CEMAZİYEL -EVVEL HAKİKAT DAMLASI
HADİS-İ ŞERİF IŞIĞINDA AHİRZAMAN “Siz öyle bir zamanda yaşıyorsunuz ki sizden biriniz emrolunduğu şeylerin onda birini terk etse helâk olur. Sonra öyle bir zaman gelecek ki sizden kim emrolunduğu şeyin onda birini yapsa kurtulur.” (Tirmizî, Fiten, 79/2267) “Öyle bir zaman gelecek ki o zaman şu üç şeyden daha kıymetli birşey olmayacaktır: Helal para, can u gönülden arkadaşlık yapılacak bir kardeş ve kendisiyle amel edilecek bir sünnet.” (Heysemî, I, 172) “Öyle bir zaman gelecek ki, kişi helâlden mi haramdan mı kazandığına aldırmayacak!” (Buharî, Büyû; 7) Ebu Said el-Hudrî’den rivayet edildiğine göre Rasûlullâh -sallallâhu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: “Aranızda öyle bir grup ortaya çıkacaktır ki, namazınızı onların namazları, oruçlarınızı onların oruçları ve diğer amellerinizi de onların amelleri yanında az göreceksiniz. onlar Kur’ân okurlar, fakat okudukları boğazlarından aşağı geçmez. onlar okun yaydan çıktığı gibi dinden çıkarlar...” (Buhârî, Fedâilü’l-Kur’ân, 36) “Öyle bir zaman gelecek ki okuma meraklı kurrâ çoğalacak; fakîhler ise azalacak ve bu sûretle ilim çekilip alınacak. Daha sonra öyle bir zaman gelecek ki insanların okudukları boğazlarından aşağı geçmeyecek.” (Hakim, Müstedrek, V, 504) “Şiddetli bir şekilde yaklaşan fitne sebebiyle vay insanların hâline. İnsanlar mü’min olarak sabahlar da akşam kâfir oluverirler. İnsanlar dinlerini küçük dünya menfaati karşılığı değiştiriverirler. İşte öyle zamanda dinlerinde sâbit kalabilenler ellerinde kor ateşi tutanlar gibidirler.” (Ahmed İbn Hanbel, Müsned, II, 390; Ayrıca bkz. Müslim, İman 186; Tirmizi, Fiten 30, (2196) “Öyle bir zaman gelecek ki bütün insanlar ribâ ile iş yapacak. Ondan sakınanlar dahi tozuna bulaşmak durumunda kalacaklar.” (Nesâî, Büyû 2; İbnu Mâce, Ticârât 58; İbn Hanbel, Müsned, IV, 494; Beyhakî Sünen, IV, 275) “Öyle bir zaman gelecek ki doğru söyleyenler yalanlanacak, yalancılar ise doğrulanacak. Güvenilir kimseler hain sayılacak, hâinlere güvenilecek. İnsanlardan şâhidlik etmeleri istenmediği halde şâhidlik edecekler, yemin etmeleri istenmediği halde yemin edecekler,” (Taberâni, XXIII, 314) “Öyle bir zaman gelecek ki insanlar iyiliği özendirmeyecek, kötülükten de sakındırmayacaklar.” (Heysemî, Mecmauz-zevâid, VII, 280) Rasûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem- buyurdular ki: “Muhakkak ki insanlar üzerine öyle bir zaman gelecek ki, o vakit kişi altından sadaka ile (çarşı Pazar) dolaşır da bunu kendisinden sadaka olarak kabul edecek tek kişi bulamaz. O zaman, tek bir erkeğe kırk tane kadının tâbi olduğunu ve kadınların çokluğu ve erkeklerin azlığı sebebiyle ona sığındıklarını görürsün.” (Buhari, Zekât 9; MüsIim, Zekat 59) “Ben sizin dünya hırsıyla birbirinizle kapışmanızdan, birbirinizi katletmenizden ve sizden öncekiler gibi helâk olup gitmenizden korkuyorum.” (Müslim, Fezâil 31) “…Ben asıl sizin dünyayı elde etmek için birbirinizle kapışıp kavga etmenizden korkuyorum.” (Buhârî, Cenâiz 71, Menâkıb 25, Megâzî 27, Rikâk 7, 53; Müslim, Fezâil 30) Hz. Sevban radıyallahu anh anlatıyor: “Rasûlullâh -sallallâhu aleyhi ve sellem- buyurdular ki: “–Size çullanmak üzere, yabancı kavimlerin, tıpkı sofraya çağrışan yiyiciler gibi, birbirlerini çağıracakları zaman yakındır.” Orada bulunanlardan biri: “–O gün sayıca azlığımızdan mı bu durum başımıza gelecek?” diye sordu. “–Hayır, bilakis o gün siz çok olacaksınız. Lakin sizler bir selin getirip yığdığı çer-çöpler gibi hiçbir ağırlığı olmayan kimseler durumunda olacaksınız. Allah, düşmanlarınızın kalbinden size karşı korku duygusunu çıkaracak ve sizin kalplerinize zaafı atacak!” buyurdular. “–Zaaf da nedir ey Allah’ın Rasûlü?” denildi. “–Dünya sevgisi ve ölüm korkusu!” buyurdular.” (Ebu Davud, Melahim 5/4297) Ebu Ümeyye eş-Şa’bani anlatıyor: “Ey Ebu Sa’lebe dedim, şu ayet hakkında ne dersin?” (Mealen): “Ey iman edenler! Siz kendinize bakın. Siz doğru yolda oldukça, sapıtmış olanlar size zarar vermez.” (Maide 105) Bana şu cevabı verdi: “Gerçekten bunu, iyi bilen birine sordun. Zira ben aynı şeyi Rasûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem-’a sormuştum. Demişti ki: “Ma’rufa sarılın, münkerden de kaçının! Ne zaman uyulan bir cimrilik, takip edilen bir hevâ, (dine, ahirete) tercih edilen dünyalık görür, rey sahiplerinin (selefi dinlemeden) kendi reylerini beğendiklerini müşahade edersen, o zaman kendine bak. İnsanlarla uğraşmayı bırak. Zira (bu safhaya gelince) arkanızda sabır günleri var demektir. O günler avuçta ateş tutmak gibi (sıkıntılı)dır. O günlerde, sizin kadar amel yapabilen bir kimseye elli kişinin ecri verilecektir.” (Ebu Davud, Melahim 17/4341); Tirmizi, Tefsir, 5/3060); İbnu Mace, Fiten 21) Rasûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem- buyurdular ki: “-İnsanlar öyle günler görecek ki, katil niçin öldürdüğünü, maktul de niçin öldürüldüğünü bilemeyecek.” “-Bu nasıl olur?” diye soruldu. Şu cevabı verdi: “-Herçtir! Öldüren de ölen de ateştedir.” (Müslim, Fiten 56) Zübeyr İbnu Adiy rahimehullah anlatıyor: “Hz. Enes İbnu Mâlik radıyallahu anh’ın yanına girdik. Haccâc’ın bize yaptıklarını şikayet ettik. “-Sabredin, buyurdu. Zira öyle günlerle karşılaşacaksınız ki, her yeni gün, gidenden daha kötü olacak. Bu hal Rabbinize kavuşuncaya kadar devam edecek. Ben bunu, Rasûlunüz -sallallâhu aleyhi ve sellem-’den işittim.” (Buhari, Fiten 6; Tirmizi, Fiten 35/2206) Hz. Huzeyfe radıyallahu anh anlatıyor: “Rasûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem- birgün: “-Bana kaç müslüman olduğunu sayıverin” buyurdular. Biz: “-Ey Allah’ın Rasûlü! Bizim sayımız altı-yediyüze ulaşmış olduğu halde, hakkımızda korku mu taşıyorsunuz?” dedik. “-Siz bilemezsiniz, (çokluğunuza rağmen) imtihan olunabilirsiniz!” . Gerçekten öyle (belaya maruz kalıp) imtihan olunduk ki, içimizden namazını gizlice kılanlar oldu.” (Buhari, Cihad 181; Müslim, İman 235) Abdullah ibn-i Ömer -radıyallâhu anh- tarafından rivayet edilmiştir. Rasûlullâh –sallâllâhu aleyhi ve elem- bize yönelerek şöyle buyurdu: “Ey Muhacirler cemâati! Beş şey vardır ki, onlarla mübtelâ olacağınız zaman Ben sizlerin o şeylere erişmenizden Allâh’a sığınırım. Onlar şunlardır: 1- Bir milletin içinde zina, fuhuş ortaya çıkıp nihayet o millet bu suçu alenî olarak işlediğinde, mutlaka içlerinde taun hastalığı ve onlardan önce gelip-geçmiş milletlerde vuku bulmamış hastalıklar yayılır. 2- Ölçü ve tartıyı eksik yapan her millet mutlaka kıtlık, geçim sıkıntısı ve başlarındaki hükümdarların zulmü ile cezalandırılırlar. 3- Mallarının zekâtını vermekten kaçan her millet mutlaka yağmurdan menedilir (kuraklık cezası ile cezalandırılır) ve hayvanları olmasa (Allâh hayvanlara acımasa) onlara yağmur yağdırmaz. 4- Allâh’ın ahdini (emirlerini) ve Rasûlün sünnetini terk eden her milletin başına mutlaka Allâh kendilerinden olmayan düşmanı musallat eder ve düşman o milletin elindeki-avucundakilerin bir kısmını alır. 5- İmamları (yâni devlet adamları) Allâh’ın Kitabı ile amel etmeyip Allâh’ın indirdiği hükümlerden işlerine geleni seçtikçe Allâh onların hesabını kendi aralarında görür.” (İbn-i Mâce, Fiten, 22) Rasûlullah sallallahu aleyhi veselem şöyle buyurdu: “Fırat nehrinin suyu çekilip, aktığı yatakta bulunan bir altın dağı meydana çıkmadıkça ve kurtulup kazanan ben olayım diye birbiriyle çarpışan her yüz kişiden doksan dokuzu ölmedikçe kıyamet kopmaz.” (Buhârî, Fiten 24; Müslim, Fiten 29. Ayrıca bk. İbni Mâce, Fiten 25) Diğer bir rivayet ise şöyledir: “Pek yakında Fırat nehrinin suyu çekilerek aktığı yatakta bir altın hazinesi meydana çıkacaktır. O günü gören kimse, o hazineden kesinlikle bir şey almasın.” (Buhârî, Fiten 24; Müslim, Fiten 29-32. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Melâhim 13; Tirmizî, Sıfatü’l-cenne 26) “Nefsim kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki kişi bir kabre uğrayıp üzerine abanarak: ‘Keşke bu kabrin içinde ben olsaydım’ demedikçe kıyamet kopmaz. Hâlbuki bu sözü ona söyleten din değil, belâ olacaktır.” (Buhârî, Fiten, 22; Müslim, Fiten, 53-54) Öyle bir zamanın geleceği, insanların kalblerinin dünya sevgisi ile dolacağı, cihadı zarar olarak görüp zekat vermeyi altından kalkılması zor bir borç olarak görecekleri bildirilir. (Ali el-Müttaki, Kenz, III, 236/6322) Rasûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem- buyurdular ki: “-Beni İsrail üzerine gelen şeyler, aynıyla ümmetimin üzerine de gelecektir. Öyle ki onlardan aleni olarak annesine gelen olmuşsa, ümmetimden de bu çirkin işi mutlaka yapan olacaktır. Nitekim, Beni İsrail yetmişiki millete (dine, fırkaya) bölünmüştü. Benim ümmetim de yetmişüç millete bölünecektir. Bunlardan bir tanesi hariç hepsi ateştedir.” “-Bu fırka hangisidir?” diye soruldu. “-Benim ve ashabımın üzerinde olduğu şeyden ayrılmayanlardır!” buyurdular.” (Tirmizi, İman 18/2641) Rasûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem- buyurdular ki: “Ümeranız hayırlı olanlarınızdan iseler, zenginleriniz sehâvetkâr kimselerse, işlerinizi aranızda müşavere ile hallediyorsanız, bu durumda yerin üstü (hayat), altından (ölümden) hayırlıdır. Eğer ümeranız şerirlerinizden, zenginleriniz cimri ve işleriniz kadınların elinde ise, yerin altı üstünden, (ölmek yaşamaktan) daha hayırlıdır. (Çünkü artık dini ikame imkanı kalmaz).” (Tirmizi, Fiten 78/2266) Rasûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem- birgün: “-Gençlerinizin fıska düştüğü, kadınlarınızın azdığı zaman haliniz ne olur?” diye sormuştu. (Yanındakiler hayretle): “-Ey Allah’ın Rasûlü, yani böyle bir hal mi gelecek?” dediler. “-Evet, hatta daha beteri!” buyurdu ve devam etti: “-Emr-i bi’l-ma’rufta bulunmadığınız, nehy-i ani’l-münker yapmadığınız vakit haliniz ne olur?” diye sordu. (Yanındakiler hayretle:) “-Yani bu olacak mı?” dediler. “-Evet, hatta daha beteri!” buyurdular ve sormaya devam ettiler: “-Münkeri emredip, ma’rufu yasakladığınız zaman haliniz ne olur?” (Yanında bulunanlar iyice hayrete düşerek): “-Ey Allah’ın Rasûlü! Bu mutlaka olacak mı?” dediler. “-Evet, hatta daha beteri!” buyurdular ve devam ettiler: “-Ma’rufu münker, münkeri de ma’ruf addettiğiniz zaman haliniz ne olur?” (yanindeki Ashab:) “-Ey Allah’ın Rasûlü! Bu mutlaka olacak mı?” diye sordular. “-Evet, olacak!” buyurdular.” (Heysemi, Mecma’u’z-Zevaid, VII, 281) Rasûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem- buyurdular ki: “İnsanların dünyaca en bahtiyarını âdi oğlu âdiler teşkil etmedikçe Kıyamet kopmaz.” (Tirmizi, Fiten 37/2209) Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: “Rasûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem-, yanındaki cemaate konuşurken, bir adam gelerek: “-Ey Allah’ın Rasûlü! Kıyamet ne zaman kopacak?” dedi. Sallallâhu aleyhi ve sellem- konuşmasına devam etti, sözlerini bitirdiği vakit: “-Sual sâhibi nerede?” buyurdular. Adam: “-İşte buradayım ey Allah’ın Rasûlü!” dedi. Sallallâhu aleyhi ve sellem-: “-Emanet zâyi edildiği vakit Kıyameti bekleyin!” buyurdular. Adam: “-Emanet nasıl zâyi edilir?” diye sordu. Efendimiz: “-İş, ehil olmayana tevdi edildi mi Kıyamet’i bekleyin!” buyurdular.” (Buhari, İlm 2, Rikâk 35) Hz. Ali radıyallahu anh anlatıyor: “Rasûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem- birgün: “Ümmetim onbeş şeyi yapmaya başlayınca ona büyük belanın gelmesi vâcip olur!” buyurmuşlardı. (Yanındakiler:) “Ey Allah’ın Rasûlü! Bunlar nelerdir?” diye sordular. Sallallâhu aleyhi ve sellem- saydı: -Ganimet (yani milli servet, fakir fukaraya uğramadan sadece zengin ve mevki sahibi kimseler arasında) tedavül eden bir metâ haline gelirse, -Emanet (edilen şeyleri emânet alan kimseler, sorumlu ve yetkililer, memurlar) ganimet (malı yerini tutup, yağmalayıp nefislerine helal) kıldıkları zaman, -Zekât (ödemeyi ibadet bilmeyip bir angarya ve) ceza telâkki ettikleri zaman. -Kişi annesinin hukukuna riayet etmeyip, kadınına itaat ettiği; -Babasından uzaklaşıp ahbabına yaklaştığı; -Mescidlerde (rıza-yı ilâhi gözetmeyen husûmet, alış-veriş, eğlence ve siyâsiyâta vs. müteallik) sesler yükseldiği zaman. -Kavme, onların en alçağı (erzel) reis olduğu; -(Devlet otoritesinin yetersizliği sebebiyle tedhiş ve zulümle insanları sindiren zorba) kişiye zararı dokunmasın diye hürmet edildiği; -(Çeşitli adlarla imal edilen) içkiler (serbestçe) içildiği; -İpek (haram bilinmeyip erkekler tarafından) giyildiği; -Çeşitli adlar altında şarkıcı kadınlar ve çalgı aletleri edinildiği; -Bu ümmetin sonradan gelen nesilleri, önceden gelip geçenlere (çeşitli ithamlar ve bahanelerle) hakâret ettiği zaman artık kızıl rüzgârı, (zelzeleyi), yere batışı (hasfı) veya suret değiştirmeyi (meshi) (veya gökten taş yağmasını, (kazfi) bekleyin.” (Tirmizi, Fiten 38/2210) Mikdam bin Ma’dikerb’in bir hizmetçisi vardı, süt satardı, Mikdam da karşılığında para alırdı. Ona: “-Sübhanallah, süt satıp para mı alıyorsun?” dediler. O da: “¬-Evet, bunda ne var ki? Ben Rasûlullâh -sallallâhu aleyhi ve sellem-’in şöyle dediğini duydum: “-İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelecek ki o vakit dinar ve dirhemden başka bir şey fayda vermeyecek!” dedi. (Ahmed bin Hanbel, IV, 133) “Sizin üzerinize öyle bir zaman gelecek ki o vakit siz, iyilikleri emretmeyen ve kötülükleri yasaklamayan kimselerin en hayırlı kişiler olduğunu düşünürsünüz.” (Ali el-Müttaki, Kenz, III, 686/8462) Rasûlullâh -sallallâhu aleyhi ve sellem-: “-İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelecek ki o vakit müminin kalbi tuzun suda eridiği gibi eriyecek!” buyurdu. “-Niçin eriyecek yâ Rasûlallah?” diye sorulduğunda: “-Kötülükleri görüp de onları değiştirmeye güç yetiremediği için” buyurdu. (Ali el-Müttaki, Kenz, III, 686/8463) Rabbim Bizleri Uyananlardan Eylesin İnşAllah.

SALİHLERDEN OL

 Euzubillahimineşşeytanirracim Bismillahirrahmanirrahim. La havle vela kuvvete illa billahil aliyyül aziym Destur ya Seyyidi ya Mevlana ya Ricalallah! Şükür. yaRabbi şükür ya Rabbi şükür ya Rabbi Tarikatuna es sohba ve hayrun fiy cemiya esselamunaleykum ey insanlar! Her daim Allahın Adi ilen selam verin, selam alın...bilseniz ki bu size ne rahmet vesilesidir dilinizden düşürmezdiniz. Her meclise rahmet inmez.. Her meclise nazar olmaz. Evliyalar temiz olan meclise nazar ederler ve eyi kimselerin zikri olan meclise deyor rahmet iner. Salihlerin zikri olan meclislere rahmet ener. Onun için ya salihlerden olmaya bakacaz ya salihlerle olmaya gayret edecez.. Salih kimseleri olduğumuz meclislerde anarsak veyahut öyle bir kimseylen bulunursak bizim ûzerimizede rahmet ener. Çünkü salih kimselerin üzerine her an ilahi nur ener .. Salih kimseler onlar kalpleri doğrulmuş olan insanlardır.kalpleri salah üzerine olmuş olan kimseler.. 2 Sufi-Zentrum Rabbaniyya Kalbini yol geçen hanı gibi yapan ve nefsine bırakana teslim edene nefs istedini söyler.. Nasıl salih olursun? Kalbini nefsine kapat.. Nefse ve fısıltılarına yer verirsen nefs istediğini söyler...iyi bir şey söylemez yok nefs insana hiç bir zaman iyi bir şey emretmez amma o kötüyü insana eyi deye gösterir.. Onun için kalbini bir kimse gözetemese salih olamaz. Nasıl salih olsun..nefs kalbe istediği gibi giriyor çıkıyor konuşuyor hükmediyor.. Şimdi sen evinin kapısını yol geçen hanı gibi açık tutsan içeriye hırlı da girer hırsız da girer... Sen şeytana ve nefse manevi hanen olan kalbinin kapısını kapatmaz açık tutarsan o istediği gibi evinde hoplayıp zıplar.. Kabahat kimde? Kabahat kimde? Kapıyı açık bırakanda.. Şimdi arabanın hırsız gelip çalsa yahut evine bir hırsız girse polisin ilk soracağı nedir? Kapıda hasar yok..sen kapını neye kilitlemedin... Sigorta şirketleri bile senden evvela doğru dürüst kapına pencerene kilit takmanı şart koşar... »Senin vazifen tedbiri almak benim vazifem tedbire rağmen olan zarar ziyanı telafi etmek« der... Lakin sen evvela tedbirini alacaksın yoksa zararla oturur kalkarsın sigorta ödemez.. Sigorta sana tedbirinin karşılığını öder bitti...Evet bundan dolayı vesvasil hannas deyor Cenabı Hak.. »İlahi sigortamı isteyen kalbini her türlü şer taarruza kapatsın sigorta şartları yerine getirsin gerisi Benim himayemdedir« buyuruyor. Kalbdeki hırsıza nefsin fısıltılarına Dikkat çekiyor.. Nefs ve şeytan fısıltıları öyle tehlikelidir ki ve entrikacı..hiç aklına fikrine senin kalbine gelmicek şeyleri bir anda aklına kalbine koyar ruhun duymaz.. Ne için? Senin, iyi fikirlerini bozmak için, iyi düşüncelerini kötüleriylen yer değiştirtmek için. Xxxxxxxx Tasarladığın veya planladığın iyiliklerden seni vazgeçirtmek için Şeytan ve ortağı nefs kalbe hücum eder ..kalbini gözetmeyen adam salihlerden olmaz.. Kalbini Şeytandan gözet..o zaman senin yaptığın iş hayır olur. Kalbini gözetemezsen azalarını gözetemezsin. 3 Sufi-Zentrum Rabbaniyya Gözünü gözetemezsin, dilini gözetemezsin. Kulaklarını gözetemezsin, karnını gözetemezsin. Elini ayağını gözetemezsin, fercini gözetemezsin. Kalbini gözetemeyen adam öteki azalarını hiç gözetemez, çünkü kalb Sultandır, Sultan makamıdır. O bastırabilir. Azalarına zor verebilir zorlayabilir, azanı herhangi bir yanlış işten alakoyabilir kalbin, bu kuvvet onda var.., Gözüne bakma deyebilir, diline söyleme deyebilir.. Kulağına dinleme deyebilir, eline tutma uzanma deyebilir Ayağına gitme deyebilir, avret yerine yapma yerinde dur, sağlam dur, temiz dur deyebilir.. Lakin kalbine dur deyemeyen adam, kalbine hükmedemeyen adam, azalarını hiç gözetemez. Salmadır onlar yani başıboş..istediğini yapar.. Çünkü karışanı yok, çünkü sahip çıkanı yok..Sahip çıkan Şeytan...nefs Şeytan nefs ne zaman sahip çıkar? Meydanı boş bulursa.. Salih kimse kimdir o? Azasına hükmedendir. Azasına ne zaman hükmeder? Kalbini gözettiği vakit hükmeder. Kalbini ne vakit hükmün altına alırsın? Zikrullah ilen. Zikrullah ilen kalbine hükmedersin. Zikir olmaksızın hiç bir kimse kendi kalbine hükmedemez. Kendi kalbini gözetemez. Zikrin kuvvetidir o, kalbi gözeten.. Onun için zikrediniz deyor Cenabı Hak. Cenabı Hakka tazarru niyaz, kalbinlen Allaha dönmeklen olur. Kalbinlen Allaha döndüğünde kalbin o zaman azalarını gözetir. Kalbinle Allaha döndüğünde Cenabı Hakta senin kalbine döner. Nitekim bunun için „Hiç bir yere sığmadım, mümin kulumun kalbine sığdım“ buyurdu Cenabı Hak...yani kalbiylen Rabbisine dönenin kalbinde Mevla yer tutar manasına.. Senin kalbine Cenabı Hakkın Nurundan geldiği vakitında vesvese gelemez. Vesvese kalmaz. 4 Sufi-Zentrum Rabbaniyya O vakit işte 360 aza vardır, her birisine hükmetmeye yetişir senin kalbin.. Fesad ehli ne zaman olur insan? Fesad ehlinden ne zaman yazılır ismi insanın? Azasına kumanda edemeyen adam fesad ehlinden yazılır. Her yanlıș bakıș bir fesadtır. Her yanlıș bakıșa bir lanet iner. Onun için “Bakana baktırana Allah lanet eder” diye Hadiste bildirdi Efendimiz Aleyhisselatu Vesselam. Evet! Her yanlıș harekete beraberinde lanet iner, rahmet çekilir zahmet gelir yerine. Onun için salih olan kimsenin üzerine rahmet iner. Rahmet salihlerin üzerine iner. Bırak dirisini salih bir kimse bu dünyadan gitmiș olsa salih bir o kimseyi bir mecliste sen ansan onu andığından dolayı o meclise rahmet indirir Allah. O kimsenin adını anmak dahi rahmet yağmuruna vesile olabiliyorsa ya dirisi olsa o mecliste nasıl olur? Ismi anıldığında o salih kimsenin rahmet iniyorsa ya cismi yanında olduğu vakitde rahmet inmezmi? Boyuna rahmet iner. Türbelerede boyuna rahmet indiği cihetten insanlar kalplerinde bu rahmeti hissederler o makamları ziyarete koșarlarki rahmetten pay alsınlar. Çünkü oraya rahmet iniyor. Mütemadiyyen. İnanmayan kimseler bu sırrı bilmezler onun için oralardan uzak dururlar.sırrı bilseler hepsi koșturacak oraya. Iyi kimselerin kalpleri burahmeti hisseder ve onlar oraya koșarlar yahut meclislerinde o salihleri Peygamberleri evliyaları isimleriyle anarlar onlardan söylerler ki oraya o isimler bereketine bir rahmet insin. Rahmet indimi her sıkıntı her meșakkat her problem o rahmetin içersinde erir. Lanet indimi bir meclise, zahmeti de beraberinde getirir ve o zahmet seni vıcık vıcık ezer. Bașından kıyma makinasının içersine sokar evirir çevirir kıyma olup çıkar. Evet lanet öyledir ezer ve çiğner adamı. Onun için diyor her ișinde Bismillahirrahmairrahim de. Niye? Çünkü velinin zirkrolunduğu meclise rahmet inerse, Peygamberin, sallallahu aleyhi vesellem, onun șanlı adının zikrolunduğu salavat getirildiği meclise rahmet inerse e Allahı andığında Bismillahirrahmanirrahim dediğin vakitde inmezmi? Sen Allahı anıyorsun. Ona rahmet inmezmi? Rahmet oluk oluk boșalır yukarıdan așağıya doğru. 5 Sufi-Zentrum Rabbaniyya Allah Velisinin Allahın sevdiği bir kulun ismini söylesen onu orada ansan oraya rahmet inerse Allah dedinmi inmezmi? Abdulkadir Geylani hazretleri öyle buyurmuș: “Kim bir mecliste benim adımi anarsa mahșer gününde onun sefaatçisi ben olurum ben onu o anmanın hürmetine gözetirim.” Niye böyle demiș? Çünkü mademki o kimse bir mecliste kalbinde bir muhabbet ile bir Allah dostunu andı onun ismide o andan itibaren o Evliyanın kalb defterine kaydolur onun mensublarından olur artık. E Allahın bir Veli kulu kendi isminin zikredilmesine böyle karșılık veriyorsa Allah ne yapar sanıyorsun sen Onun yüce Adını andığında? Allah Celle ve Ala Bismillahirrahmanirrahim dediğimizde ne yapar? Nasıl rahmet indirir kim bilebilir? Sadece bir Velisin ismi anıldığında o ismin hürmetine Allah Celle ve Ala o meclise o kimseye rahmet indirirse Habibinin ismi zikredildiğinde acaba nasıl bir rahmet indirir? Ya Kendi șanlı aziz İsmi anıldığında nasıl bir rahmet yağar ddüșünebiliyormusunz ey insanlar? Kendisin Ismi Celili anıldığında ne indirir? Șeyhimiz hazretleri öyle buyuruyor: “ Allahın İsmi Celili anıldıği vakitde, bir defa Allah denildiği vakitde o kimseye Allahın ne vereceğini Enbiya bilemez” diyor. Niye? E Kendi zikri bu! Allahın Kendi İsmi Celilinin zikri. Allah Hu Allah Hu Allah Hu Hak! Allah Hu Allah Hu Allah Hu Hak! Allah Hu Allah Hu Allah Hu Hak! Bir defa Allah diyene vereceğini Cenabı Hakkın Enbiya Peygamber bilemez diyor sen 10 kere yüz kere bin kere milyon kere Allah dedinmi nasıl olur, anla! Allah İsmi Celili bu! Allah İsmi Celilini anmak o kadar o kadar okadar yüksek o kadar büyük șeref haddi hesabı bulunmaz kalemler yazamaz, bir defa ALLAH dese! Allah Allah Allah Allah Allah Allah Kerim Allah Allah Allah Allah Allah Allah Allah Aziz Allah Allah Allah Allah Allah Allah Allah Subhan Allah Allah Allah Allah Allah Allah Allah Sultan Allah Ya Allah Sensin Sultan biz Hiçiz! Sensin Allah Sensin Subhan Sensin Sultan!
MEHTER / TASAVVUF MÜZİK
SİTE HARİTASI
SAAT
Üyelik Girişi