CEMAZİYEL -EVVEL HAKİKAT DAMLASI
HADİS-İ ŞERİF IŞIĞINDA AHİRZAMAN “Siz öyle bir zamanda yaşıyorsunuz ki sizden biriniz emrolunduğu şeylerin onda birini terk etse helâk olur. Sonra öyle bir zaman gelecek ki sizden kim emrolunduğu şeyin onda birini yapsa kurtulur.” (Tirmizî, Fiten, 79/2267) “Öyle bir zaman gelecek ki o zaman şu üç şeyden daha kıymetli birşey olmayacaktır: Helal para, can u gönülden arkadaşlık yapılacak bir kardeş ve kendisiyle amel edilecek bir sünnet.” (Heysemî, I, 172) “Öyle bir zaman gelecek ki, kişi helâlden mi haramdan mı kazandığına aldırmayacak!” (Buharî, Büyû; 7) Ebu Said el-Hudrî’den rivayet edildiğine göre Rasûlullâh -sallallâhu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: “Aranızda öyle bir grup ortaya çıkacaktır ki, namazınızı onların namazları, oruçlarınızı onların oruçları ve diğer amellerinizi de onların amelleri yanında az göreceksiniz. onlar Kur’ân okurlar, fakat okudukları boğazlarından aşağı geçmez. onlar okun yaydan çıktığı gibi dinden çıkarlar...” (Buhârî, Fedâilü’l-Kur’ân, 36) “Öyle bir zaman gelecek ki okuma meraklı kurrâ çoğalacak; fakîhler ise azalacak ve bu sûretle ilim çekilip alınacak. Daha sonra öyle bir zaman gelecek ki insanların okudukları boğazlarından aşağı geçmeyecek.” (Hakim, Müstedrek, V, 504) “Şiddetli bir şekilde yaklaşan fitne sebebiyle vay insanların hâline. İnsanlar mü’min olarak sabahlar da akşam kâfir oluverirler. İnsanlar dinlerini küçük dünya menfaati karşılığı değiştiriverirler. İşte öyle zamanda dinlerinde sâbit kalabilenler ellerinde kor ateşi tutanlar gibidirler.” (Ahmed İbn Hanbel, Müsned, II, 390; Ayrıca bkz. Müslim, İman 186; Tirmizi, Fiten 30, (2196) “Öyle bir zaman gelecek ki bütün insanlar ribâ ile iş yapacak. Ondan sakınanlar dahi tozuna bulaşmak durumunda kalacaklar.” (Nesâî, Büyû 2; İbnu Mâce, Ticârât 58; İbn Hanbel, Müsned, IV, 494; Beyhakî Sünen, IV, 275) “Öyle bir zaman gelecek ki doğru söyleyenler yalanlanacak, yalancılar ise doğrulanacak. Güvenilir kimseler hain sayılacak, hâinlere güvenilecek. İnsanlardan şâhidlik etmeleri istenmediği halde şâhidlik edecekler, yemin etmeleri istenmediği halde yemin edecekler,” (Taberâni, XXIII, 314) “Öyle bir zaman gelecek ki insanlar iyiliği özendirmeyecek, kötülükten de sakındırmayacaklar.” (Heysemî, Mecmauz-zevâid, VII, 280) Rasûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem- buyurdular ki: “Muhakkak ki insanlar üzerine öyle bir zaman gelecek ki, o vakit kişi altından sadaka ile (çarşı Pazar) dolaşır da bunu kendisinden sadaka olarak kabul edecek tek kişi bulamaz. O zaman, tek bir erkeğe kırk tane kadının tâbi olduğunu ve kadınların çokluğu ve erkeklerin azlığı sebebiyle ona sığındıklarını görürsün.” (Buhari, Zekât 9; MüsIim, Zekat 59) “Ben sizin dünya hırsıyla birbirinizle kapışmanızdan, birbirinizi katletmenizden ve sizden öncekiler gibi helâk olup gitmenizden korkuyorum.” (Müslim, Fezâil 31) “…Ben asıl sizin dünyayı elde etmek için birbirinizle kapışıp kavga etmenizden korkuyorum.” (Buhârî, Cenâiz 71, Menâkıb 25, Megâzî 27, Rikâk 7, 53; Müslim, Fezâil 30) Hz. Sevban radıyallahu anh anlatıyor: “Rasûlullâh -sallallâhu aleyhi ve sellem- buyurdular ki: “–Size çullanmak üzere, yabancı kavimlerin, tıpkı sofraya çağrışan yiyiciler gibi, birbirlerini çağıracakları zaman yakındır.” Orada bulunanlardan biri: “–O gün sayıca azlığımızdan mı bu durum başımıza gelecek?” diye sordu. “–Hayır, bilakis o gün siz çok olacaksınız. Lakin sizler bir selin getirip yığdığı çer-çöpler gibi hiçbir ağırlığı olmayan kimseler durumunda olacaksınız. Allah, düşmanlarınızın kalbinden size karşı korku duygusunu çıkaracak ve sizin kalplerinize zaafı atacak!” buyurdular. “–Zaaf da nedir ey Allah’ın Rasûlü?” denildi. “–Dünya sevgisi ve ölüm korkusu!” buyurdular.” (Ebu Davud, Melahim 5/4297) Ebu Ümeyye eş-Şa’bani anlatıyor: “Ey Ebu Sa’lebe dedim, şu ayet hakkında ne dersin?” (Mealen): “Ey iman edenler! Siz kendinize bakın. Siz doğru yolda oldukça, sapıtmış olanlar size zarar vermez.” (Maide 105) Bana şu cevabı verdi: “Gerçekten bunu, iyi bilen birine sordun. Zira ben aynı şeyi Rasûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem-’a sormuştum. Demişti ki: “Ma’rufa sarılın, münkerden de kaçının! Ne zaman uyulan bir cimrilik, takip edilen bir hevâ, (dine, ahirete) tercih edilen dünyalık görür, rey sahiplerinin (selefi dinlemeden) kendi reylerini beğendiklerini müşahade edersen, o zaman kendine bak. İnsanlarla uğraşmayı bırak. Zira (bu safhaya gelince) arkanızda sabır günleri var demektir. O günler avuçta ateş tutmak gibi (sıkıntılı)dır. O günlerde, sizin kadar amel yapabilen bir kimseye elli kişinin ecri verilecektir.” (Ebu Davud, Melahim 17/4341); Tirmizi, Tefsir, 5/3060); İbnu Mace, Fiten 21) Rasûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem- buyurdular ki: “-İnsanlar öyle günler görecek ki, katil niçin öldürdüğünü, maktul de niçin öldürüldüğünü bilemeyecek.” “-Bu nasıl olur?” diye soruldu. Şu cevabı verdi: “-Herçtir! Öldüren de ölen de ateştedir.” (Müslim, Fiten 56) Zübeyr İbnu Adiy rahimehullah anlatıyor: “Hz. Enes İbnu Mâlik radıyallahu anh’ın yanına girdik. Haccâc’ın bize yaptıklarını şikayet ettik. “-Sabredin, buyurdu. Zira öyle günlerle karşılaşacaksınız ki, her yeni gün, gidenden daha kötü olacak. Bu hal Rabbinize kavuşuncaya kadar devam edecek. Ben bunu, Rasûlunüz -sallallâhu aleyhi ve sellem-’den işittim.” (Buhari, Fiten 6; Tirmizi, Fiten 35/2206) Hz. Huzeyfe radıyallahu anh anlatıyor: “Rasûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem- birgün: “-Bana kaç müslüman olduğunu sayıverin” buyurdular. Biz: “-Ey Allah’ın Rasûlü! Bizim sayımız altı-yediyüze ulaşmış olduğu halde, hakkımızda korku mu taşıyorsunuz?” dedik. “-Siz bilemezsiniz, (çokluğunuza rağmen) imtihan olunabilirsiniz!” . Gerçekten öyle (belaya maruz kalıp) imtihan olunduk ki, içimizden namazını gizlice kılanlar oldu.” (Buhari, Cihad 181; Müslim, İman 235) Abdullah ibn-i Ömer -radıyallâhu anh- tarafından rivayet edilmiştir. Rasûlullâh –sallâllâhu aleyhi ve elem- bize yönelerek şöyle buyurdu: “Ey Muhacirler cemâati! Beş şey vardır ki, onlarla mübtelâ olacağınız zaman Ben sizlerin o şeylere erişmenizden Allâh’a sığınırım. Onlar şunlardır: 1- Bir milletin içinde zina, fuhuş ortaya çıkıp nihayet o millet bu suçu alenî olarak işlediğinde, mutlaka içlerinde taun hastalığı ve onlardan önce gelip-geçmiş milletlerde vuku bulmamış hastalıklar yayılır. 2- Ölçü ve tartıyı eksik yapan her millet mutlaka kıtlık, geçim sıkıntısı ve başlarındaki hükümdarların zulmü ile cezalandırılırlar. 3- Mallarının zekâtını vermekten kaçan her millet mutlaka yağmurdan menedilir (kuraklık cezası ile cezalandırılır) ve hayvanları olmasa (Allâh hayvanlara acımasa) onlara yağmur yağdırmaz. 4- Allâh’ın ahdini (emirlerini) ve Rasûlün sünnetini terk eden her milletin başına mutlaka Allâh kendilerinden olmayan düşmanı musallat eder ve düşman o milletin elindeki-avucundakilerin bir kısmını alır. 5- İmamları (yâni devlet adamları) Allâh’ın Kitabı ile amel etmeyip Allâh’ın indirdiği hükümlerden işlerine geleni seçtikçe Allâh onların hesabını kendi aralarında görür.” (İbn-i Mâce, Fiten, 22) Rasûlullah sallallahu aleyhi veselem şöyle buyurdu: “Fırat nehrinin suyu çekilip, aktığı yatakta bulunan bir altın dağı meydana çıkmadıkça ve kurtulup kazanan ben olayım diye birbiriyle çarpışan her yüz kişiden doksan dokuzu ölmedikçe kıyamet kopmaz.” (Buhârî, Fiten 24; Müslim, Fiten 29. Ayrıca bk. İbni Mâce, Fiten 25) Diğer bir rivayet ise şöyledir: “Pek yakında Fırat nehrinin suyu çekilerek aktığı yatakta bir altın hazinesi meydana çıkacaktır. O günü gören kimse, o hazineden kesinlikle bir şey almasın.” (Buhârî, Fiten 24; Müslim, Fiten 29-32. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Melâhim 13; Tirmizî, Sıfatü’l-cenne 26) “Nefsim kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki kişi bir kabre uğrayıp üzerine abanarak: ‘Keşke bu kabrin içinde ben olsaydım’ demedikçe kıyamet kopmaz. Hâlbuki bu sözü ona söyleten din değil, belâ olacaktır.” (Buhârî, Fiten, 22; Müslim, Fiten, 53-54) Öyle bir zamanın geleceği, insanların kalblerinin dünya sevgisi ile dolacağı, cihadı zarar olarak görüp zekat vermeyi altından kalkılması zor bir borç olarak görecekleri bildirilir. (Ali el-Müttaki, Kenz, III, 236/6322) Rasûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem- buyurdular ki: “-Beni İsrail üzerine gelen şeyler, aynıyla ümmetimin üzerine de gelecektir. Öyle ki onlardan aleni olarak annesine gelen olmuşsa, ümmetimden de bu çirkin işi mutlaka yapan olacaktır. Nitekim, Beni İsrail yetmişiki millete (dine, fırkaya) bölünmüştü. Benim ümmetim de yetmişüç millete bölünecektir. Bunlardan bir tanesi hariç hepsi ateştedir.” “-Bu fırka hangisidir?” diye soruldu. “-Benim ve ashabımın üzerinde olduğu şeyden ayrılmayanlardır!” buyurdular.” (Tirmizi, İman 18/2641) Rasûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem- buyurdular ki: “Ümeranız hayırlı olanlarınızdan iseler, zenginleriniz sehâvetkâr kimselerse, işlerinizi aranızda müşavere ile hallediyorsanız, bu durumda yerin üstü (hayat), altından (ölümden) hayırlıdır. Eğer ümeranız şerirlerinizden, zenginleriniz cimri ve işleriniz kadınların elinde ise, yerin altı üstünden, (ölmek yaşamaktan) daha hayırlıdır. (Çünkü artık dini ikame imkanı kalmaz).” (Tirmizi, Fiten 78/2266) Rasûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem- birgün: “-Gençlerinizin fıska düştüğü, kadınlarınızın azdığı zaman haliniz ne olur?” diye sormuştu. (Yanındakiler hayretle): “-Ey Allah’ın Rasûlü, yani böyle bir hal mi gelecek?” dediler. “-Evet, hatta daha beteri!” buyurdu ve devam etti: “-Emr-i bi’l-ma’rufta bulunmadığınız, nehy-i ani’l-münker yapmadığınız vakit haliniz ne olur?” diye sordu. (Yanındakiler hayretle:) “-Yani bu olacak mı?” dediler. “-Evet, hatta daha beteri!” buyurdular ve sormaya devam ettiler: “-Münkeri emredip, ma’rufu yasakladığınız zaman haliniz ne olur?” (Yanında bulunanlar iyice hayrete düşerek): “-Ey Allah’ın Rasûlü! Bu mutlaka olacak mı?” dediler. “-Evet, hatta daha beteri!” buyurdular ve devam ettiler: “-Ma’rufu münker, münkeri de ma’ruf addettiğiniz zaman haliniz ne olur?” (yanindeki Ashab:) “-Ey Allah’ın Rasûlü! Bu mutlaka olacak mı?” diye sordular. “-Evet, olacak!” buyurdular.” (Heysemi, Mecma’u’z-Zevaid, VII, 281) Rasûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem- buyurdular ki: “İnsanların dünyaca en bahtiyarını âdi oğlu âdiler teşkil etmedikçe Kıyamet kopmaz.” (Tirmizi, Fiten 37/2209) Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: “Rasûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem-, yanındaki cemaate konuşurken, bir adam gelerek: “-Ey Allah’ın Rasûlü! Kıyamet ne zaman kopacak?” dedi. Sallallâhu aleyhi ve sellem- konuşmasına devam etti, sözlerini bitirdiği vakit: “-Sual sâhibi nerede?” buyurdular. Adam: “-İşte buradayım ey Allah’ın Rasûlü!” dedi. Sallallâhu aleyhi ve sellem-: “-Emanet zâyi edildiği vakit Kıyameti bekleyin!” buyurdular. Adam: “-Emanet nasıl zâyi edilir?” diye sordu. Efendimiz: “-İş, ehil olmayana tevdi edildi mi Kıyamet’i bekleyin!” buyurdular.” (Buhari, İlm 2, Rikâk 35) Hz. Ali radıyallahu anh anlatıyor: “Rasûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem- birgün: “Ümmetim onbeş şeyi yapmaya başlayınca ona büyük belanın gelmesi vâcip olur!” buyurmuşlardı. (Yanındakiler:) “Ey Allah’ın Rasûlü! Bunlar nelerdir?” diye sordular. Sallallâhu aleyhi ve sellem- saydı: -Ganimet (yani milli servet, fakir fukaraya uğramadan sadece zengin ve mevki sahibi kimseler arasında) tedavül eden bir metâ haline gelirse, -Emanet (edilen şeyleri emânet alan kimseler, sorumlu ve yetkililer, memurlar) ganimet (malı yerini tutup, yağmalayıp nefislerine helal) kıldıkları zaman, -Zekât (ödemeyi ibadet bilmeyip bir angarya ve) ceza telâkki ettikleri zaman. -Kişi annesinin hukukuna riayet etmeyip, kadınına itaat ettiği; -Babasından uzaklaşıp ahbabına yaklaştığı; -Mescidlerde (rıza-yı ilâhi gözetmeyen husûmet, alış-veriş, eğlence ve siyâsiyâta vs. müteallik) sesler yükseldiği zaman. -Kavme, onların en alçağı (erzel) reis olduğu; -(Devlet otoritesinin yetersizliği sebebiyle tedhiş ve zulümle insanları sindiren zorba) kişiye zararı dokunmasın diye hürmet edildiği; -(Çeşitli adlarla imal edilen) içkiler (serbestçe) içildiği; -İpek (haram bilinmeyip erkekler tarafından) giyildiği; -Çeşitli adlar altında şarkıcı kadınlar ve çalgı aletleri edinildiği; -Bu ümmetin sonradan gelen nesilleri, önceden gelip geçenlere (çeşitli ithamlar ve bahanelerle) hakâret ettiği zaman artık kızıl rüzgârı, (zelzeleyi), yere batışı (hasfı) veya suret değiştirmeyi (meshi) (veya gökten taş yağmasını, (kazfi) bekleyin.” (Tirmizi, Fiten 38/2210) Mikdam bin Ma’dikerb’in bir hizmetçisi vardı, süt satardı, Mikdam da karşılığında para alırdı. Ona: “-Sübhanallah, süt satıp para mı alıyorsun?” dediler. O da: “¬-Evet, bunda ne var ki? Ben Rasûlullâh -sallallâhu aleyhi ve sellem-’in şöyle dediğini duydum: “-İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelecek ki o vakit dinar ve dirhemden başka bir şey fayda vermeyecek!” dedi. (Ahmed bin Hanbel, IV, 133) “Sizin üzerinize öyle bir zaman gelecek ki o vakit siz, iyilikleri emretmeyen ve kötülükleri yasaklamayan kimselerin en hayırlı kişiler olduğunu düşünürsünüz.” (Ali el-Müttaki, Kenz, III, 686/8462) Rasûlullâh -sallallâhu aleyhi ve sellem-: “-İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelecek ki o vakit müminin kalbi tuzun suda eridiği gibi eriyecek!” buyurdu. “-Niçin eriyecek yâ Rasûlallah?” diye sorulduğunda: “-Kötülükleri görüp de onları değiştirmeye güç yetiremediği için” buyurdu. (Ali el-Müttaki, Kenz, III, 686/8463) Rabbim Bizleri Uyananlardan Eylesin İnşAllah.

İYİ ÇOBAN,KÖTÜ ÇOBAN

 Euzubillahimineşşytanirracim Bismillahirrahmanirrahim Destur ya Seyyidi ya Mevlana meded ya Ricalallah Hoşgeldiniz, ey Allahın kulları! Dinleyin ve ilmin hikmet okyanuslarındaki gizli hazinelerinden birşeyler öğrenmeye çalışın. Büyüklerin yolunu tutmazsan işin yamandır. Biz de o yolu tutmaya çalışıyoruz. Karınca kararınca gayret ediyoruz. Bu da bir sohbet olsun. Bir defa Şeyhimiz hazretlerinin Şeyhi olan Seyyidina Abdullah Dağıstani hazretlerinin huzuruna girdim Şam-ı Şerifte. Hazretin makamının olduğu yer dağ tarafıydı Şam i Şerif aşağıda kalıyor. Oraya bir hacet için Büyük seyhin huzuruna vardığımda 2 Sağlam durmak her vakitda ve şartta. Ne var aşağıda? Dağın aşağısında şehirde ne var? Muharebemi var aşağıda? Nefis heva Şeytan dünyanın catışmasımı var orada aşağıda? Bulunduğum Dağ gökyüzünü temsil ediyorsa aşağısı ova şehir yeryüzünü temsil ediyor. Nitekim bulunduğum dağda o hazretin makamına bakan Şeyh ibrahim efendi var, onu ne vakit aşağıya şehre inmeye davet etsem kabul etmez: „eşref efendi beni bırak, ben gelmim orası bana göre değil beni bozar“ der red ederdi. Beni kaşarlanmış olarak görürdü „sen git beni bırak“ derdi. Şehir hayatından korkar o kolay kolay dağdan asağıya inmez hiç. Korkulmayacak gibi değil. Değil çünkü kolay değil asağıda yaşamak. Yukarıda ne kadar huzur ve basit hayat varsa aşağıda bir o kadar zor hayat ve çatışma var. Nedir bu catışma, kimlerin çatışması var? Nefis heva seytan dünya denile Şer Company shell Company değil Şer Company bu. Bu Şer dörtlüsünün seninle olan senin maneviyatınla olan muharebesi var. Bu karanlık alemlere ait şer dörtlüsünün seninle olan savaşı düşmanlığı var onların senin ruhaniyetinle olan çatışması bu dikkat et! Ok atarlar sana ok da atar b..o ..k.. da atar. Okları da zehirli oktur degdiği zaman tehlikelidir ve mümin imanını sakınmalıdır. Sakınmalıdır imanına ok atar imanına nişan alır bu dörtlü senin. Imanına vurmasa salih amel ona ok atar seni mümkin olursa esir alsın ister. Olmadığın takdirde seni vursun ister yaralasın ister. Hasılı kelam şimdi sokağa çıktınmı Şeytan ve yardakçıları hemen sana nişan alırlar atışa başlarlar.çünkü boy hedefi verirsin sen onlara ve onlar hemen atışa başlarlar. Kendini sakınırsan sağlam gidersin sağlam dönersin. Çok kimseyi Evliyalar tilki gibi görür vücudunu. Çünkü tilki dikenli ya o kadar ok atmışlar üzerine tilki gibi olmuş o oklardan. Fesad zahir oldu dünya fesad içerisine düştü. Fesad manası bu zamanda insanlara hükmedenler emirleri altında duran halklari islah eden kimseler değillerdir ıslah edemiyorlar. Hükümetler milletlere ihtiyacı olan eğitimi ve terbiyeyi hakkıyla veremiyor. Yok! Milletlere hükmedenler ıslah ediciler değildir. Her gelen ifsad ediyor islah edemiyor. Fesad bütün dünyayı kapladıği vakitda Seytan her yerde istediği gibi at oynatıyor. Önüne geçen yok, seytanı ve fitnelerini durduralım diyen yok. Şeytanın amelini yasaklayalim durduralım diyen yok. Halbuki Cenabı Hak Peygamberleri vasıtasıylan bize Şeytanın amellerinin ne olduğunu bildirdi.Nasıl durdurulacağınıda bildirdi. 3 Nedir o? Nedir seytanin ameli? Kitap defter okumaya gereği yok. Etrafına bak yetişir. Her fenalik her kötülük her ara bozuculuk her kibir her inad her hased her dedikodu Şeytanın amelidir. Şeytandandır. Ee kötülüğü bilmesen kötülük nedir anlamıyorsan o zaman mazursun. Sözümüz yok. Iyilik ile kötülüğü birbirinden ayıramayan çocuk akıllıdir çocuklar mazurdur. Bilmedi dersin mazur görürsün. Kötülüğü kim bilmez? Ne zaman mazur sayılir mazurdur o adam dersin? Ne vakit altına yaptığını ağzına götürür yer, o adam mazurdur dersin o adamın aklı kesmez. Kötülüğü bilmem diyerekten çıkarsa bir kimse , bak bakalım altına yaptığinı alıyormu ağzına. Almıyorsa o kimse yalancıdır. Sen yalancısın de sana yaptığın kötülüğün neticesinden kaçış yok. Katlanacaksın akibetine. Sen her kötülüğü biliyorsun kötülüğü bilmeyen altına yaptığını yiyendir. Yemiyor amma her kötülüğü yapıyorsa o kimse seytanin vekilidir uzak dur yanına yaklaşma ve yaklaştırma. Hayır bu bilgi asrinda kötülügü bilmeyen yok. Lakin kötülük bu zamanda bilhassa hükümetler ve idare edenler tarafından sübvanse edilmekte ve teşviklenmektedir nasıl duracak? Ve her kötülük Şeytanındır. O halde bu zamanı idare eden kimdir? Sor! Soracak ve cevab isteyeceksin. Bilmek ve öğrenmek bu bizim hakkımız! Iyilik Peygamberlerdendir, kötülük Şeytandan. Işte bu! Dünyayı idare edenler Şeytanın işini yasaklamıyor ve en büyük kötülüğü yapıyor insanlarına Nedir bu Şeytanın kötülükleri? Her zararlı olan şey seytandandır. Misal; tütün zararlıdir ve hiç bir faydası yoktur. Hükümetler bunu yasaklamaz ve bizzat devlet kontrolünde satışa sunarlar. Halbuki tütünün hiç bir faydası yoktur ve saf zarardır insanlara hem cebindekinden hem ömründen yedirtir insana tütün. Lakin hükümetler bunu yasaklamaz. Çünkü insan sağlığından ziyade o tütünden elde ettiği kazanç daha makbuldür onlarca. Çok insan geliyor ve bana soruyor: “şeyh, tütün bağımlısıyım nasıl kurtulacağım?” 4 Evet herkes kuvvetli iradeye sahip değil kendiliğinden bırakabilsin o zifti. Küçük iradenin yürümediği yerde peki ne yürümesi gerekir? Büyük irade! Büyük irade kimdedir? O milleti idare edenlerde. Vatandas iradesi zayif zararıni biliyor lakin bırakamıyor o halde sen idareci olarak devreye gir ve tütünü memleketine sokma. Alışını satışını yasakla. Halkına merhametle yaklaş, menfaatle değil ve ve „büyük irade“ göster yasakla. Bir şeyin bağımlısı bağımlısı olduğu o şeyden ancak ondan mahrum kalmakla kurtulur. Atalarımız boş yere dememişler: „ gözden ırak olan gönülden de ırak olur“ deye. Yok olanın peşine kimse düşmez. Insan ancak var olanın peşine düser. Bitti! Imkanlardır insanı ardına düşüren ve bir şeyin bağımlısı kılan, ve her imkan iyi değildir. Çünkü bir şeytanın sunduğu imkanlar vardır bir de Allahın sunduğu imkanlar. Seytanın sundukları tümüylen zarardır aklada zarardır vücuda da zarardır ruha da zarardır. Yasaklanması gerekir. Idareci sinifı Şeytanın sunduğu imkanları yasaklamadıkca bu millet kötülükten ve kötü imkanların peşinde helak olmaktan kurtulamaz. Kötü imkanlarin kökü kurumadan insanlik kurtulamaz, bunun içinde iyi idareciler gerekir insanlarin başına. Onun için ac ellerini Allaha ve söyle: “ya Rabbi, biz beceremiyoruz her seçimde daha kötüsünü seçiyoruz başimıza. Bizi iyi idare etsinler diye başımıza seçtiklerimiz bizi kötü idare ediyorler ve bizi berbat ediyorlar bundan sonra başımızdakileri Sen sec ya Allah kötü Çobanları al iyi Çobanları yolla. Yolla ki biz de rahat edelim SEN de!” De! Ahali hülümetten muhakkak ki korkar. Ve hükümetler bin türlü kanun yaparlar. Sen bin türlü kanun yapacağına bir türlü kanun yap ve Şeytanın ne kadar işi varsa külliyen yasaktır de bitti! Amma yokdoğuda batıda kuzeyde güneyde budist, yahudi, hristiyan, islam dünyası hepsinin bütün idarecilerin işleri simdi fesaddır. Hiç biride Şeytanin işini yasaklamaz. Onun için bugün insanlara ve insanlığa çıkış kapısı yoktur nasıl içine düstükleri kötülükten kurtulacaklar? Çıkış kapısı yok. „Şeyh! Tütün bağımlıliğım var dua et kurtulayım.“ 5 “Eh benim kardaşım! Ben dua edeyimde sen tütünden evvel şu başımızdakilerden bir kurtulasın. Başımızdakilerden kötü idarecilerden kurtulamadan ne sana ne bana kurtuluş yok kötülüklerden. Onun için şimdi bütün evliyalar dualarını baştakilere yönelttiler: “ya Rabbi! Ya bu başımızdaki kötü çobanlara hidayet ve akıl ve bizlere karşı bir merhamet ver ya da başımızdan al. Bıktık bunların başımıza sardığı kötülüklerden“ diyorlar ve Şeytanın işini yasaklamayan bütün kötü idarecileri hedef gösteriyorlar. Hayır! Bu zamandan dünyanın hiç bir ülkesinde hiç bir hükümet Şeytanın işini yasaklamıyor. Teşvik ediyor amma yasaklamıyor. Eh yasaklamadığin vakitda bu insanlar nasıl ıslah olacak? Kötülük nasıl durdurulacak? Nasıl hastaliklarından kötü bağımlılıklarından kurtulacak? Millet zayıftır kendi iradesi zayıftır her hangi bir kötü alışkanlıktan kendi başına kurtulmaya zorlanır. Dünya ne zaman huzur bulur? Haishaneler boşaldığı ve mahkemeler tatile girtdiği vakitda dünyada insanlarda huzur bulur yoksa kimseye rahat yok bu dünyada. Hapishaneler ne vakit bosalır mahkemeler ne vakit tatile girer? Şeytanın isleri yasaklandığında hapishanelerde boşalır mahkemelerede lüzum etmez. Hastaneye de lüzum etmez. Çünkü Şeytan mikrobu yok hastalık da yok. Yok çünkü mikrobun kökü kurutuldu, bitti! Böyle gün ne vakit geldi o vakit bilirsin ki bu millet iyi idareciler tarafından iyi idare ediliyor çünkü millet ve memleket güllük gülistanlik ne hasta var ne hastana ne haishane var ne mahkeme! Ey insanlar sorunuz: Başımızdakiler ne gün için var? Sor! Tek emir versinler karşılığında hic bir sey vermesinler deyemi? Hepsi gidecek! Ilahi müjdedir bu! Kim ki Şeytanın işini yasaklamaz o şimdi gidecektir. Yeni bir devir girmektedir şimdi ve o devire ayak uyduramayanlar hepsi gidecektir. Bir daha seçilme sansları yoktur çünkü bundan böyle idarecileri halk değil Hakkın sececeği bir devir geliyor insanlara. Şeytanın işi bitmiştir! Külliyen yasaklanmıştır. Bugünkü idareciler istesede istemesede. 6 Insani iradenin yapamadığını Ilahi Irade yapacaktır ve seytanın bütün işlerini yasaklayacaktır hatta Şeytanın dahi kilitleneceği bir devir geliyor şimdi müjdeler olsun! Ne mutlu bu müjdeye sahip çıkanlara ve sevinenlere. Değilse onlarda gidecektir. Mutlu olmayan bu müjdeyle onlarda gidecektir ve dünya mutlulara kalacaktir.
MEHTER / TASAVVUF MÜZİK
SİTE HARİTASI
SAAT
Üyelik Girişi