önüne ne kadar heybesi varsa yığma doldurur. Lakin eșek yerinden kalkamaz ağırlıktan bunun üzerine heybeden boșaltmaya bașlar ki eșek yürüsün. Tellal: „aldınmı“ der. „aldım“ „hadi öyleyse yürü git“. Yolda giderken diyor Efendimiz as. o kimsenin kalbine bir pișmanlık gelir. „yaHu. Benden arsızı yok. Bak kimse gelipte o altından isteyen oldumu. Ne arsız adammıșsın sen. Kimse almadı sen niye aldın git çabuk gerisin yerine ver“ diye o adamın kalbine verir Allah. O kimse geri döner der ki: „ben geldim.“ „Ne için geldin“ der bekçi. „Bunları tekrar oraya iade etmek için geldim.“ „yoook. Burdan verilen geri alınmaz.“ Gönderir geri diyor. İște böyle altın yığacak altın yığacak gözüde doyacak aklıda doyacak hırsı sıfıra inecek. Șimdiki insanların dünya hırsı rekor kırıyor. Birbiriyle yarıștadır insanlar dünya hırsında köșe dönmece oynuyorlar birbirlerine çelme takıp kim daha çabuk köșeyi dönecek ona bakıyorlar. Dünya hısi batırdı milleti berbat etti. Onun için Hz Mehdi as geldiğinde dünya hırsı sıfıra iner. Dünya hırsı sıfırlandımı kavga mavga kalmaz insanlar arasında biter. Dünya huzur ve sulh devresine girer. Bana soruyorlar dünya nasıl huzur bulur? İnsanlarin ne zaman hırsı sıfıra inerse insanlarda dünyada huzur görür yoksa göreceği ateștir. Çok soğuk bir kıș gününde Nasreddin hocanın kapısinin önünde bir patırtı gürültü kopmuș. Hoca soğuktan yorganı üzerine attığı gibi așağıya koșmuș ne var diyrekten. Kapınin önüne gelince sırtından yorganı kaptikları gibi kaçmıșlar. Hoca kalmıș öyle soğukta. Hemen eve girip çıkmıș yukarıya. Hatunu sormuș: „ne oldu öyle birden ses seda kesildi kavga ne içindi“ demiș. „kavga bizim yorgan içindi“ demiș Hoca. „yorgan gidince kavgada bitti.“ 6 Sufi-Zentrum Rabbaniyya Dünyaya barıș ne vakit gelir? İnsanlardan dünya hırsı ne vakit gider o vakit barıș gelir kavgada gürültüde biter. Altını tepeleme yığsan kimse dönüpte bakmaz. _„ yaHu. Al! _Almam. _Al yaHu. Ne güzel çil çil altın. _Almıyorum lan zorlamı! İște bu! Yetișir bu kadar!
MEHTER / TASAVVUF MÜZİK
SİTE HARİTASI
SAAT
Üyelik Girişi