CEMAZİYEL -EVVEL HAKİKAT DAMLASI
HADİS-İ ŞERİF IŞIĞINDA AHİRZAMAN “Siz öyle bir zamanda yaşıyorsunuz ki sizden biriniz emrolunduğu şeylerin onda birini terk etse helâk olur. Sonra öyle bir zaman gelecek ki sizden kim emrolunduğu şeyin onda birini yapsa kurtulur.” (Tirmizî, Fiten, 79/2267) “Öyle bir zaman gelecek ki o zaman şu üç şeyden daha kıymetli birşey olmayacaktır: Helal para, can u gönülden arkadaşlık yapılacak bir kardeş ve kendisiyle amel edilecek bir sünnet.” (Heysemî, I, 172) “Öyle bir zaman gelecek ki, kişi helâlden mi haramdan mı kazandığına aldırmayacak!” (Buharî, Büyû; 7) Ebu Said el-Hudrî’den rivayet edildiğine göre Rasûlullâh -sallallâhu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: “Aranızda öyle bir grup ortaya çıkacaktır ki, namazınızı onların namazları, oruçlarınızı onların oruçları ve diğer amellerinizi de onların amelleri yanında az göreceksiniz. onlar Kur’ân okurlar, fakat okudukları boğazlarından aşağı geçmez. onlar okun yaydan çıktığı gibi dinden çıkarlar...” (Buhârî, Fedâilü’l-Kur’ân, 36) “Öyle bir zaman gelecek ki okuma meraklı kurrâ çoğalacak; fakîhler ise azalacak ve bu sûretle ilim çekilip alınacak. Daha sonra öyle bir zaman gelecek ki insanların okudukları boğazlarından aşağı geçmeyecek.” (Hakim, Müstedrek, V, 504) “Şiddetli bir şekilde yaklaşan fitne sebebiyle vay insanların hâline. İnsanlar mü’min olarak sabahlar da akşam kâfir oluverirler. İnsanlar dinlerini küçük dünya menfaati karşılığı değiştiriverirler. İşte öyle zamanda dinlerinde sâbit kalabilenler ellerinde kor ateşi tutanlar gibidirler.” (Ahmed İbn Hanbel, Müsned, II, 390; Ayrıca bkz. Müslim, İman 186; Tirmizi, Fiten 30, (2196) “Öyle bir zaman gelecek ki bütün insanlar ribâ ile iş yapacak. Ondan sakınanlar dahi tozuna bulaşmak durumunda kalacaklar.” (Nesâî, Büyû 2; İbnu Mâce, Ticârât 58; İbn Hanbel, Müsned, IV, 494; Beyhakî Sünen, IV, 275) “Öyle bir zaman gelecek ki doğru söyleyenler yalanlanacak, yalancılar ise doğrulanacak. Güvenilir kimseler hain sayılacak, hâinlere güvenilecek. İnsanlardan şâhidlik etmeleri istenmediği halde şâhidlik edecekler, yemin etmeleri istenmediği halde yemin edecekler,” (Taberâni, XXIII, 314) “Öyle bir zaman gelecek ki insanlar iyiliği özendirmeyecek, kötülükten de sakındırmayacaklar.” (Heysemî, Mecmauz-zevâid, VII, 280) Rasûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem- buyurdular ki: “Muhakkak ki insanlar üzerine öyle bir zaman gelecek ki, o vakit kişi altından sadaka ile (çarşı Pazar) dolaşır da bunu kendisinden sadaka olarak kabul edecek tek kişi bulamaz. O zaman, tek bir erkeğe kırk tane kadının tâbi olduğunu ve kadınların çokluğu ve erkeklerin azlığı sebebiyle ona sığındıklarını görürsün.” (Buhari, Zekât 9; MüsIim, Zekat 59) “Ben sizin dünya hırsıyla birbirinizle kapışmanızdan, birbirinizi katletmenizden ve sizden öncekiler gibi helâk olup gitmenizden korkuyorum.” (Müslim, Fezâil 31) “…Ben asıl sizin dünyayı elde etmek için birbirinizle kapışıp kavga etmenizden korkuyorum.” (Buhârî, Cenâiz 71, Menâkıb 25, Megâzî 27, Rikâk 7, 53; Müslim, Fezâil 30) Hz. Sevban radıyallahu anh anlatıyor: “Rasûlullâh -sallallâhu aleyhi ve sellem- buyurdular ki: “–Size çullanmak üzere, yabancı kavimlerin, tıpkı sofraya çağrışan yiyiciler gibi, birbirlerini çağıracakları zaman yakındır.” Orada bulunanlardan biri: “–O gün sayıca azlığımızdan mı bu durum başımıza gelecek?” diye sordu. “–Hayır, bilakis o gün siz çok olacaksınız. Lakin sizler bir selin getirip yığdığı çer-çöpler gibi hiçbir ağırlığı olmayan kimseler durumunda olacaksınız. Allah, düşmanlarınızın kalbinden size karşı korku duygusunu çıkaracak ve sizin kalplerinize zaafı atacak!” buyurdular. “–Zaaf da nedir ey Allah’ın Rasûlü?” denildi. “–Dünya sevgisi ve ölüm korkusu!” buyurdular.” (Ebu Davud, Melahim 5/4297) Ebu Ümeyye eş-Şa’bani anlatıyor: “Ey Ebu Sa’lebe dedim, şu ayet hakkında ne dersin?” (Mealen): “Ey iman edenler! Siz kendinize bakın. Siz doğru yolda oldukça, sapıtmış olanlar size zarar vermez.” (Maide 105) Bana şu cevabı verdi: “Gerçekten bunu, iyi bilen birine sordun. Zira ben aynı şeyi Rasûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem-’a sormuştum. Demişti ki: “Ma’rufa sarılın, münkerden de kaçının! Ne zaman uyulan bir cimrilik, takip edilen bir hevâ, (dine, ahirete) tercih edilen dünyalık görür, rey sahiplerinin (selefi dinlemeden) kendi reylerini beğendiklerini müşahade edersen, o zaman kendine bak. İnsanlarla uğraşmayı bırak. Zira (bu safhaya gelince) arkanızda sabır günleri var demektir. O günler avuçta ateş tutmak gibi (sıkıntılı)dır. O günlerde, sizin kadar amel yapabilen bir kimseye elli kişinin ecri verilecektir.” (Ebu Davud, Melahim 17/4341); Tirmizi, Tefsir, 5/3060); İbnu Mace, Fiten 21) Rasûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem- buyurdular ki: “-İnsanlar öyle günler görecek ki, katil niçin öldürdüğünü, maktul de niçin öldürüldüğünü bilemeyecek.” “-Bu nasıl olur?” diye soruldu. Şu cevabı verdi: “-Herçtir! Öldüren de ölen de ateştedir.” (Müslim, Fiten 56) Zübeyr İbnu Adiy rahimehullah anlatıyor: “Hz. Enes İbnu Mâlik radıyallahu anh’ın yanına girdik. Haccâc’ın bize yaptıklarını şikayet ettik. “-Sabredin, buyurdu. Zira öyle günlerle karşılaşacaksınız ki, her yeni gün, gidenden daha kötü olacak. Bu hal Rabbinize kavuşuncaya kadar devam edecek. Ben bunu, Rasûlunüz -sallallâhu aleyhi ve sellem-’den işittim.” (Buhari, Fiten 6; Tirmizi, Fiten 35/2206) Hz. Huzeyfe radıyallahu anh anlatıyor: “Rasûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem- birgün: “-Bana kaç müslüman olduğunu sayıverin” buyurdular. Biz: “-Ey Allah’ın Rasûlü! Bizim sayımız altı-yediyüze ulaşmış olduğu halde, hakkımızda korku mu taşıyorsunuz?” dedik. “-Siz bilemezsiniz, (çokluğunuza rağmen) imtihan olunabilirsiniz!” . Gerçekten öyle (belaya maruz kalıp) imtihan olunduk ki, içimizden namazını gizlice kılanlar oldu.” (Buhari, Cihad 181; Müslim, İman 235) Abdullah ibn-i Ömer -radıyallâhu anh- tarafından rivayet edilmiştir. Rasûlullâh –sallâllâhu aleyhi ve elem- bize yönelerek şöyle buyurdu: “Ey Muhacirler cemâati! Beş şey vardır ki, onlarla mübtelâ olacağınız zaman Ben sizlerin o şeylere erişmenizden Allâh’a sığınırım. Onlar şunlardır: 1- Bir milletin içinde zina, fuhuş ortaya çıkıp nihayet o millet bu suçu alenî olarak işlediğinde, mutlaka içlerinde taun hastalığı ve onlardan önce gelip-geçmiş milletlerde vuku bulmamış hastalıklar yayılır. 2- Ölçü ve tartıyı eksik yapan her millet mutlaka kıtlık, geçim sıkıntısı ve başlarındaki hükümdarların zulmü ile cezalandırılırlar. 3- Mallarının zekâtını vermekten kaçan her millet mutlaka yağmurdan menedilir (kuraklık cezası ile cezalandırılır) ve hayvanları olmasa (Allâh hayvanlara acımasa) onlara yağmur yağdırmaz. 4- Allâh’ın ahdini (emirlerini) ve Rasûlün sünnetini terk eden her milletin başına mutlaka Allâh kendilerinden olmayan düşmanı musallat eder ve düşman o milletin elindeki-avucundakilerin bir kısmını alır. 5- İmamları (yâni devlet adamları) Allâh’ın Kitabı ile amel etmeyip Allâh’ın indirdiği hükümlerden işlerine geleni seçtikçe Allâh onların hesabını kendi aralarında görür.” (İbn-i Mâce, Fiten, 22) Rasûlullah sallallahu aleyhi veselem şöyle buyurdu: “Fırat nehrinin suyu çekilip, aktığı yatakta bulunan bir altın dağı meydana çıkmadıkça ve kurtulup kazanan ben olayım diye birbiriyle çarpışan her yüz kişiden doksan dokuzu ölmedikçe kıyamet kopmaz.” (Buhârî, Fiten 24; Müslim, Fiten 29. Ayrıca bk. İbni Mâce, Fiten 25) Diğer bir rivayet ise şöyledir: “Pek yakında Fırat nehrinin suyu çekilerek aktığı yatakta bir altın hazinesi meydana çıkacaktır. O günü gören kimse, o hazineden kesinlikle bir şey almasın.” (Buhârî, Fiten 24; Müslim, Fiten 29-32. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Melâhim 13; Tirmizî, Sıfatü’l-cenne 26) “Nefsim kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki kişi bir kabre uğrayıp üzerine abanarak: ‘Keşke bu kabrin içinde ben olsaydım’ demedikçe kıyamet kopmaz. Hâlbuki bu sözü ona söyleten din değil, belâ olacaktır.” (Buhârî, Fiten, 22; Müslim, Fiten, 53-54) Öyle bir zamanın geleceği, insanların kalblerinin dünya sevgisi ile dolacağı, cihadı zarar olarak görüp zekat vermeyi altından kalkılması zor bir borç olarak görecekleri bildirilir. (Ali el-Müttaki, Kenz, III, 236/6322) Rasûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem- buyurdular ki: “-Beni İsrail üzerine gelen şeyler, aynıyla ümmetimin üzerine de gelecektir. Öyle ki onlardan aleni olarak annesine gelen olmuşsa, ümmetimden de bu çirkin işi mutlaka yapan olacaktır. Nitekim, Beni İsrail yetmişiki millete (dine, fırkaya) bölünmüştü. Benim ümmetim de yetmişüç millete bölünecektir. Bunlardan bir tanesi hariç hepsi ateştedir.” “-Bu fırka hangisidir?” diye soruldu. “-Benim ve ashabımın üzerinde olduğu şeyden ayrılmayanlardır!” buyurdular.” (Tirmizi, İman 18/2641) Rasûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem- buyurdular ki: “Ümeranız hayırlı olanlarınızdan iseler, zenginleriniz sehâvetkâr kimselerse, işlerinizi aranızda müşavere ile hallediyorsanız, bu durumda yerin üstü (hayat), altından (ölümden) hayırlıdır. Eğer ümeranız şerirlerinizden, zenginleriniz cimri ve işleriniz kadınların elinde ise, yerin altı üstünden, (ölmek yaşamaktan) daha hayırlıdır. (Çünkü artık dini ikame imkanı kalmaz).” (Tirmizi, Fiten 78/2266) Rasûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem- birgün: “-Gençlerinizin fıska düştüğü, kadınlarınızın azdığı zaman haliniz ne olur?” diye sormuştu. (Yanındakiler hayretle): “-Ey Allah’ın Rasûlü, yani böyle bir hal mi gelecek?” dediler. “-Evet, hatta daha beteri!” buyurdu ve devam etti: “-Emr-i bi’l-ma’rufta bulunmadığınız, nehy-i ani’l-münker yapmadığınız vakit haliniz ne olur?” diye sordu. (Yanındakiler hayretle:) “-Yani bu olacak mı?” dediler. “-Evet, hatta daha beteri!” buyurdular ve sormaya devam ettiler: “-Münkeri emredip, ma’rufu yasakladığınız zaman haliniz ne olur?” (Yanında bulunanlar iyice hayrete düşerek): “-Ey Allah’ın Rasûlü! Bu mutlaka olacak mı?” dediler. “-Evet, hatta daha beteri!” buyurdular ve devam ettiler: “-Ma’rufu münker, münkeri de ma’ruf addettiğiniz zaman haliniz ne olur?” (yanindeki Ashab:) “-Ey Allah’ın Rasûlü! Bu mutlaka olacak mı?” diye sordular. “-Evet, olacak!” buyurdular.” (Heysemi, Mecma’u’z-Zevaid, VII, 281) Rasûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem- buyurdular ki: “İnsanların dünyaca en bahtiyarını âdi oğlu âdiler teşkil etmedikçe Kıyamet kopmaz.” (Tirmizi, Fiten 37/2209) Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: “Rasûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem-, yanındaki cemaate konuşurken, bir adam gelerek: “-Ey Allah’ın Rasûlü! Kıyamet ne zaman kopacak?” dedi. Sallallâhu aleyhi ve sellem- konuşmasına devam etti, sözlerini bitirdiği vakit: “-Sual sâhibi nerede?” buyurdular. Adam: “-İşte buradayım ey Allah’ın Rasûlü!” dedi. Sallallâhu aleyhi ve sellem-: “-Emanet zâyi edildiği vakit Kıyameti bekleyin!” buyurdular. Adam: “-Emanet nasıl zâyi edilir?” diye sordu. Efendimiz: “-İş, ehil olmayana tevdi edildi mi Kıyamet’i bekleyin!” buyurdular.” (Buhari, İlm 2, Rikâk 35) Hz. Ali radıyallahu anh anlatıyor: “Rasûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem- birgün: “Ümmetim onbeş şeyi yapmaya başlayınca ona büyük belanın gelmesi vâcip olur!” buyurmuşlardı. (Yanındakiler:) “Ey Allah’ın Rasûlü! Bunlar nelerdir?” diye sordular. Sallallâhu aleyhi ve sellem- saydı: -Ganimet (yani milli servet, fakir fukaraya uğramadan sadece zengin ve mevki sahibi kimseler arasında) tedavül eden bir metâ haline gelirse, -Emanet (edilen şeyleri emânet alan kimseler, sorumlu ve yetkililer, memurlar) ganimet (malı yerini tutup, yağmalayıp nefislerine helal) kıldıkları zaman, -Zekât (ödemeyi ibadet bilmeyip bir angarya ve) ceza telâkki ettikleri zaman. -Kişi annesinin hukukuna riayet etmeyip, kadınına itaat ettiği; -Babasından uzaklaşıp ahbabına yaklaştığı; -Mescidlerde (rıza-yı ilâhi gözetmeyen husûmet, alış-veriş, eğlence ve siyâsiyâta vs. müteallik) sesler yükseldiği zaman. -Kavme, onların en alçağı (erzel) reis olduğu; -(Devlet otoritesinin yetersizliği sebebiyle tedhiş ve zulümle insanları sindiren zorba) kişiye zararı dokunmasın diye hürmet edildiği; -(Çeşitli adlarla imal edilen) içkiler (serbestçe) içildiği; -İpek (haram bilinmeyip erkekler tarafından) giyildiği; -Çeşitli adlar altında şarkıcı kadınlar ve çalgı aletleri edinildiği; -Bu ümmetin sonradan gelen nesilleri, önceden gelip geçenlere (çeşitli ithamlar ve bahanelerle) hakâret ettiği zaman artık kızıl rüzgârı, (zelzeleyi), yere batışı (hasfı) veya suret değiştirmeyi (meshi) (veya gökten taş yağmasını, (kazfi) bekleyin.” (Tirmizi, Fiten 38/2210) Mikdam bin Ma’dikerb’in bir hizmetçisi vardı, süt satardı, Mikdam da karşılığında para alırdı. Ona: “-Sübhanallah, süt satıp para mı alıyorsun?” dediler. O da: “¬-Evet, bunda ne var ki? Ben Rasûlullâh -sallallâhu aleyhi ve sellem-’in şöyle dediğini duydum: “-İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelecek ki o vakit dinar ve dirhemden başka bir şey fayda vermeyecek!” dedi. (Ahmed bin Hanbel, IV, 133) “Sizin üzerinize öyle bir zaman gelecek ki o vakit siz, iyilikleri emretmeyen ve kötülükleri yasaklamayan kimselerin en hayırlı kişiler olduğunu düşünürsünüz.” (Ali el-Müttaki, Kenz, III, 686/8462) Rasûlullâh -sallallâhu aleyhi ve sellem-: “-İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelecek ki o vakit müminin kalbi tuzun suda eridiği gibi eriyecek!” buyurdu. “-Niçin eriyecek yâ Rasûlallah?” diye sorulduğunda: “-Kötülükleri görüp de onları değiştirmeye güç yetiremediği için” buyurdu. (Ali el-Müttaki, Kenz, III, 686/8463) Rabbim Bizleri Uyananlardan Eylesin İnşAllah.

YENİ DEVİR

 Euzubillahimineșșeytanirracim Bismillahirrahmanirrahim La havle vela kuvvete illa billahil aliyyül aziym Destur ya Seyyidi ya Mevlana ya Ricalallah! Destur ya Sultan ul Evliya Allahın Adı ile selamlayalım ve Selamaleykum diyelim Zikir: Selamaleykum aleykumselam ya Muhammed Aleykesselam... Ey insanlar, kim ki, selam verdiği vakit Allahın Adını kullanır, onunda, selamı alan kimsenin de üzerine İlahi Eman okyanuslarından hıfz, koruma ve rahmet iner onları kuşatır. Onun için Rahmet ve merhamet sahibi Allahın adıyla söyleyelim ki, Allah mazlumların üzerinden zalimleri artık alsın. Dünyayı ve insanlığı rahmet ve merhametiyle kușatsın insanlara ve dünyaya huzur gelsin. Allah bütün bu alemleri rahmetiyle kușatmıștır. Hiç bir șey Onun rahmet ve merhametinin dıșında değildir. »Aziz ve celil olan Allah semâvat ve arzı yarattığı gün, yüz rahmetde beraberinde yaratmıştır. Bunlardan sadece birini arza indirmiştir” buyurdu Resulullah aleyhissalâtu vesselam șerefle onun için. İşte bu tek bir Rahmet sayesinde bir anne çocuğuna karşı şefkat duyar, hayvanlar, kuşlar birbirlerine şefkat duyarlar. Lakin bu tayin edilen 100 rahmetten sadece bir rahmettir geri kalan doksandokuz rahmeti Allah, Kıyamet günü için Kendine saklamıştır. Kıyamet gününde onları bu rahmetle yüze tamamlayacak.« 2 Sufi-Zentrum Rabbaniyya Bir gün Resulullah Aleyhissalatu Vesselam Efendimiz bir kavme uğradı. »Siz kimsiniz?« diye sordu. »Bizler inananlarız, müslümanlarız!« dediler. O sırada bir kadın tandırına yakacak atmakla meşguldü ve yanında bir oğlu vardı. Tandırın alevi yükselince kadın tehlikeli olmasın deye çocuğu ateşin ordan uzaklaştırdı. Sonra kadın, Resülullah aleyhissalâtu Vesselam›ın yanına geldi ve: »Sen Allah Resulüsün öyle mi?« dedi. Aleyhissalâtu vesselam: »Evet!« deyince, »Ya Resulallah, Allah merhametli olanların en merhametlisi değil mi?« dedi. «Evet!« » Peki Allah›ın kullarına olan rahmeti, annenin yavrusuna olan merhametinden daha fazla değil mi?« Aleyhissalâtu vesselâm yine: »Elbette!« buyurdu. Kadın şaşırdı: » Ya Resulallah! « dedi. »Bir anne çocuğunu asla ateşe atmaz! Kullarına daha merhametli olan Allah kullarını nasıl cehenneme atar?« dedi. Bunun üzerine Aleyhissalatu vesselâm ağlayarak başını eğdi. Sonra başını kadına doğru kaldırarak: “ey kadın” dedi. “Ateşe sadece ateși sevenler girecektir herkes sevdiğiyle olacak« diye cevap verdi. Ey insanlar! Dinleyin ve anlayışınızı düzeltin. En son Mevlid i Şerif ayından itibaren artık devir değişmiştir. Öyle yeni bir devir girmiştir ki, böyle devri dünya görmedi. Evet Levhi Mahfuzu seyredebilen Evliyalardan bize yetişen haberde son Nebi ayından itibaren yeni bir kapitel açılmıştır hiç bir şey eskisi gibi olmayacaktır. Subhanallah! Allah ilen arası iyi olmayan bu yeni devri göremez. Allah ilen aranızi düzeltin ey insanlar düzeltin ki dünyanız da ahiretinizde mamur olsun. Cennet olsun. Gelelim size, ey Kutsallar! Hangi dine mensubsanız o dinin ey Din büyükleri! Sizler de söyleyin Allah ilen aranız nasıldır? Yakınmıdır uzakmıdır? Başka türlü soralım, borsadan ne haber? Siz de Borsayı her gün takip edermisiniz? Borsada ne kadar hisseleriniz var? Düşermi Çıkarmı? Hisseleriniz değer kaybettiğinde ne hissediyorsunuz? Tatlı bir hismi gelen acı bir hismi? Borsayı takip etmekten İlahi Haberleri takip etmeye vaktiniz oluyormu? İşittiğimiz kadariylan Dünya borsaları krizdeymiş alternatif olarak Ahiret borsasına da bir yatırım yapmayı hiç düşündünüzmü? Ey Kutsallar din büyükleri size Son bir sual cevap verin: Dünyaya yakın olan ahirete ne kadar 3 Sufi-Zentrum Rabbaniyya Dunya Borsalarıylan arası iyi olanın Allah ilen arası ne kadar iyidir? Söyleyin! Hayır! Manevi kuvvet ve izin sahibi kimse şüphesiz Allah ilen arası yakın olacaktır. Yoksa Allahın açtığı kapattığı devirlerden kapılardan nasıl haberi olacak? İlahi Sır İlahi Huzura yakındakine açılır uzaktakine değil. Söyleyin, Allah nasıl bir kapitel açmıştır insanlığa? Size inananlara, yolunuzdan ardınızdan gidenlere siz gökyüzünden ne haberler verirsiniz? Yahut hiç haber verdiğiniz varmıdır? Misal: Tv lerde bazı kimseler vardır, onlar kendilerini izleyenlere her gün gökyüzünden ertesi gün olabilecek bazı şeylerden haber verirler. Halbuki O kimselerin Allah ilen yakınlıkları hususunda bir iddiaları yoktur. Bazı beliren işaretleri fen bilgileri üzerinden birbirine toplar ve tefsir ederler. Yahut Denizlerden sorumlu, memur kimseler vardır. Denizcileri denizlerdeki fırtınalardan evvelden haberdar ederler. Yine Hastaları yakalanabilecekleri hastalıklardan haberdar eden hekimler var. Yine Ekonominin geleceğinden yahut içine gireceği krizden evvelden haber veren kimseler var. Herkes bu alemde tayin edildiği vazife üzerine işini yapıyor ve sorumluluğu altındakileri uyarıyor yahut haberdar ediyor gelecek değişiklilerden. Ya Sizden ne haber? Ey hahamlar ey rahipler ey Alimler ey mollalar! Siz de sizin yolunuzu izleyenlere gökyüzünden beliren emarelerden bir haber veriyormusunuz? Gayb ilmine ne kadar vakıfsınız? Bildiğinizden gördüğünüzden söylemezseniz sorumlusunuz. Susmayın ey kutsallar! Nasıl bir kapitel açılmıştır sizi sevenlere sayanlara anlatın. Anlatın yoksa sorumlu tutulacaksınız. Ey kendilerini en müslüman tek islam gören Vahhabiler! Ya sizden ne haber. Siz neye susuyorsunuz? Kuranı en iyi sizin anladığınızı söylüyorsunuz. Hadi ne anlayorsunuz söyleyin. Orada Cenabı Hak ”ey Habibim müjdele haberdar et” buyuruyor. Siz insanları ne ilen müjdeleyorsunuz nelerden haberdar ediyorsunuz? Tvlerde kelle kesmekten sokaklarda eşekler gibi bağırıp çağırmaktan her şeye haram demekten insanları islamdan korkutup kaçırmaktan başka ne işe yararsınız? Hayır ey vahhabiler verdiğiniz korkutucu ve kaçırıcı İslam resmi ilen siz asla Allah ilen arası iyi olan kimselerden olamazsınız. 4 Sufi-Zentrum Rabbaniyya Kitabtan ne anlayıpta söyleyeceksiniz göklerden ne işitipte haber vereceksiniz? Her gün her gece melekler üzerinize tükürsün. Belki arınırsınız. Ey insanlar! Dinleyin. . size gökyüzünde vuku bulan gelişmelerden haber verebilenlerden dinleyin. BüyükŞeyhimizden dinleyin ki yeryüzünde olacaklardan haberiniz hazırlığınız olsun. Gectiğimiz aydan itibaren Öyle bir devir girmiştir ki, bu yeni devirde hak sahibine hakkı teslim edilecektir. Haksızlıklar devri olan bir devir kapanmış hakları gaspedilenlerin haksızlığa uğrayanların haklarınin teslim edileceği İlahi adaletin hükmedeceği bir devirdir bu devir. Nitekim kutsal Kuran da Hak Teala hazretleri öyle buyuruyor: “Hak sahibinin hakkını ver!” Bu ayetin tecelli devridir giren devir mübarek olsun. Sevgi Kardeşlik birlik ancak adil bir düzende zuhur bulur. Haksızlığın olduğu yerde zulüm zulmün olduğu yerde nefret olur. 20 asır böyle bir asırdı. Bitti! Şükür. 21 asır asıl şimdi yeni girmiştir ve 21 asır hakkın ve adaletin kardeşlik ve muhabbetin hüküm süreceği bir devirdir mübarek olsun. Ey insanlar! Dinleyin ve anlayışınızı düzeltin. Allahın varlıkta en nefret ettiği şey zulümdür, yani haksızlık. Allah Celle Şanuhu niye kullarına zulmetsin? “Ben Nefsime bir tek şeyi yasak ettim o da zulmdür” buyuruyor Allah, zulmedermi? Nitekim “Rahmetim gazabımı geçti” buyuran Allahu Zül Celal yarattıklarına karşı nasıl merhamet ve muhabbet sahibi olduğuna isaret ediyor. Bütün kutsal kitaplarda, Allah adaletlen emrediyor ve haksızlıktan zulümden kullarını menediyor. Hakkı gözetmeyen ve insanların hakkını çiğneyip onlara zulmedenleri uyarıyor: “Başkalarının başına odun gibi inen bu dünyadan odun çıkar ve yanar dikkat” diyor. Cenabı Allah bu dünya alemini imtihan alemi kılmıștır bazı kimselere nüfus veriyor kuvvet veriyor hakimiyet veriyorsa denemek için veriyor. Ne yapacaklar bakıyor. Kuvvet ve iktidar ellerine verildiği takdirde ne iș yapacaklar, hakkı gözetecek, Allahın kullarına merhamet ve adaletle muamele edeceklermi yoksa etmeyeceklermi, Allah bakıyor. Adem aleyhisselamdan son Peygamber Muhammed aleyhisselatuvesselam efendimize kadar hepsi de: “Ey insanlar aranızda merhamet ve adaletle hükmediniz” buyurmușlardır. Lakin içinde yașadığımız zaman zalimler Firavunlar zamanı. Adalet ve merhameti ara da bul. Dünya zulüm kaynıyor. İnsanlar “Allah bu zulme niye müsaade ediyor” diyorlar. 5 Sufi-Zentrum Rabbaniyya YaHU kim söyledi Allah müsaade ediyor diye? Allah bu alemde de öteki alemde de her vakit adalet ve hakla hükmeder de sen göremiyorsun. Gördüğün insanların birbirine yaptıkları zulümlerdir Allahın insanlara zulmü değil. Bilmiyorsan sor. Sor ki öğrenesin: Hikaye: Bir gün Seyyidina Muhammed ASV Efendimiz Musa as`dan anlattı sahabesine. “Hz. Musa” diyor “bir gün Allah’tan zahirde anlaşılması zor olan bazı adil uygulamalarını kendisine göstermesini diledi.” ”Ya Rabbi! Bazı insanlar zalimin yaptığı yanına kalıyor sanıyorlar. Halbuki Senin adaletin eninde sonunda gerçekleşmekte, zalim zulmünün karşılığını mutlaka bir sebeple görmektedir. Bana gerçekleşen bu adaletinin bir örneğini göster ki, onu insanlara anlatayım da kimse Sana ve insanlara zulüm ve haksızlık yapma cesareti bulamasın kendinde. Eninde sonunda zulmünün karşılığını göreceğini anlasın herkes.” Rabb’imiz: - “Ya Musa” dedi. “Sahrada dört yolun kesiştiği yerdeki çalılıkta saklanarak çeşme başında cereyan edecek olayları seyret. Seyret de gör bakalım zalim, haksız nasıl eninde sonunda zulmünün, haksızlığının karşılığını görmektedir...” Musa Aleyhisselam, tarif edilen yerdeki ağaçların arasına gizlenerek karşıdaki çeşme başında yolcuların yaşayacağı olaylara bakmaya başlar. İlk olarak bir atlı gelir çeşmenin başına. Atından iner, üzerindeki heybesini alıp ağacın gölgesinde oturup yemeğini yer, suyunu içer, Sonra içinde altınları bulunan heybesini orada unutarak atına binip uzaklaşır. Onun hemen arkasından ikinci bir yolcu gelir, çeşmeden suyunu içer, etrafa bakarken ağacın dibinde bir heybe görür. Kaptığı gibi heybeyi gözden kaybolur. Onun arkasından iki gözü de görmeyen üçüncü bir yolcu gelir, o da eğilerek çeşmeden suyunu içer. Bir kenara çekilerek şöyle birazcık dinlenmek isterken heybenin sahibi ilk yolcu atıyla çıkagelir, öfkeyle heybesini aramaya başlar. Yaşlı bir adamdan başka da kimseyi görmeyince: ”Burada unuttuğum heybemi sen alıp sakladın, ya paramı verirsin yahut da canını!..” der. İhtiyar: “Ben iki gözü de görmeyen bir adamım. Senin heybenin nerede olduğunu ne bileyim!.. “ 6 Sufi-Zentrum Rabbaniyya İhtiyar böyle diyerek sert karşılık verince, atlının öfkesi başına sıçrar: ”Bu yaşta beni mi kandıracaksın?” diyerek bir vuruşta ihtiyarı yere serer, ölümüne sebep olur. Hemen atına atlayıp oradan uzaklaşır. Bunları bulunduğu yerden seyreden Musa Aleyhisselam: ”Ya Rabbi, der, “Bu atlının içi para dolu heybesini arkasından gelen genç bir yolcu alıp gitti, cezayı ise ondan sonra gelen yaşlı adam çekti. Adalet neresinde bunun?..” Rabb’imiz şöyle hitap eder: ”Ya Musa! İnsanlar böyledirler işte. Hep hadiselerin dışına bakarlar, içindeki kaderin adaletini çoğu zaman göremezler. Burada herkes geçmişte yaptığının karşılığını gördü” diyerek işin geçmişini şöyle açıklar: ”Para dolu heybesini çeşmenin başında unutan atlı, vaktiyle yanında çalıştırdığı fakir bir adamın hakkını vermedi, yoksul adamın hakkı kaldı üzerinde... İşte heybeyi alıp giden genç yolcu, o yoksul adamın çocuğudur. Aldığı para babasının hakkı olan paraydı. Onu alıp gitti. Böylece kaderin adaleti yerini bulmuş, çocuk babasının verilmeyen hakkını alıp gitmiş oldu.” Ölen ihtiyara gelince: ”O da astığı astık, kestiği kestik denecek derecede zalimin biriydi... Nice kavgalara, zulümlere karışmış, yaptığı hep yanına kalmıştı. Son olarak da atlının babasını öldürmüş, yaptığı yanına kaldı sanmıştı. Nihayet atlı da geldi, parasını aldı zannıyla babasını öldüren adamı bir vuruşta öldürdü, tıpkı onun da babasını bir vuruşta öldürdüğü gibi.” Bundan sonra Rabb’imiz Hazreti Musa’ya şöyle hatırlatmada bulunur: ”Ya Musa! öyle kullarıma, hikmetini bilemedikleri olaylara itiraz yollu bakmasınlar. Bilsinler ki, bir yapana bir başka yapan çıkacak, kimsenin yaptığı zulüm, haksızlık yanına kalmayacak, kaderin adaleti eninde sonunda yerini bulacaktır. Atlı adamın çalıştırdığı işçisinin hakkını sonunda heybe dolusu parayla ödediği gibi, babasını bir vuruşta öldüren adamı da kendisi bir vuruşta aynı şekilde öldürdüğü gibi... Onun için büyüklerimiz demişler ki: »Hak Teala bir kulun hakkını bir başka kul ile alır; bilmeyen gafil onu kul kendi yaptı sanır!« Allahın hikmetinden, ne işi ne diye yaptığından sual olunmaz derler. Neden? Çünkü Büyüğün işlerine küçüklerin aklı yetişmez, onun için. Biz her işi kendi küçük aklımıza göre tarttığımız için çoğu kereler hakkın dışına çıkıyoruz da farkında bile olmuyoruz. Her insan kendi aklina göre haklı olabilir lakin bir diğerinin aklına göre haksız çıkabilir, ne yapacağız? Bu iș akılla değil demek ki ölçüyle bir șablona bağlanmakla ancak çözülür bașka yolu yok. Altı yön ve beş duyu içerisine hapsedilmiş insan, kendi başına kendi aklıyla eğriyi doğrudan asla ayırd edemez çünkü eğri ve doğru için bir ölçü şablon lazımdır. Şablon onu yazan çizen olmadan olamaz. Bir hüküm koyucu olacaktır. Alemlerin Rabbi hem hüküm koyucu hem adildir. Herkesin hakkı onun yanında mahfuzdur ve kimsenin hakkını zayi etmez. Kişiler arasında fark gözetmez. Allaha güven, Allaha itimat et. 7 Sufi-Zentrum Rabbaniyya Bil ki, varlık alemine eşitlik değil adalet hükmetmektedir. Mesela mektepte adalet, her öğrencinin eşit olarak değil bilgi ve hak edişi doğrultusunda not almasını gerektirir. Adaletsizlik ve haksızlık ancak cahillik, güçsüzlük, makam sevgisi , egoism vb. gibi sıfatların ürünüdür. Halbuki Allah bu tür sıfatlardan münezzehtir. O ilim ve hikmet sahibidir. Her şeyi hakkıyla gözetir ve sevk eder. Lakin bunları yaparken hikmetlen yapar. Biz insanız ve hikmetlerden haberdar değiliz bu sebebten baktığımız resimlerde seyrettiklerimiz bize ayrı manalar ve yorumlar açabilirler. Biz bu bakıș açılarına göre manzara üzerinde yorumlar yaparız : bu haksızlık yahut haklılık diye. Hayır, ișin gerçek mahiyetini bilemedigğimiz sürece bizim kanaat ve düșüncemiz saf doğruyu temsil etmeyebilir yanılabiliriz. Çünkü manzarayı bütün yönleriyle arkası ve önüyle seyretmekten aciziz. Bu cihetten İlahi Hükümler ve ictihatlar vardır Peygamberler bize getirmișlerdir ki sahsi menfaatlere göre bir yorum yapmayalım haksızlıklara vesile olmayalım. Bu İlahi receteye göre Allah tüm kullarına bu dünyadaki hal ve tavırlarına göre öbür dünyada mükafat vereceğini buranın sadece bir tarla olduğunu ne ekersen onu biçeceğimizi söyler. Bu dünyada insan insanın tarlasıdır. Birbirileriyle olan geçimlerine göre Yaradan tarafından takdir yahut tekdir edileceklerdir. Allah herşeyi bilir ama insana özgür irade olarak seçim şansını her zaman vermiştir. Allah ın 99 esma-ül hüsnasından sonuncusu `Sabırlı`dır. Sabreden isyan etmeyen ve Allahtan umudunu kesmeyen bu dünyada hayırlı olan kimse ahirette mükafatını mutlaka alacaktır. Yüce yaratan insanı dünyaya imtihan için göndermiştir. Allah insana her durumda yardım etseydi, dünyaya yollayıp imtihan etmesine ne gereği kalacaktı? Misal: Matematik hocası seni imtihana tabi tutuyor, 10 adet soru soruyor ve soruları cevaplarken başında bekliyor, her yaptığın yanlış için seni engelliyor ve bu sayede hiç bir yanlış yapmıyorsun. Öyle ya bu durumda imtihan etmenin alemi kalmaz? Doğrudan 100 ver bana hoca dersin olur biter. Hayır! Olamaz! Ey insanlar dinleyin ve anlayışınızı düzeltin. Bu dünyada kimsenin yaptığı yanına kalmaz. Zulüm payidar olmaz. Hak sahibinin hakkının teslim edileceği devir girmiştir ne mutlu Hakkı tutan ve Hak ilen olmak isteyenlere!
MEHTER / TASAVVUF MÜZİK
SİTE HARİTASI
SAAT
Üyelik Girişi