CEMAZİYEL -EVVEL HAKİKAT DAMLASI
HADİS-İ ŞERİF IŞIĞINDA AHİRZAMAN “Siz öyle bir zamanda yaşıyorsunuz ki sizden biriniz emrolunduğu şeylerin onda birini terk etse helâk olur. Sonra öyle bir zaman gelecek ki sizden kim emrolunduğu şeyin onda birini yapsa kurtulur.” (Tirmizî, Fiten, 79/2267) “Öyle bir zaman gelecek ki o zaman şu üç şeyden daha kıymetli birşey olmayacaktır: Helal para, can u gönülden arkadaşlık yapılacak bir kardeş ve kendisiyle amel edilecek bir sünnet.” (Heysemî, I, 172) “Öyle bir zaman gelecek ki, kişi helâlden mi haramdan mı kazandığına aldırmayacak!” (Buharî, Büyû; 7) Ebu Said el-Hudrî’den rivayet edildiğine göre Rasûlullâh -sallallâhu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: “Aranızda öyle bir grup ortaya çıkacaktır ki, namazınızı onların namazları, oruçlarınızı onların oruçları ve diğer amellerinizi de onların amelleri yanında az göreceksiniz. onlar Kur’ân okurlar, fakat okudukları boğazlarından aşağı geçmez. onlar okun yaydan çıktığı gibi dinden çıkarlar...” (Buhârî, Fedâilü’l-Kur’ân, 36) “Öyle bir zaman gelecek ki okuma meraklı kurrâ çoğalacak; fakîhler ise azalacak ve bu sûretle ilim çekilip alınacak. Daha sonra öyle bir zaman gelecek ki insanların okudukları boğazlarından aşağı geçmeyecek.” (Hakim, Müstedrek, V, 504) “Şiddetli bir şekilde yaklaşan fitne sebebiyle vay insanların hâline. İnsanlar mü’min olarak sabahlar da akşam kâfir oluverirler. İnsanlar dinlerini küçük dünya menfaati karşılığı değiştiriverirler. İşte öyle zamanda dinlerinde sâbit kalabilenler ellerinde kor ateşi tutanlar gibidirler.” (Ahmed İbn Hanbel, Müsned, II, 390; Ayrıca bkz. Müslim, İman 186; Tirmizi, Fiten 30, (2196) “Öyle bir zaman gelecek ki bütün insanlar ribâ ile iş yapacak. Ondan sakınanlar dahi tozuna bulaşmak durumunda kalacaklar.” (Nesâî, Büyû 2; İbnu Mâce, Ticârât 58; İbn Hanbel, Müsned, IV, 494; Beyhakî Sünen, IV, 275) “Öyle bir zaman gelecek ki doğru söyleyenler yalanlanacak, yalancılar ise doğrulanacak. Güvenilir kimseler hain sayılacak, hâinlere güvenilecek. İnsanlardan şâhidlik etmeleri istenmediği halde şâhidlik edecekler, yemin etmeleri istenmediği halde yemin edecekler,” (Taberâni, XXIII, 314) “Öyle bir zaman gelecek ki insanlar iyiliği özendirmeyecek, kötülükten de sakındırmayacaklar.” (Heysemî, Mecmauz-zevâid, VII, 280) Rasûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem- buyurdular ki: “Muhakkak ki insanlar üzerine öyle bir zaman gelecek ki, o vakit kişi altından sadaka ile (çarşı Pazar) dolaşır da bunu kendisinden sadaka olarak kabul edecek tek kişi bulamaz. O zaman, tek bir erkeğe kırk tane kadının tâbi olduğunu ve kadınların çokluğu ve erkeklerin azlığı sebebiyle ona sığındıklarını görürsün.” (Buhari, Zekât 9; MüsIim, Zekat 59) “Ben sizin dünya hırsıyla birbirinizle kapışmanızdan, birbirinizi katletmenizden ve sizden öncekiler gibi helâk olup gitmenizden korkuyorum.” (Müslim, Fezâil 31) “…Ben asıl sizin dünyayı elde etmek için birbirinizle kapışıp kavga etmenizden korkuyorum.” (Buhârî, Cenâiz 71, Menâkıb 25, Megâzî 27, Rikâk 7, 53; Müslim, Fezâil 30) Hz. Sevban radıyallahu anh anlatıyor: “Rasûlullâh -sallallâhu aleyhi ve sellem- buyurdular ki: “–Size çullanmak üzere, yabancı kavimlerin, tıpkı sofraya çağrışan yiyiciler gibi, birbirlerini çağıracakları zaman yakındır.” Orada bulunanlardan biri: “–O gün sayıca azlığımızdan mı bu durum başımıza gelecek?” diye sordu. “–Hayır, bilakis o gün siz çok olacaksınız. Lakin sizler bir selin getirip yığdığı çer-çöpler gibi hiçbir ağırlığı olmayan kimseler durumunda olacaksınız. Allah, düşmanlarınızın kalbinden size karşı korku duygusunu çıkaracak ve sizin kalplerinize zaafı atacak!” buyurdular. “–Zaaf da nedir ey Allah’ın Rasûlü?” denildi. “–Dünya sevgisi ve ölüm korkusu!” buyurdular.” (Ebu Davud, Melahim 5/4297) Ebu Ümeyye eş-Şa’bani anlatıyor: “Ey Ebu Sa’lebe dedim, şu ayet hakkında ne dersin?” (Mealen): “Ey iman edenler! Siz kendinize bakın. Siz doğru yolda oldukça, sapıtmış olanlar size zarar vermez.” (Maide 105) Bana şu cevabı verdi: “Gerçekten bunu, iyi bilen birine sordun. Zira ben aynı şeyi Rasûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem-’a sormuştum. Demişti ki: “Ma’rufa sarılın, münkerden de kaçının! Ne zaman uyulan bir cimrilik, takip edilen bir hevâ, (dine, ahirete) tercih edilen dünyalık görür, rey sahiplerinin (selefi dinlemeden) kendi reylerini beğendiklerini müşahade edersen, o zaman kendine bak. İnsanlarla uğraşmayı bırak. Zira (bu safhaya gelince) arkanızda sabır günleri var demektir. O günler avuçta ateş tutmak gibi (sıkıntılı)dır. O günlerde, sizin kadar amel yapabilen bir kimseye elli kişinin ecri verilecektir.” (Ebu Davud, Melahim 17/4341); Tirmizi, Tefsir, 5/3060); İbnu Mace, Fiten 21) Rasûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem- buyurdular ki: “-İnsanlar öyle günler görecek ki, katil niçin öldürdüğünü, maktul de niçin öldürüldüğünü bilemeyecek.” “-Bu nasıl olur?” diye soruldu. Şu cevabı verdi: “-Herçtir! Öldüren de ölen de ateştedir.” (Müslim, Fiten 56) Zübeyr İbnu Adiy rahimehullah anlatıyor: “Hz. Enes İbnu Mâlik radıyallahu anh’ın yanına girdik. Haccâc’ın bize yaptıklarını şikayet ettik. “-Sabredin, buyurdu. Zira öyle günlerle karşılaşacaksınız ki, her yeni gün, gidenden daha kötü olacak. Bu hal Rabbinize kavuşuncaya kadar devam edecek. Ben bunu, Rasûlunüz -sallallâhu aleyhi ve sellem-’den işittim.” (Buhari, Fiten 6; Tirmizi, Fiten 35/2206) Hz. Huzeyfe radıyallahu anh anlatıyor: “Rasûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem- birgün: “-Bana kaç müslüman olduğunu sayıverin” buyurdular. Biz: “-Ey Allah’ın Rasûlü! Bizim sayımız altı-yediyüze ulaşmış olduğu halde, hakkımızda korku mu taşıyorsunuz?” dedik. “-Siz bilemezsiniz, (çokluğunuza rağmen) imtihan olunabilirsiniz!” . Gerçekten öyle (belaya maruz kalıp) imtihan olunduk ki, içimizden namazını gizlice kılanlar oldu.” (Buhari, Cihad 181; Müslim, İman 235) Abdullah ibn-i Ömer -radıyallâhu anh- tarafından rivayet edilmiştir. Rasûlullâh –sallâllâhu aleyhi ve elem- bize yönelerek şöyle buyurdu: “Ey Muhacirler cemâati! Beş şey vardır ki, onlarla mübtelâ olacağınız zaman Ben sizlerin o şeylere erişmenizden Allâh’a sığınırım. Onlar şunlardır: 1- Bir milletin içinde zina, fuhuş ortaya çıkıp nihayet o millet bu suçu alenî olarak işlediğinde, mutlaka içlerinde taun hastalığı ve onlardan önce gelip-geçmiş milletlerde vuku bulmamış hastalıklar yayılır. 2- Ölçü ve tartıyı eksik yapan her millet mutlaka kıtlık, geçim sıkıntısı ve başlarındaki hükümdarların zulmü ile cezalandırılırlar. 3- Mallarının zekâtını vermekten kaçan her millet mutlaka yağmurdan menedilir (kuraklık cezası ile cezalandırılır) ve hayvanları olmasa (Allâh hayvanlara acımasa) onlara yağmur yağdırmaz. 4- Allâh’ın ahdini (emirlerini) ve Rasûlün sünnetini terk eden her milletin başına mutlaka Allâh kendilerinden olmayan düşmanı musallat eder ve düşman o milletin elindeki-avucundakilerin bir kısmını alır. 5- İmamları (yâni devlet adamları) Allâh’ın Kitabı ile amel etmeyip Allâh’ın indirdiği hükümlerden işlerine geleni seçtikçe Allâh onların hesabını kendi aralarında görür.” (İbn-i Mâce, Fiten, 22) Rasûlullah sallallahu aleyhi veselem şöyle buyurdu: “Fırat nehrinin suyu çekilip, aktığı yatakta bulunan bir altın dağı meydana çıkmadıkça ve kurtulup kazanan ben olayım diye birbiriyle çarpışan her yüz kişiden doksan dokuzu ölmedikçe kıyamet kopmaz.” (Buhârî, Fiten 24; Müslim, Fiten 29. Ayrıca bk. İbni Mâce, Fiten 25) Diğer bir rivayet ise şöyledir: “Pek yakında Fırat nehrinin suyu çekilerek aktığı yatakta bir altın hazinesi meydana çıkacaktır. O günü gören kimse, o hazineden kesinlikle bir şey almasın.” (Buhârî, Fiten 24; Müslim, Fiten 29-32. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Melâhim 13; Tirmizî, Sıfatü’l-cenne 26) “Nefsim kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki kişi bir kabre uğrayıp üzerine abanarak: ‘Keşke bu kabrin içinde ben olsaydım’ demedikçe kıyamet kopmaz. Hâlbuki bu sözü ona söyleten din değil, belâ olacaktır.” (Buhârî, Fiten, 22; Müslim, Fiten, 53-54) Öyle bir zamanın geleceği, insanların kalblerinin dünya sevgisi ile dolacağı, cihadı zarar olarak görüp zekat vermeyi altından kalkılması zor bir borç olarak görecekleri bildirilir. (Ali el-Müttaki, Kenz, III, 236/6322) Rasûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem- buyurdular ki: “-Beni İsrail üzerine gelen şeyler, aynıyla ümmetimin üzerine de gelecektir. Öyle ki onlardan aleni olarak annesine gelen olmuşsa, ümmetimden de bu çirkin işi mutlaka yapan olacaktır. Nitekim, Beni İsrail yetmişiki millete (dine, fırkaya) bölünmüştü. Benim ümmetim de yetmişüç millete bölünecektir. Bunlardan bir tanesi hariç hepsi ateştedir.” “-Bu fırka hangisidir?” diye soruldu. “-Benim ve ashabımın üzerinde olduğu şeyden ayrılmayanlardır!” buyurdular.” (Tirmizi, İman 18/2641) Rasûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem- buyurdular ki: “Ümeranız hayırlı olanlarınızdan iseler, zenginleriniz sehâvetkâr kimselerse, işlerinizi aranızda müşavere ile hallediyorsanız, bu durumda yerin üstü (hayat), altından (ölümden) hayırlıdır. Eğer ümeranız şerirlerinizden, zenginleriniz cimri ve işleriniz kadınların elinde ise, yerin altı üstünden, (ölmek yaşamaktan) daha hayırlıdır. (Çünkü artık dini ikame imkanı kalmaz).” (Tirmizi, Fiten 78/2266) Rasûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem- birgün: “-Gençlerinizin fıska düştüğü, kadınlarınızın azdığı zaman haliniz ne olur?” diye sormuştu. (Yanındakiler hayretle): “-Ey Allah’ın Rasûlü, yani böyle bir hal mi gelecek?” dediler. “-Evet, hatta daha beteri!” buyurdu ve devam etti: “-Emr-i bi’l-ma’rufta bulunmadığınız, nehy-i ani’l-münker yapmadığınız vakit haliniz ne olur?” diye sordu. (Yanındakiler hayretle:) “-Yani bu olacak mı?” dediler. “-Evet, hatta daha beteri!” buyurdular ve sormaya devam ettiler: “-Münkeri emredip, ma’rufu yasakladığınız zaman haliniz ne olur?” (Yanında bulunanlar iyice hayrete düşerek): “-Ey Allah’ın Rasûlü! Bu mutlaka olacak mı?” dediler. “-Evet, hatta daha beteri!” buyurdular ve devam ettiler: “-Ma’rufu münker, münkeri de ma’ruf addettiğiniz zaman haliniz ne olur?” (yanindeki Ashab:) “-Ey Allah’ın Rasûlü! Bu mutlaka olacak mı?” diye sordular. “-Evet, olacak!” buyurdular.” (Heysemi, Mecma’u’z-Zevaid, VII, 281) Rasûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem- buyurdular ki: “İnsanların dünyaca en bahtiyarını âdi oğlu âdiler teşkil etmedikçe Kıyamet kopmaz.” (Tirmizi, Fiten 37/2209) Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: “Rasûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem-, yanındaki cemaate konuşurken, bir adam gelerek: “-Ey Allah’ın Rasûlü! Kıyamet ne zaman kopacak?” dedi. Sallallâhu aleyhi ve sellem- konuşmasına devam etti, sözlerini bitirdiği vakit: “-Sual sâhibi nerede?” buyurdular. Adam: “-İşte buradayım ey Allah’ın Rasûlü!” dedi. Sallallâhu aleyhi ve sellem-: “-Emanet zâyi edildiği vakit Kıyameti bekleyin!” buyurdular. Adam: “-Emanet nasıl zâyi edilir?” diye sordu. Efendimiz: “-İş, ehil olmayana tevdi edildi mi Kıyamet’i bekleyin!” buyurdular.” (Buhari, İlm 2, Rikâk 35) Hz. Ali radıyallahu anh anlatıyor: “Rasûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem- birgün: “Ümmetim onbeş şeyi yapmaya başlayınca ona büyük belanın gelmesi vâcip olur!” buyurmuşlardı. (Yanındakiler:) “Ey Allah’ın Rasûlü! Bunlar nelerdir?” diye sordular. Sallallâhu aleyhi ve sellem- saydı: -Ganimet (yani milli servet, fakir fukaraya uğramadan sadece zengin ve mevki sahibi kimseler arasında) tedavül eden bir metâ haline gelirse, -Emanet (edilen şeyleri emânet alan kimseler, sorumlu ve yetkililer, memurlar) ganimet (malı yerini tutup, yağmalayıp nefislerine helal) kıldıkları zaman, -Zekât (ödemeyi ibadet bilmeyip bir angarya ve) ceza telâkki ettikleri zaman. -Kişi annesinin hukukuna riayet etmeyip, kadınına itaat ettiği; -Babasından uzaklaşıp ahbabına yaklaştığı; -Mescidlerde (rıza-yı ilâhi gözetmeyen husûmet, alış-veriş, eğlence ve siyâsiyâta vs. müteallik) sesler yükseldiği zaman. -Kavme, onların en alçağı (erzel) reis olduğu; -(Devlet otoritesinin yetersizliği sebebiyle tedhiş ve zulümle insanları sindiren zorba) kişiye zararı dokunmasın diye hürmet edildiği; -(Çeşitli adlarla imal edilen) içkiler (serbestçe) içildiği; -İpek (haram bilinmeyip erkekler tarafından) giyildiği; -Çeşitli adlar altında şarkıcı kadınlar ve çalgı aletleri edinildiği; -Bu ümmetin sonradan gelen nesilleri, önceden gelip geçenlere (çeşitli ithamlar ve bahanelerle) hakâret ettiği zaman artık kızıl rüzgârı, (zelzeleyi), yere batışı (hasfı) veya suret değiştirmeyi (meshi) (veya gökten taş yağmasını, (kazfi) bekleyin.” (Tirmizi, Fiten 38/2210) Mikdam bin Ma’dikerb’in bir hizmetçisi vardı, süt satardı, Mikdam da karşılığında para alırdı. Ona: “-Sübhanallah, süt satıp para mı alıyorsun?” dediler. O da: “¬-Evet, bunda ne var ki? Ben Rasûlullâh -sallallâhu aleyhi ve sellem-’in şöyle dediğini duydum: “-İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelecek ki o vakit dinar ve dirhemden başka bir şey fayda vermeyecek!” dedi. (Ahmed bin Hanbel, IV, 133) “Sizin üzerinize öyle bir zaman gelecek ki o vakit siz, iyilikleri emretmeyen ve kötülükleri yasaklamayan kimselerin en hayırlı kişiler olduğunu düşünürsünüz.” (Ali el-Müttaki, Kenz, III, 686/8462) Rasûlullâh -sallallâhu aleyhi ve sellem-: “-İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelecek ki o vakit müminin kalbi tuzun suda eridiği gibi eriyecek!” buyurdu. “-Niçin eriyecek yâ Rasûlallah?” diye sorulduğunda: “-Kötülükleri görüp de onları değiştirmeye güç yetiremediği için” buyurdu. (Ali el-Müttaki, Kenz, III, 686/8463) Rabbim Bizleri Uyananlardan Eylesin İnşAllah.

İNSANLIK NEREYE GİDİYOR

      
بِسْــــــــــــــــــــــمِاﷲِارَّحْمَنِارَّحِيم

İnsanlık nereye gidiyor   !!!!      
Ecdadın dediği gibi su yolunu bulur .Ya yapar, yada yıkar zerresinin tayin edildiği son damlanın gideceği noktaya kadar gider önemli olan suyun Allahın memnun olacağı istikamete sevk edilmesidir,yani ey insan sen o suyu yaratanın yarattığı insanın,hayvanın,nebatatın faydalanacağı yere gitmesine sebeb olursan muhakkakki Allah bu hareketinden dolayı sana sonsuz lutfundan nasip eder ama insanlar maalesef ahir zamanın gafletinden dolayı hep şunu söyler banane yahu ne karışıyorsun sanane .
Ey insan bu alemde yaşıyorsan senin ile birlikte yaşayanlarada karşı sorumluluğun var insanata, hayvanata, nebatata da  Allah c.c hazretlerinin yarattığı onsekizbin alemin senin ile birlikte göremediğin ama var olan yaşayanlara çünkü bu alemde tek değilsin senin dünyaya gelmene sebeb tayin edilen annen, baban kardeşlerin evliysen eşin evlatların akrabaların var sen nasılki her güzel şeyin senin ve sevdiklerinin olmasını istiyorsan diğer insanlarda bunun kendileri ve etrafındakiler içinde ister, Osmanlı zamanında şeyhülislamlık yapmış olan 2 Beyazıt Han, Yavuz Sultan Selim Han, Kanuni Sultan Süleyman han devrinde 24 yıl vazife ifa etmiş olan Allah dostu alim olan Zenbilli Ali Efendiye sormuşlar mubarek evinin üst katındaki penceresinden hasır bir zembil (sepet) sarkıtır soru sormak isteyen kağıda yazar zembile koyar ali efendide soruyu yazarak cevaplar zembille sarkıtır kişide cevabını alırmış. 
soru: Ey Ali Efendi kıyamet ne vakit kopar 
el cevap: kıyametin ne zaman kopacağını bilmem ama alameti nemelazımcılıktır. Buradan da anlaşıldığı gibi maalesef zamanımızdaki insanlar nemelazım demekten Allahı, ölümü, mezarlığın yolunu unutup birahanelerin, gazinoların bu gibi yerlerin yolunu itibar ve şahsiyet yolu olarak seçmişler ama o binecekleri tabi nasipse dört kollu vasıtaya dünyaya gelirken dönüş için alınmış tarihi ve saatini sadece bilenin nur kalemi ile yazılmış olan biletin ahiret hava yollarının mezarlıklar hava meydanının kabristan pistine zorunlu iniş yapacak olan yakıtı arkadaşları, dostları akrabalarının omuz kuvvetiyle havada uçurularak gelen şahsa özel vasıtanın yolcusunun ebedi istirahatgahına teslim edecekleri zaman hoca hemen ey cemaat bu özel yolcumuzu arkadaşımızı nasıl bilirdiniz cemaatdan içden bir cevap ey hoca efendi çok iyi bilirdik çok iyi içki içerdi, çok güzel gazinoda dansöze namına yakışır bol para takardı, iyi alem yapar Ankara havasını duyunca dayanamaz ortaya bir dayı gibi çıkar çok iyi gerdan kıvırıp göbek atardı,helalinin haricinde başka hanımlara ve kızlara çok şehvetli bakar arkalarındanda süper mühtehcen konuşur haramı buldumuda kör, topal, güzel, çirkin demez kurbağanın suya atladığı gibi atlardı. Yani ne diyelim fiyakalı adamdı biz arkadaşlarını çok sever değer verirdi cebinde bin lirası varsa Allah için yüz lirasını evine ailesine hanımına çocuklarına bir ay her türlü ihtiyaçlarını karşılaması için bırakır şayet paraları yetmez ise hanımını ,çocuklarını tavuk tesislerine, tarla çapalamaya, yol boyundaki dinlenme tesislerine bulaşık yıkamaya veya garsonluğa gönderir  yine onları düşündüğü için spor amaçlı sağlam beden sağlam vücutta bulunur ilkesi için paslanmasınlar beden sporu yaparak vücutlarını zinde tutmalarına yardımcı olurdu ve akşamları evini rahatsız etmemek için sabahın güne dönümünü beraber yapardık, eh işte arta kalan parasının dokuzyüz lirasıylada biz dostlarını asla unutmazdı bizleri fındık, fıstık, ceviz içleriyle besler her türlü içkiyi önümüze serer di kelimeler yetmez onu tarif etmeye imkan yoktur onun haftası altı gündü cuması yoktu bazen şubat ayının 29 gibi yedide olurdu kulağı hep uyku halindeydi. O yüzden Cuma namazlarında dahi göremeyip tanıyamadıysan senin için üzülürüz hocam bir gün sizinle arkadaşımızı yad eder güzel anılarımızı konuşuruz o yüzden aman hocam muameleni iyi yap bizde seni görürüz, arkadaşımıza bizimde bir kıyağımız olsun aman hocam bizi burada fazla tutma arkadaşımız hangara alınırken yanlışlıkla gözünü açar falan aman masa arkadaşım mey arkadaşım der kolumuzdan çeker siz bir an evvel arkadaşımızla ilgilenin bizde hafiften hafif ten dünyaya kayalım üzüntümüz büyük efkarımızı dağıtalım zaten abdest de yok havlu yoktu kurulanamaz sulu kalırız diye alamadık namazıda kılamadık ayıp olmasın eyvallah hocam artık benide getireceğiniz zaman görüşürüz biraz beklersiniz ama mühim değil en azından tanıştık benim bu dünyada yapacağım çoooook işler var o yüzden vakit uzun haydi size kolay gelsin.                            
Ey insan ölüm var sanada var ALLAH C.C haricinde yaratılan her şeye tendeki can ı kafesinden çıkaran ölüm meleği Azrail as. da var, toplumumuzda güzel bir söz vardır her kişi kendi evinin önünü temiz tutarsa her yer temiz olur o yüzden bu mubarek beldede birçok Allah dostu Evliya-i Kiram hazeratı meftundur edebini gözetki senide melekler Allah katındaki özel deftere edebli yazsınlar sen edebli olursan karşındakide haya eder oda edeblenir, (kalbi mühürlü olanlar hariç) çünkü insan insanın aynasıdır utanmak,haya Allahın eşrefi mahlu insandaki en sevimli saydığı sıfatlardandır hayalı insan imanlı insandır Allahını bilen edebli insan peygamberin ümmeti olarak şerefleneceği insandır bu sebeble insana ,hayvana, nebatada Allahın hakkaniyeti ile bakki hakikatten ibret alasın teslim edileceğin yere temiz ve pak gidesin alemi seyrederken aileni ve sevdiklerine baktığın gibi bakki bakışların incitmesin ok gibi saplanıp yaralamasın öldürmesin başkasıda senin sevdiklerine de baktığın gibi hoş baksınki kalbin incinmesin gönlün mahsun kalmasın, helalin tadını damağın birkez edeble haya ile tatsınki haramın bataklığında gülün endamının ve kokusunun olmadığını göresin, gül temiz havada temiz topraktaki yerde güzeldir, ahırın içinde en güzel gülün kokusunu duyamazsın o yüzden herkezin evi en güzel topraktır herkezin eşi en güzel endamdır ve çocukları en temiz havadır. Allahın sana verdiği bu kokuyu ömrün oldukça doyasıya koklayasın ve şükredesinki Allahda senden razı olsun Peygamberde senden razı olsun evliyaların himmeti ile seni kötülüklerden ve müsibetlerden muhafaza buyursun bu sebeble bu dünyada yanlışı görüp sırtını dönen yanlışı yapan ile aynıdır çünkü Allah c.c kimki bir yanlışı görür müdahale etmez ise kıyamet günü onlardandır ve onlar ile haşr olur o yüzden Ey insan banane ,sanane deme yani nemelazımcılığı bırakki, buraya dünyanın başına  gelmeden evvel kıyamet gelip senin başına kopmasın yani her şeyin özeti: HAKKANİYET Tevfik Allahtandır. 
Fatiha
Sivrihisar 2016 Ercan KARA
MEHTER / TASAVVUF MÜZİK
SİTE HARİTASI
SAAT
Üyelik Girişi